5 Aralık 2017 Salı

Aklımızdaki müziklere çektiğimiz klipler

 Sıkı bir R.E.M. fanıyım. R.E.M. grubunun solisti Michael Stipe "Her şarkıya klip çekmiyoruz. Dinleyenlerimizin kendi kliplerini düşlemesi, benim hoşuma gidiyor" Tarzında bir açıklaması vardı. R.E.M.'de böyle bir felsefe vardı. "Ya aslında adamlar şuna şöyle klipler çekse, ne güzel olur" Dediğiniz zamanlar olmuştur.

 Bundan yedi - sekiz sene önce SD Sony kamera ile yollara düşmüştüm. Çoğunlukla spontane çekerek bu işe girdim. İlk klip için Airportman parçasını seçmiştim. Şimdi baktığınızda piksel geliyor fakat şarkı ile uyum içerisine girince güzel oluyor. Devamında birkaç parçaya daha böyle eşlik ettim.

 Tabi sizinle bu yazıyı paylaşmamın sebebi de yaptığım birkaç işi paylaşmak istemem :)

R.E.M. ile ilgili çektiklerim,

Airportman

New Orleans Instrumental 1

Saturn Return

Blue

Kanal içerisinde birkaç tane de kendi çapımızda denemelerimiz olmuştu :) sonradak bu kafayı YouTube'da başka bir platformda hayata geçirdim. Umarım hoşunuza gider. Unutmadan R.E.M. Turkiye Facebook sayfamıza da bekleriz.

R.E.M. Turkiye Facebook - https://www.facebook.com/groups/7914581114/

Diğer YouTube çalışmaları - https://www.youtube.com/user/kapont/videos

24 Ekim 2017 Salı

Marcus Miller (21 Ekim 2017) Zorlu PSM Performansı

  Ülkedeki şu malum "Ay gece gece dışarıda başımıza bir şey gelmese bari" Sendromları biraz atlatıldıktan sonra (Bombalama olayları yani) uzun süre sonunda bir etkinliğin kapısını aralamanın vaktinin geldiğini düşündük. İKSV konserlerinden ve üstad sınıfından biri olan, vazgeçemediğimiz Marcus Miller konserine gittik. Biletleri 21 Ekim'den iki hafta önce almıştık ki indirimli zamanıymış.

 Zorlu PSM'e gelince değerlendirme açısından ele alalım. Daha önceden. taaa üç sene önce olabilir belki dört. İstanbul Light Festival'de gitmiştim. Kapalı alan olarak sadece PSM içerisinde bir performans vardı. Konser akustiği olarak iyi tasarlanmış. Sesler çok iyi geliyor kulağa ve sağ balkondan izleyen biri olarak çok büyük keyif aldım. Aklıma bileti aldığımda eski filmlerdeki dürbünle operayı izleyen teyzeler gelmişti ama hiç de öyle değildi.
ZORLU PSM SAHNE

 Tabi bir ufak sıkıntımız olmadı değil :) bu sıkıntımız ise yerinde durmayan ve sanırım ilk defa konsere gelen kızımızla ilgiliydi. Susmak nedir bilmiyor ve hani çok büyük değişiklik oluyormuşçasına öne doğru devamlı eğilerek performansı deyim yerindeyse piç etmeye zorluyordu.

Marcus Miller Konserini piç etmeye çalışan kızımız

Tabi ben olayı sonradan çaktım meğer gizli mesaj verilmek istenmiş. İllimunatiyi görünce "Heh tamam ya, bu kadar neden gözümüze sokuluyor?" Sorusunun cevabını almış oldum. 

Marcus Miller 2013 senesinde UNESCO tarafından barış elçisi seçildi. Son albüm olarak da Afrodeezia albümü çerçevesinde konserlere çıkıyor. Parçalar öncekilerine göre leziz ve biraz daha farklı geldi. Klasiklerden Miles Davis - Tutu ve kendi best of parçalarından biri olan Blast'i çaldı. A unutmadan Papa was a rolling stone efsanesini de es geçmemek lazım. Bu parçayı bir sürü kişi coverladı. Marcus da ayrı bir hava kattı. Yanılmıyorsam şarkı 10 dakika sürmüştür. Tabi konuk sanatçı olarak Burhan Öçal da performans sergiledi. B'S RIVER Parçasını da özellikle tavsiye ederim. Eğer halledebilirsem yakın zamanda kendim çektiğim kısa bölümleri de youtube'a ekleyeceğim.

 Afrodeezia performansını ve parçalarını merak edenler varsa bir konser performansı paylaşıyorum. Herkese iyi eğlenceler, esen kalın ;) Bu arada... Geri döndüm :D

#marcus #marcusmiller #marcusmillerafrodeezia #zorlupsm #konser #etkinlik

20 Ağustos 2017 Pazar

Ben neler yapıyorum?

 Bu blogger'a başlarken biraz kafamı rahatlatmak için açmıştım. Sonuçta kişisel bir sayfa ve evinizin en güzel odasında sınırsızca istediğinizi yapabilirmişcesine bir rahatlık vardı. Var mıydı? Biraz yoktu. :) Sonuçta yazıları yazarken bir şekilde ikinci bir kişinin okuyabildiği mecralar veya ortamlarda saygı ve sevgi ön planda olmalı. Bugün dejenere olan jenerasyonların olmasının temel sebeplerinden en büyükleri bunlara dikkat edilmemesi.

 Gelelim bana. İstanbul'da yaşamını sürdüren ama kafa Türkiye'de olmayan, yurtdışına adapte olmuş biriyim. Devamlı saygı, sevgi, hoşgörü ile davranıp da karşılığını alamayan biri olarak kendimi fazlasıyla kapadım insanlara. He kedi babası oldu demeyin, hayvanların da kendi hayatları olduğundan onları sokakta canım isterse seviyorum vs vs. Blog'a baktığımda geçmişte gerçekten okunabilirliği fazlaca olan ve takip edenlerin kişilerden cevap, yorum alamadığımdan dolayı ve kafamda farklı projeler döndüğünden biraz ara verdim :D biraz da değil aslında. Baya bir sene ara verdim. İçimde yeniden yeniden yazmak geliyordu ama onları farklı işlere adamıştım.

 Youtube projesi ve web sitesi için bir proje yaptım 5. senesinde olan bu iş bir bisiklet kanalı ama insanların özellikle Türk insanlarının veya çocukların da desek yanlış olmaz, bu işten anladıkları sadece saçmalık yapmak. Yani 5. senemizde 5.000 aboneyi bile bulamamışken, gerçi bir o kadar da teşekkür ve destek yorumları alıyoruz. İnsanların saçma işler yaparak, hileli yollardan ziyaretçi kazanarak  (gü ya) ya da sıfırdan işe başlar yapıp gibi ama arkasında belli bir firma ile youtube'a gelip, arada bana da sataşarak yapılan işleri gördükten sonra baya soğudum. Hatta sağlam iki tane YOUTUBER ile konuştum ve bu yüzden bu kadar salağın arasında iş yapmanın mantıksız olduğunu, boşa kürek çekmek olduğunu dile getirdiler. Yani bizim millete faydalı işler verince yaptığınız veya planlarınız aksıyor, geri tepebiliyor. Millet eskisine göre neden daha fazla SALAK ? Diye soruyorsanız, cevabını verdim :D

Youtube projem biraz ağır ilerleyecek veya kafama eserse de diyebiliriz çünkü bu tür işlerin Türkiye'de ederi yok bazı kimseler var diyecektir ama ismini duyduğunuz birkaç firma yetkilisi ile konuşurken ve sonrasında aşırı egolu cevaplar ve tavırlarla karşılaştık. Hani bu işi platform ve konsept olarak ilk biz yaptık ama adamlar "Hıııı nası olur da siz yaparsınız?" Gibisinden bir izlenim aldık. Bizim insanımızda takdir ve teşekkür çok az. Ben sivil hayatımdaki iş yaşantısından bunu fazlasıyla biliyorum. O yüzden farklı projeler ve uğraştığım şeyleri harmanlayarak farklı bir boyuta taşıyacağım. Tabii buralara da geri döndük diyebiliriz :)

Eskisi gibi her gün veya her hafta yazı yazamayabilirim. Gerçek ve kafamda oluşturduğum mizahi-hayali hikayeleri toplamam lazım. O yüzden zamanla yine hamuru kıvamına getireceğim.


1 Ocak 2016 Cuma

Sanal Sancılar + Hastalıklar = Ruh hastalığı

Takip eden, etmeyen herkese kocaman selamlar. Haziran Ayı'nda Periscope ile ilgili tespitler yapacağımı ve bununla ilgili yazılar yazacağımdan bahsetmişim. Normalde ben burada artık hayat yok diye biraz boşladım ama istatistiklere bakıyorum da aslında okuyanlar varmış. En azından görüş bildirseler, yani yorum yazsalar da geyiğe vs. devam etsek :)

 Efendim bazı şeyler insan hayatında birikiyor ve ilk başta farkında olmasanız da belli bir seviyeyi geçince neyin ne olduğunu anlıyorsunuz. İnsan tanıma vs. gibi sosyal konular aslında. Bu sefer çok ama çok ciddi bir konuya değineceğim.

Bu ön giriş başlığı olsun ve biraz içerikten ondan bundan bahsedeyim de konu hakkında ve farkındalık olarak da seviyemiz artsın.

 Şimdi biliyoruz ki en güncel örneği şöyle verebilirim sizlere,

 90'lardan bu yana internet kullanımı arttı ve buna bağlı gelişen teknoloji de içimize girdi. Hatta gözümüze glass yani gözlükler ile girdi. Kaçınılmazlardan biri tabi hala eski kafalılıkla kapaklı telefon kullanmıyorsanız. O da tercih sebebi saygı duyarım hatta biraz da desteklerim. Ne format atma derdi var ne de donma problemi var. Neyse geyiği bırakalım. Şimdi teknoloji içimize girdi dedik ve internette sosyalleşme adına sürüsüyle web sitesi ve mobil cihazlar için uygulama var.

Şimdi bu üstteki bölümü unutmayın. Gerçi yazdıklarımın hepsi ile bağlantıları var... Hepimizin sosyal hayatı az çok var ve bazen de kapalı kapılar ardında bir şeyler yaşıyoruz ya da kafamızda kurduklarımızı yaşamak istiyoruz. Bir nevi tatlı hayaller diyelim. Bir de internette takılındığında bu ortamlarda bir nevi monitör arkasında oluşan kimlikler var. Her ne kadar ben size "Bakın böyleyim, şöyleyim" Desem de sizin için sadece bu yazıdan ve internete başlı kaldığınız süre kadar anlam ifade edebiliyorum :) Nefes alsam da şu anlık sizin için sanal biriyim ve öyleyim yani.

Şimdi bu yazı soğumadan devam yazısına geçiyorum ;)


EDİT: ÇOK TATSIZ BİR YAZI OLACAĞI İÇİN DEVAM ETMİYORUM. SADECE GERİBİLDİRİM ALABİLİRSEM YAZACAĞIM.

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Geri mi döndüm nedir ?

 Geri geldim sanırım :) inanamıyorum hala ama bak yazıyorum akıyor klavyeden :)

efendim periscope kullanıyorum millete giydiriyorum falan filan :D burada da periscope da Türk insanımızın mallıklarını pardon nasıl kullanamadığını anlatacağım.


 Güzel bir dönüş oldu sanırım :D

eğer takip etmek isterseniz arada çokça saçmaladığım periscope ve twitter adresimi paylaşayım sizlerle,

 @VentouxM    Hepsini küçük yazsanız da çıkar sanırım :)  arada ciddi olma ihtimalim var ama sınırsız saçmala daha çok.

 Kendinize iyi bakın ;)

#periscope #twitter #comeback #geridöndüm

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı