18 Ocak 2009 Pazar

Uzun zamandan sonra

*Kulüp işi için taksiye binmek zorunda kaldım,taksicide anasını satayım ne adammış bi insan bu kadar mı beğenir kendini:D

nasıl geldik ama trafiğe hiç takılmadan,başkası olsa buraları bilmez baba gına geldi bi sittir git

*Issız adam olmasaydı (Filme aktarılmasaydı) Ayla Dikmen dillerde dolaşır mıydı?Üzüntüm budur,değerler her zaman var sadece milletin gözüne sokulması mı gerekiyor?Ahhh ahh bilemediler sizin kıymetinizi

*Bi ruhsuzluk içerisindeyim,tepkisiz

*Her kendini yalnızlığa vuran kedi seviyor,hayvanları seviyorum bahane onlar olmadan önce sevseydiniz

*Her taraftan bir aşk furyası çarpıyor içine ettiniz bravo,teşekkürler bari romantizmi öldürmeyin çok rica edeceğim

*Bu sene en çok küfür ettiğim yıl sanırım ki sevmem nedenleri arasında İETT geliyor yok abicim yani adamlar kendi kafasına göre saatleri ayarlıyorlar deliriyorum ama ettiklerimden pişman değilim

*Bak yine taksi muhabbeti oldu geçenlerde yokuştan aşşağı iniyoruz ben tabi arabanın arkasını görüyorum orta yere çekmiş adam arabayı ve genelde ben iğneleyerek konuşurum ama hafif meşrep tabi neyse dedim adamlar tam yerini buldular sayısal oynuyorlar dememi sen gel ciddiye al abi orda oynanır mı falanlar filanlar bunu tartıştık kafayı çevirince adam kaza yapmış meğer lafımı ciddiye alan biraz saftı sanırım ne diyim ki ...

*Yine bu sene beni bezdiren sorulardan birisi de 5dk içerisinde sorulan “N’aber?” “Nasılsın?” tamam bir iki defa sorulabilir de ulan saydım babam en az bi 20 defa soruyor otomatiğe bağladı beni de manyağa kimisi de sinirlendirmek için yapıyor tabi deliriyorum

*Otu boku Ergenekon’a bağladılar bakkaldan yumurta almaya korkuyorum.

Korkuyorum annneeeeeee :D

Not: Yeni düzeltme valla tehlikeli iş kimin ne zaman,ne şekilde gideceği belli olmuyor :D

*Bu aralar nedendir bilmiyorum habire “Miiiiii” sesi veriyorum,neyin etkisi yine bilinmiyor

*Ne zaman çekime gitsem bir kargaşa çıkıyor

*Anlamsızlık kuyusuna bozuk para atıp dilek dilesem

*Sırbistan’da ki kızları özledim ne yalan söyleyeyim

*Yakında çoğumuzun hayatı birer “Californication”

*Gelen geçen herhangi bir otobüs hattı gibi olsa da hayat.Yine Barış Abi’nin dediğine varıyor;

Dünyaaaa dolu yar olsa da alacağın bir tane (Çıt çıt çedene 1963)



-Büyük insanların derdine derman olamayacağım kesin ama gözle de görülen görmüş geçirilmişlik kavramında benimde söyleyeceklerim var.Bakıyorum ki etrafıma hepimiz tıpatıp aynı olmasa bile benzer şeylerle ya karşılaşmışız ya da yaşamışız

1 Haziran 2008 Pazar

Hediye

Hiç düşünmeden oturdum
Biraz esiyordu sanırım
Kaybolmuş bedenler içinde olduğumu farkettim
Havalı gülüşler etrafta cirit atıyor

Neden gelmiştik?
Mola mı verdik?
Soluklanmaya ihtiyacım yok
Yoruldum ama beni yoran
Yanlış kişiler

Arkamda bir fısıltı diğerlerine benzemeyen
Döndüğümde o duru güzelliği gördüm
Bir anlık bakışma yaktı
Daha öncesinde neler olduğunu gördüm
Sen söz versen bile üzülmeyeceğimize
Bu bitecek bir gün en azından bunu biliyorum

En keyifli tarafı seni uzaktan izlemek
Saatlerce dokunmadan bakmak
Çizdiklerini sorgulamadan
Kalp atışını bile değiştirmeden bakmak
Saçına bile dokunmadan oturup bakmak

Sanırım bu kadarı benim için yeterliydi
ya da miy di?
Anlamadan kalktın sanırım buradaki sahte gülüşlerden

Şimdi atsam kendimi burdan beklemeksizin bu boşlukta kim diye



(Sanırım Bakırköy ve sanırım capacity)

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Sende-Bende

Herkes kötülüklerin gitmesini isterken
Biz sevdiklerimizi terkediyoruz
Hem de büyük bir acıyla

Anlıyoruz boş olduğunu
Doluya doldurmanın
Çünkü hazmetmemişler
Çünkü doymuşlar sevgiye

Ben aç değilim
Sadece gereken değeri vermeliyim

Anlamsız gelebilir sana
Ne olduğunu öğrenmişsin sadece lafta
Yaşamamışsın gerçeği
Yaşadım sanmışsın,kandırmışlar seni

Değiştiremem bundan sonra
Bildiklerin sana doğru

Aynı noktaya gelsek de bazen
Sanırım ayrı yollarda yürümeliyiz
Her ne kadar birbirimizi paylaştıksa da


(Dibe çöküş)

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Çark

Ne zaman küçük bir çocuktum
Dinlemeyi öğrendim

Ne zaman küçük bir çarktım
Sistemin parçası olmayı öğrendim

Ne zaman hisseder gibi oldum
Kaybetmeyi öğrendim


( Öyle bir anlık geldi işte)

29 Nisan 2008 Salı

Gelecek

Herşeyin sona erdiği yerdeyim
Ne beklediğimin farkında değilim
Umutlar sırt çantamda
Saatim durmuş
Yanıyorum bu durakda

Toz bulutu kaplı
Kapı gıcırtıları
Parmak ucuma düştü
Yağmur taneciği
Issız tavan arası gibi rutubetli
Anne koynu gibi sıcacık
Baba kızgınlığı gibi öfkeli
Kalmalı mı? Gitmeli mi?

Zincirlerim yok ki
Neden düşüneyim?
Bu saatten sonra neyin kararı verilmeli?
Tek bir yol var sonu nereye gider
Düşenmeden hareket etmek ise ahmaklığın göstergesi
Yeni bir yol mu çizmeli?

Haydi dürt kendini
Kalk ayağa yol uzun bekler beni
Arkama baksam boş kuyu karanlığı
Atmosfer bile hoşçakalı özlemiş
Yankılanır merhabalar

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı