etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2019 Salı

Snarky Puppy İstanbul


 Garanti caz festivali ve İKSV katkılarıyla bu seneki Caz festivali'nde meraklandıran grup Snarky Puppy'di. Hoş, iki sene önce Ground Up albümü ile tanıdım. Keşke gelseler diye diye iki sene sonra gelmişti.

 Konser Maslak civarında oturmayanlar için baya sapa bir yer olan UNIQ HALL veya UNIQ Volkswagen Arena'da gerçekleşti. Belki yazıyı okuyan arkadaşlar denk gelirse şöyle söyleyeyim, itü ayazağa metro istasyonuna gelmeden önce yol ayrımı var sağ aşağıya doğru giden zaten AYAZAĞA diye tabelada yazıyor. Oradan girip, yokuş aşağı inerken solunuzda kalıyor. Yer muazzam, market, sergi, üçüncü nesil kahveciler, içkili mekanlar vs.

 Açık hava sahnesi idare eder cinsten çok büyük etkinlikleri kaldıramaz diye düşünüyorum. Aşağıda fotoya aldanmayın. Oturma yerleri iki kademe ve arkada demir barikat olarak bu etkinlikte bölünmüştü.

Uniq Açık hava sahnesi

Grubun Shofukan adlı sanırım türlü türlü esntrümanlara uyarlanabilen bir parçası var. Bizim için de tef ve perküsyon'a uyarlanmıştı. Hoşuma gitti açıkçası. Kafama takılanlardan bir tanesi Ground Up albümünde Minjor adlı parçayı Bis'e saklamışlar. Diğer ikinci takılma değil de bis sonrası arkadaki herkes öne çağrıldı. Bazı hayvan arkadaşlar konseri sadece kendileri izliyor sandılar ki öndeki sandalye üzerine çıkıp, bizim bir bok görmemize vesile oldular. Çok teşekkürler kendilerine ve ayrıca arkamda içip içip devamlı "Ben Doğuş grupta çalışıyorum ve Özyeğin Üni'den mezunum" Diyen kızımıza da ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.

 Bu sene ortasında bir de Babylon Bomonti'de konsere gitmistim insanların izleme ve davranışları baya değişmiş. Önünüzdeki kişi ile aranızdaki bir adımlık mesafeye kız-erkek farketmeksizin hiçbir şey söylemeden dalan bir güruh ortaya çıktı bilginiz olsun efendim. 




#snarkpuppy #cazfestivali #cazfestivaliistanbul #snarkypuppyistanbul


24 Ekim 2017 Salı

Marcus Miller (21 Ekim 2017) Zorlu PSM Performansı

  Ülkedeki şu malum "Ay gece gece dışarıda başımıza bir şey gelmese bari" Sendromları biraz atlatıldıktan sonra (Bombalama olayları yani) uzun süre sonunda bir etkinliğin kapısını aralamanın vaktinin geldiğini düşündük. İKSV konserlerinden ve üstad sınıfından biri olan, vazgeçemediğimiz Marcus Miller konserine gittik. Biletleri 21 Ekim'den iki hafta önce almıştık ki indirimli zamanıymış.

 Zorlu PSM'e gelince değerlendirme açısından ele alalım. Daha önceden. taaa üç sene önce olabilir belki dört. İstanbul Light Festival'de gitmiştim. Kapalı alan olarak sadece PSM içerisinde bir performans vardı. Konser akustiği olarak iyi tasarlanmış. Sesler çok iyi geliyor kulağa ve sağ balkondan izleyen biri olarak çok büyük keyif aldım. Aklıma bileti aldığımda eski filmlerdeki dürbünle operayı izleyen teyzeler gelmişti ama hiç de öyle değildi.
ZORLU PSM SAHNE

 Tabi bir ufak sıkıntımız olmadı değil :) bu sıkıntımız ise yerinde durmayan ve sanırım ilk defa konsere gelen kızımızla ilgiliydi. Susmak nedir bilmiyor ve hani çok büyük değişiklik oluyormuşçasına öne doğru devamlı eğilerek performansı deyim yerindeyse piç etmeye zorluyordu.

Marcus Miller Konserini piç etmeye çalışan kızımız

Tabi ben olayı sonradan çaktım meğer gizli mesaj verilmek istenmiş. İllimunatiyi görünce "Heh tamam ya, bu kadar neden gözümüze sokuluyor?" Sorusunun cevabını almış oldum. 

Marcus Miller 2013 senesinde UNESCO tarafından barış elçisi seçildi. Son albüm olarak da Afrodeezia albümü çerçevesinde konserlere çıkıyor. Parçalar öncekilerine göre leziz ve biraz daha farklı geldi. Klasiklerden Miles Davis - Tutu ve kendi best of parçalarından biri olan Blast'i çaldı. A unutmadan Papa was a rolling stone efsanesini de es geçmemek lazım. Bu parçayı bir sürü kişi coverladı. Marcus da ayrı bir hava kattı. Yanılmıyorsam şarkı 10 dakika sürmüştür. Tabi konuk sanatçı olarak Burhan Öçal da performans sergiledi. B'S RIVER Parçasını da özellikle tavsiye ederim. Eğer halledebilirsem yakın zamanda kendim çektiğim kısa bölümleri de youtube'a ekleyeceğim.

 Afrodeezia performansını ve parçalarını merak edenler varsa bir konser performansı paylaşıyorum. Herkese iyi eğlenceler, esen kalın ;) Bu arada... Geri döndüm :D

#marcus #marcusmiller #marcusmillerafrodeezia #zorlupsm #konser #etkinlik

16 Mayıs 2013 Perşembe

Durdurulamaz sololar

 Mart Ayı sonlarına doğru hazırladığımız Joe Satriani ile ilgili yazımızdan kısa bir süre sonra. Dünya Turu kapsamında Ülkemize geleceğini öğrendik :) havalara, karalara, damlara uçtuk diyebiliriz.

 Hem yeni albüm de çıkmış olup,dinledik. Unstoppable momentum adını almasında haklı sebebi var haliyle tüm parçalar dinlerken durdurulmaz bir şekilde kayıp gidiyor. Albümün nasıl bittiğini anlamadım açıkçası. Diğer albümlere göre Satriani soundu yanında yine enerjik parçalar. Aslında spor yapan ve solo seven biriyseniz kesinlikle çalma listesine hepsini eklemenizi tavsiye ediyorum.













 Bu hafta yüzümüzü güldüren olay ise Joe Satriani kendi facebook sayfasından Türk hayranlarına Türkçe seslenmesiydi. Alla alla n'oluyoruz derken, resmi sayfasında olduğunu farkettiğimde hakikatten işte "Adamın dibi" ünvanını aldı :D










Konserden bir gün önce yani 17 Mayıs'da saat 16:30'da Mephisto Kitapevi'nde imza günü var hayranları kaçırmasın. Tabi nasıl bir kalabalık olacak tahmin edemiyorum :)















18 Mayıs günü ise büyük şölen büyük gün üstad sahnede olacak aksilik olmazsa. Umarız Steve Vai gibi bel ağrılarına mağruz kalmayız :)
















Albümde en dikkat çeken parçalarıalbümdeki düzene göre sıralarsak;


1. "Unstoppable Momentum" 
6. "A Door into Summer" 
8. "Jumpin' In"  
9. "Jumpin' Out"           
10. "The Weight of the World" 


Özellikle Jumpin' In - Jumpin Out parçalarındaki bas ritimleri çok hoşuma gitti :)

Sizleri Albümün arka planını anlatan bir video ile başbaşa bırakıyorum.


 

24 Mart 2013 Pazar

Solo Bereketi

 Gitar virtüözleri arasında sadece Satriani denilince bile hoop kafayı çevirip "Acaba ne oldu?" bakışı gelmesi en tahmin edilebilenlerdir.

 14 Temmuz 2007 tarihinde İstanbul'a geleceğini öğrendiğimizde inanamamıştık. Hani ilk Steve Vai konserine giden arkadaşım için "Ulen yine iyi kötü gördün birini" diyip kendimizle eğleniyorduk ama bu sefer Joe Satriani geliyordu be kardeşim. O zaman en taze albüm 2004 çıkışlı "Super Colossal" albümüydü. Albüm gerçekten harikaydı dedik of of döktürecek eğleneceğiz ...

 Tabi enteresandır o zaman hiç bir virtüöz'ün performansına gitmemişim, biraz garip gelmişti. Hani söz yok ki (bazı parçalarında söz var) adamla eşlik edip söyleyesin :)  yine bu konserde zaten ilk defa bu konserde böyle bir kitle görmüştüm. Nasıl bir kitle :D yani birileri yine kalabalık bir grup olarak geldi ve sanırım sağdan soldan duyarak gelmiş olacaklar ki baktılar baktılar söz yok, adam gitar çalıyor :D kafada soru işaretleri var gibi uzadılar gittiler.  O günde enteresandır Şebnem Ferah oradaydı, normal senin benim gibi ortalarda bir yerlerde takılıyordu. Performansın sonuna doğru doğum gübü olduğu öğrendik ve güzel bir pasta yaptırılmıştı kendisine, gitar şeklinde miydi ? Orasını net hatırlamıyorum açıkçası.

 Sene oldu 2013 Joe Satriani 7 Mayıs'da raflara ekleyeceği yeni albümünü "Unstoppable Momentum" da taze taze bizlerle olacak bakalım nasıl bir albüm olacak ? Dinleyip göreceğiz. Merak edenler varsa yeni albümün tracklist'i yazalım hemen;

01. unstoppable momentum
02. can't go back
03. lies and truths
04. three sheets to the wind
05. ı'll put a stone on your cairn
06. a door ınto summer
07. shine on american dreamer
08. jumpin' ın
09. jumpin' out
10. the weight of the world
11. a celebration


İsimlere bakıldığında enerjik ve sert bir albüm olacağa benziyor ama sadece tahmin tabi. Bunu neye dayanarak söylüyorum ? Genelde Satriani olsun Vai olsun arada başka temalara dalarak sakin bir sound yakalıyorlar ertesinde gerçekten hareketli albümler çıkıyor. En son çünkü Satriani'nin çıkardığı albüm "Black Swans and Wormhole Wizards" albümü sakin sakin ilerliyordu. 2007'de ilk konser sonrası da Aşık Veysel parçasını yazması da ayrı bir lütuf. Kendisine teşekkür ediyoruz. Keşke gelen her sanatçı veya grup böyle kültürel özellikleri irdeleyip çalışmalarına aktarsa.

 Sizi bu yazımızda üç parça ile uğurluyoruz efenim. Aksilik olmazsa konserde görüşmek üzere;

Made of Tears



Theme For A Strange World 

 


Aşık Veysel

 

 

18 Kasım 2012 Pazar

Steve Vai geldi, hoş geldi

Bir virtiözün selam sesleri

 Tarih 3 Kasım 2012 Yer Küçükçiftlik Park (Istanbul). Sahne alacak sanatçı ise Steve Vai. 

Olmazsa olmaz biletimiz
O akşamüstü biraz yorgunluk vardı üzerimde gidip gitmeme arasında yan çizme edasıyla bir bu yana bir o yana şaşkın gibi sendeliyordum fakat iki defa gelmiş ve ikisinde de gidememiş biri olarak bu sefer gitmenin faydalı olacağını umdum, düştüm maçka yollarına.

Turuncu bilekliğimiz
 Tahmin ettiğimden erken vardım. İtü gümüşsuyu kampüsünün orada oturdum. İstanbul'un nadir sessiz olan yerlerinden biriydi o saatlerde, fazla aceleye gerek yok diyerek 20:30'a kadar bekledim bekledim. Hani o yoldan çok kişi de inmedi aşağıya hatta bunu geç acayip acayip konserlerin sanki Dünya starı geliyormuş gibi reklamları, haberleri yapılıyor ama Steve Abimizin hiç görmemiştim dedim verimsiz bir konser olacak. Tam tersine 20:45'de kapının oradaydım, yağmur riskiyle üzeri kapalı bir halmıştı Küçükçiftlik. Neyse efendim yaşımız tutuyor mu hesabına TC Kimliklere bakıldı yaş-kimlik uyumu başarılı olunca attık adımımızı sonra da normal biletli ve okkalı para ödeyenleri ayırmak için bileklikler takıldı. Ayağını yorganına göre uzatanlar olduğumuzdan turuncu bilekliğe yapıştık. İşin komik tarafı 50-60 metre önümüzdekiler mavi bileklik takıyorlardı (110 veya 120 tl'lerde bir şey olması lazım) konserlerde bu tür ayrımlar komik oluyor :)

 Saatler 21:00'ı gösterdiğinde o güzel jem sesiyle bizi selamladı ve yeni albümü olan "The Story of Light" Turnesinin İstanbul ayağı başlamış oldu. Klasik parçalarının yanı sıra konserde çalınan yeni parçaların playlist'ini size hemen sunayım;

the story of light
velorum
creamsicle sunset
gravity storm (bunu dehşet çaldı)
the moon and i
weeping china doll
racing the world


albümde "john the revelator" adlı süper cover vardı fakat başka bir elemanın bu şarkıya eşlik ettiğinden sanırım onu çağırmamışlar, çalınsaydı en performanslı parça olabilirdi.

Steve Vai (bitti)
 Net ortamında dolanan bir de Şebnem Ferah'ın sahneye çıktığı iddiası var ki, aslında çıkmadı. Steve iki kişi sahneye istedi ki onları da kendi seçti sonrasında isimleri sordu kızın adı Şebnem olunca ve camia metal camia olunca böyle bir şey fısıltı gazetesi gibi yayıldı. Burada Steve Vai küçük bir şov yaptı o da şöyle: bu davetli iki kişi elleriyle yaptığı hareketleri veya ağzından çıkardıkları ritimleri enstrüman çalanlar birebir olarak çalacaklardı ki her türlü çaldılar. Sonra bir teşekkür ve pena dağıtımı ile gösteri devam etti. Arada yapılan esprileri gayet iyiydi hatta bak sahneye çıkan erkek elemana çok net "Amfimin orada durma istersen, ilerde çocuğun olmayabilir" esprisi net kahkaha attırdı :D  Bunun dışında bel ağrısı çekeceğimizi söylemişti ki hakkatten iki buçuk saatin sonuna doğru gelirken belim ortadan ikiye ayrılacaktı. Sonlara yaklaşırken küçük bir şov ve güzel bir bisle konserimiz sonlandı.

 İlk geldiğimde seyircinin tepkisi ne olacaktı çok merak ediyordum demişti fakat sonra kendisine pozitif dönünce bu üçlemenin yapılması da bizi şaşırtmamalı gerçekten.

 Üzüldüğüm noktalardan bazıları ise bazı arkadaşlar başkalarının zoruyla gelmiş ve öyle takılmaca olayına dönmüş iş, ilk konser başladığında ise :D tabletler ve büyük ekranlı (iphone ve galaxy telefonlardan bahsetmiyorum) telefonlardan sahneyi göremedik :)


Gelelim albüm incelemesine hemen onu bu[arada] irdeleyelim. Steve Abi bu albümde biraz daha ruhani bir hava yakalamak istemiş. Hani albüm kapağına bakınca zaten üçüncü göz zen men hesabı bu işlerin yanından geçen bir sound'u var. Hoş olmuş ayrıca.






John the Revelator


Gravity Storm


Her na kadar Joe Satriani konseri sonrası G3'ün geleceğine inansak da bundan sonra yine umudumuzu kaybetmedik açıkçası :)








30 Eylül 2012 Pazar

Etkinlik çorbası

 İstanbul'un şu son on yılda ciddi bir atağı mı desem yoksa gelen sanatçıların iyi izlenim aldıklarından dolayı mı desem sağlam gruplar gelmeye devam ediyor... Hatta etsin. Unutmadan Feist İstanbul konseri için performans yazısı yazacağım hala ama çektiğim videoların boyutları büyük olduğundan adam akıllı youtube'a yükleyemedim :) o yüzden o yazı biraz gecikecek unutmadım yani. Sonra neler vardı yine bir gözden geçirelim, Red Hot Chili Peppers gelmişti fakat fiyatlardan değil de daha önceden Efes One Love'a gittiğimden dolayı orada o konserin pek performanslı geçeceğini tahmin etmiyordum ki çoğu konser sonrası yorumlardan bunu okudum. Eğer bu tür organizasyonlar yapılacaksa akustiğin iyi dağıtılacağı yerlerden biri olan stadyumlar terci edilebilir. Bkz. U2 Olimpiyat Stadı konseri, konser sonrası da baya izdiham gerçekleşmiş arada sıkışmış olanlara geçmiş olsun diyoruz.

 Onu bunu geçerek yakında ve önümüzdeki zaman dilimlerinde neler var hep birlikte görelim.

01 Ekim 2012 Ken Stringfellow (Nardis Jazz Club)

 Bilmeyenler için hatırlatalım yine Ken Stringellow R.E.M. grubunun bir süreliğine klavyecisi olmuştur. Bunun dışında multi enstrümentalist bir adam ne gelse çalıyor anlayacağınız :) R.E.M.'in;

Man on the moon, reveal, around the sun albümlerinde ve bazı konserlerinde büyük emeği vardır.  The Minus 5 ve Big Star gruplarına katkıları olmuştur. Geçen günlerde çıkan yeni albümü "Danzig in the moonlight" albümünü de dinlemenizi tavsiye ediyorum, piman olmayacaksınız.Yarın yani 1 Ekim 2012 tarihinde saatler 21:30'u gösterdiğinde Nardis Jazz Club'da yerlerinizi almaya hazır olun. Bilet satış tekniği ise Nardis'de biraz farklı önceden arayıp rezervasyon ettirip, etkinlik günü ise biletinizi alıyorsunuz :)



Konser için detaylı bilgiyi aşağıdan alabilirsiniz;
http://nardisjazz.com/







Bir kez daha aramıza geliyorlar "Hidden Orchestra" 

 Yanılmıyorsam ilk konserlerini yine caz festivali kapsamında geçen sene (2011) verdiler. Yine malum yer babylon'da sahne alan ve deneyselliği bir üst noktaya taşıyan Hidden Orchestra tekrardan Ülkemize ayak basıyor hem de yeni çıkan Archipelago isimli albümleriyle taze taze listelere giriş yaptılar. İlk albüme göre kıyaslama yaparsak üflemeliler eklenmiş, bunun dışında bizleri şaşırtan çift bateri yine devam etmekte :) evet ilk gördüğümde nasıl olur ya demiştim ama böylesi de varmış. 

 Archipelago albümünü üç gündür dinliyorum, içlerinden üç parça favorilerim arasına girdi. Yani daha güzel duygular uyandırdığından bunlar en önemlileri;

Vorka, reminder ve ilk parça olan overture.

 Archipelago kelime anlamı olarak zincir ve adalar grupu anlamına geliyor. Güzel ve performanslı geçeceğini umduğumuz bu konser 5 Ekim 2012 Tarihinde yine babylon topraklarında saat 22:30'da başlayacak. Lafı fazla uzatmadan önce bizi başka diyarlara götüren ilk albümden ilk parça olan antiphon  ve devamında yeni albümden reminder ile yazımızı noktalayalım. Antiphon parçasının daha önce klibi yoktu aslında daha sonra kısa film tadında bir şeyler yapıldı. En sona da geçen seneden yakaladığım performansı sizinle paylaşıyorum ;)








Bilet ve daha fazlası için tıklayın




















Nublu İstanbul (aramıza yeniden döndü)

 Daha önceden Nublu İstanbul Asmalımescit içinde babylon'un arka tarafında yer alıyordu. Sevmiştik o konsepti, sanatçılar - dinleyiciler arasında bir duvar yoktu hatta konser sonrası bile gayet rahat bir şekilde konuşabiliyordunuz :) sonra nublu belli performanslardan sonra kayboldu. Üzülmüştüm, belki de böyle bir konseptin daha oturması için daha zamanı var diye düşünüyordum ama sonra yeniden "Nublu İstanbul" yazılarını görmeye başlayınca birden "acaba neredeler" diye düşünmeye başladım. Daha sonra Karaköy girişinde bankalar caddesinin orada olduğunu öğrendim. 

 Bundan da güzeli Istanbul Sessions parçalarını güzel güzel dinleyebilecektim.  İlhan Erşahin - Alp Ersönmez - Turgut Alp Bekoğlu ve İzzet Kızıl'dan oluşan Istanbul Sessions ikinci albümü Night Ride ile ilk klibini de çekti :) bunun kutlaması içinde 12- 13 Ekim Nublu'da kutlaması yapılacak. İlk set 00:00 ikinci set ise 02:00'da başlayacak. Kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Eski Nublu ile olan yazı baya hit almış orada bahsedilen etkinlikler hem geçmiş hem de mekan değişmiştir. Yeni adresi:

Bankalar Caddesi'nin (Karaköy girişi) başında Sabancı Üniversitesi'nin yanı. Vakıf Bank'ın karşısı. Gradiva Hotel'de Bank Cafe'nin alt katı.  

Gecenin karanlığına inen bir İstanbul gecesinden sizlere "Night Ride" adlı klip.




ilerleyen konserler ve etkinlikleri yine devem eden günler içerisinde buradan aktaracağım, hoşçakalın.
  






15 Mart 2012 Perşembe

Etkinleşin, etkinleşelimmm

 Uzun zamandır performanslar hakkında yazmıyordum ama bu sefer güzel bir konseri haber veriyorum. 17 Mart 2012 Seetther konseri. Yer Babylon, biraz garip gelebilir belki o da Babylon'un konseptine ters geldiğinden olabilir. Kanıksamayın ama kendinizi Metal'in kollarına bırakın. Aslında saf Metal yapmıyorlar tabi ağırlıklı olarak post-grunge hissediyorsunuz. Vokalin o derinden girişi, distortion'ın kulakları titretişi ayrı bir haz veriyor dinleyene, belki de grunge olmasından mıdır bilinmez yoksa seslerden dolayı bir benzeşme var Kurt Cobain ile. Ben öyle hissettim sizi bilemem tabi.



 Disclaimer albümlerini ilk dinleme için tavsiye gösterebiliriz keza ikincisini de (Disclaimer II) Pride, pig, fuck it bunlar öne çıkan parçalar. Remedy ise gönüllerin bir numarası söylemeye gerek yok. Seether daha sonra turnesine katıldığı Evanescence'ın solisti Amy Lee ile Broken parçasını paylaştılar.

 Cumartesi (17/03/2012) saatler 23:00 olduğunda işiniz yoksa sizi bekliyoruz...




Broken



Remedy


Truth

16 Haziran 2011 Perşembe

Sıra Sahnelerde (Sıcaklara Dikkat!)

 Genelde konser ve katıldığım etkinlikler ve diğer değişik haberlerden kesitler sunardım ya ama hep içimde tiyatro ile ilgili bir tanıtım da yapmak vardı.İşte o nihayet gerçekleşti,sağolsun arkadaşım Zeynep beni elimden tuttuuuu hooop oda tiyatrosuna götürdü.

 Oda tiyatrosu isim olarak değil konsept olarak gerçekten şu ana kadar gördüğüm en başarılı çalışma biçimimi desem türü mü desem evet türü diyebilirim.En başarılı tiyatro türü.

 Şimdi gelelim oyunumuzun ismine "Yüksek Derece" oda tiyatrosunun bir özelliği 15-20 kişilik bir izleyici kapasitesi olması.Sakın az diye suratınızı buruşturmayın kafanızı hafifçe kaldırdığınız sahne yok tam dibinizde hem de.Birebir oyunun içindeymiş gibisiniz ve oyunun konusunda sıcaklar geçtiği için oyuncularımızın performansları da iyi olunca ister istemez "Ulan terden gebericem şimdi,of bu ne sıcak!" Diyesi geliyor ama gram terlememişim tabi Haziran ortası ilerde bu oyunu izlerken ne olur onu bilemem.

 Kendi oyunlarını şu şekilde anlatmışlar;


Yıl 2XXX, yer İSTXXXXX... Zaman, sıcağın etkisiyle geçmek bilmiyordur. Yapış yapış olmuştur dünya. Bedenler, hareket kabiliyetini yitirmiştir: AŞIRI SICAK!!! Şehir sonsuzdur, nem oranı yüksek...

Sıcak.
Öldürücü bir sıcak!
Altı şeritli otoyolun kenarında aile mirası bir motel:
SUNSHINE MOTEL.

102 no‘da kalan çift uluyana dek sevişiyordur. Evlilik hayalleri kuruyorlardır.
406 nolu oda ayakkabılarla doludur...
303‘te bir internet blogcusu yayındadır...
405‘de atıyla birlikte bir kovboy...
404‘e ise yeni bir müşteri gelmiştir. Onu hangi rüzgarın bu motele attığını bilemiyoruz...
...
Motelden çıkmak imkansızdır.
Dışarıda öldürücü bir sıcak hüküm sürmektedir artık.
Cırcır böceklerinden başka bir şey yoktur sanki...
Sonunda onlar bile susacaktır.



 

Atmosferi sağlam olunca izlemesi de keyifli oluyor eğer imkanınız varsa gidin görün derim.Facebook hesabınız varsa mekan bilgileri ve oyun hakkında daha fazla ayrıntı için; http://www.facebook.com/YUKSEKDERECE

Not: Oyunu izlemeye gelmeden önce t-shirt giyerek gelin yok işte akşamdır sonra çıkışta hafif eser demeyin eğer giyecekseniz de yanınıza alın.Belli bir süre sonra konsantre ve oyuna kendinizi kaptırmadan dolayı terleyebilirsiniz :) Şimdiden iyi seyirler ve Zeynep sayesinde tanıştığım,Uğur,Fahrettin,Kayahan ve diğer ekip arkadaşlara bundan sonra başarılar dilerim.İnanıyorum ki bu oynadıklarının daha da iyilerini yapacaklardır.O zaman işte tiyatronun gerçek gücü ortaya çıkacak...

1 Haziran 2011 Çarşamba

Gel gel daha bitmedi

Merhabaaaaaaaaa adlı yazının ikinci ayağı olan bu yazımda da yine etkinliklerden devam ediyoruz yola.Bu sefer Temmuz'un 2 ila 3'ü olduğunda bizi One Love Festival karşılayacak.One Love festivaline ilk gidişimolacak eğer gidebilirsem.Haberlerini takip ettiğim kadarıyla chill out ve indie rock arada bazen de elektronik müzik icra eden gruplar geliyor hem de boş olmayanlar.Bu senekiler de iyi hatta aşşağıya 2011 Festivalinde olacakları yazayım koyu renkte olanlar benim dinlediklerim yani en azından bunlarla biraz müziksel anlamda tanışıklığım var olanlar.

Ana Sahne 
Suede
Manic Street Preachers 
Happy Mondays
Editors
Cake 

Nneka
Büyük Ev Ablukada
123
Neşeli Milis
Sade
Radyo Babylon Soundsystem
Senin Sahnen
Yora
Onor Bumbum
Kitschcraft
Farfara
Seni Görmem İmkansız
Gözyaşı Çetesi
Eva
Kırık Çizgi

Parti Çadırı 
Oldies but Goldies
Novak 3D Disco



Burada da en çok Editors ile Cake'in geleceği için sevindim.Bakalım bu festival nasıl geçecek;Aşşağıda bir kaç tane performans sunuyorum sizlere belki biraz kafanızda şekillenir bazı şeyler en azından gitmek için;)


Not: Etkinlikte önemli bilgi olarak 24 yaş uygulaması not düşülmüş bunu da buraya yazmak isterim.


Ekstra bir şey daha paylaşmak istiyorum :) bu son zamanlarda ben de unutkanlık mıdır artık tam adını koyamıyorum,gideceğim konserin tarihini son anda hatırlıyorum.Mesela ilk Maroon 5 konserinde öyle olmuştu günleri unutmuşum ve "Yahu bu konser ne zaman olacak be?" derken takvime bakma ihtiyacı duydum ve sonunda ertesi gün olduğunu gördüm yani bakmasak gidemeyeceğiz,keza diğer başka bir kaç konser.


Editors-Munich



Editors-All Sparks



Burdan Editors için notumu ekliyim kendileri yaptıkları açıklamada aslında gerçek Interpol grubu olarak kendileri olduklarına inanıyorlarmış :) benim kendi düşüncem şu yönde parçalarının lezizliği konusunda bana Editors daha ilgi çekici geliyor ama performans olarak interpol sanırım öne çıkıyor.


Cake-Never There (bunu bilmeyen yok sanırım)





Cake I will survive



Manic Street Preachers-She is suffering



26 Haziran olduğunda Kuruçeşme Arena'da bir fırtına esecek; Jamiroquai


Kendisi performansı ve sıradışı çizgisiyle diğerlerinden ayrılıyor.Hatta bilmeyenler varsa İngiliz Kraliyetinden de şovalyelik ünvanı var kendisinin.Gitmeyi çok istediğim bir konser fakat bilet fiyatlarının açırı derecede fahiş olduğunu görünce bir iki adım geriye doğru gittim.


Jamiroquai-Deeper Underground

19 Mayıs 2011 Perşembe

Merhabaaaaaaaaaaaaaaaaaa

 Yine uzun bir aradan sonra merhaba.Bu sefer ara vermemin sebebi ise nisan ve mayıs ayının yoğun geçmesiydi iş olarak.Üstüne bir de bir hafta Trabzon'da bulundum normalde ben Karadeniz fıkrası bile anlatamam ama bir hafta daha kalsaydım yavaştan çünkü "Ha bakayum" gibisinden hitab şekilleri hafiften başlamıştı ve Karadeniz şivesi kaptım inanamıyorum :D bendeniz taklit bile yapamayan özellikle Karadenizlillerin bundan sonra daha başarılı işlere imza atacağım ;)

 İstanbul'a ayak basar basmaz hemen yine gözüm etkinliklerdeydi.Geçen sene kaçırmanın verdiği büyük üzüntüsü olan Swingle Singers bu sene yine ülkemizde 22 Mayıs 2011 tarihinde CRR'da (Cemal Reşit Rey'de sahne alacak) saatlerimiz 20:00 olduğunda ışıklar sönecek ve acapella'nın sihirli dünyasına gireceğiz şahsen canlı hiç dinlememiştim :) Elemanlarımız acapella tarzı müzik yapıyorlar yani demek oluyorlar ki enstrüman yok sadece kendi doğal sesleriyle.Haydi bakalım bir kaç performanslarına ;)

Görevimiz Tehlike'den bir kuple



Sonra en çok gelmesine sevindiğim bir grup da INTERPOL oldu açıkçası ilk duyduğumda inanamamıştım.Sonra geleceği resmileşince koşa koşa biletimi aldım.Ön grup olarak Mor ve Ötesi sahne alıyor bilginize.Kendileri indie rock icra ediyorlar alanında en başarılarından biri diğeri de editors adlı grup.Evil ve Success parçalarını canlı dinleyeceğime inanamıyorum.Hı unutmadan nerede sahne alacak derseniz; Küçükçiftlik Park'da.



 Daha bitmedi ardı ardına nur yağıyor sanki.Sonisphere bu sene daha bir bomba olarak geliyor.Tek kelime " Iron Maiden" sanırım gazınızı almıştır. :D  Ardından da deli gibi kudurtan bir grup olan Slipknot geliyor.Buna gitmeyi çok istiyorum fakat bilet fiyatı gerçekten pahalı geldi bu gruplar için normal gibi gözüküyor ama ne bileyim valla çok pahalı geldi.








Bu festival de Küçükçiftlik Park'da 


ayrıntılı bilgi:
http://web03.biletix.com/etkinlik/MLSON/TURKIYE/tr


şimdilik bu kadar diyelim bu yazının ikinci bölümü ile diğer festivallerden tadımlık olarak açıklama yapacağım ;) takipte kalın.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Susssssss!

 Bazen sessiz kalmak bile bize bir çok şeyi hatırlatıyor.Kendinizi dinlemek,sustuğunuzda karşınızdakini dinlemek.Bunun bir örneğini de özellikle de müzik alanında sanatını icra eden grup veya sanatçı içinde söyleyebiliriz.Sessiz konserler adlı tepkiyi ilk gösteren mekanlardan Babylon çok da doğru karar almış.Thindersticks adlı grubun konserinde çok gürültü olması sebebiyle konser az daha yarıda kesiliyormuş,onun da önlemi var dışarıya çıkartmak ama kim ister ki? Hem izleyenin canını sıkacaksın hem de sen ordakilerle zorlu muhabbete gireceksin ama malesef insanımız anlamıyor.Sadece ben etkinliğe,festivale,konsere gittim mantığıyla gezen bir sürü insan var ama onlarda olmak çözüm değil.Bir kere bir şeyler üretebilen adam varsa karşınızda ona saygı mutlaka gereklidir.Özellikle bu tip hoş olmayan olaylar konserlerde olduğu için örnekler ve başıma gelenler bu yönde olacaktır.

 Eğer dinlemiyorsam,sevmiyorum,sevmiyorsam,dinlemiyorumdur ve haliyle de oraya gitmem.Karşımıza gösterdiğimiz saygı kadarını alıyoruz fakat bunu tartan kaç kişi var onu da bilmiyoruz.Sadece kapalı alanlar için anlatmıyorum mesela Kuruçeşme Arena'da bir çok konsere gittim sadece akşam boğaz manzarası güzel diye oraya gelenleri biliyorum.Çoğunda da ya muhabbet,ya da manzaraya karşı aşk tazelemeler.Facebook'ta da en son okuduğum kadarıyla Alp Ersönmez'in "Yazısız" albümünün lansman gecesi vardı ama işim olduğundan dolayı gidememiştim iyi ki de gidememişim.Konu yine aynı ve face'e konan videodan da anlaşılıyor ki tanıtım gecesinden çok konuşma gecesi olmuş ve rahatsızlık verenler dışarıya çıkarılmış iyi de olmuş.Yine yakın zamanda başıma gelen "Hidden Orchestra" konserinde en öndeydim ama bas bas bağıran elemanlar doluydu.Kültür,eğitim,davranış bunlar kişinin kendisini geliştirmesi ve eğitmesiyle mümkün.Senin veya benim dememle düzelecek işler değil umarım her eğlence bundan sonra daha da güzel ve renkli geçer.

Not: Bundan sonra eğlenmek için resmi kurallar oluşturulursa hiç şaşırmayacağım.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Festival Zamanı,sen neredesin?

 Mart Ayı'nın gelmesiyle sadece kediler değil biz de sevindik.Yine küçük bir ara verdim hem kendimi dinledim tekrardan hem de farklı işlere yoğunlaşmıştım.Evet biz neden heyecanlıyız? Onu söyleyelim hemen; Ülkemizde şu anda en genç festival ünvanına sahip Olan Nublu Jazz Festivali'ne inşallah bir aksilik olmazsa elimizden geldiğince eşlik edeceğiz.İlhan Erşahin'li  İstanbul Sessions yeni parçalarıyla hem de ilk albümden bizi yine coşturacak buna eminim.4 Mart Cuma Babylon'da başlayacak olan etkinliklerin diğer gün programları için buraya tıklayabilirsiniz yine.






5 Mart Cumartesi Günü Indie türü icra eden bir grup çıkıyor sahneye; Junip biraz slow ama tam keyiflik+kafa dinlemelik.Hatta tadına da bakmak isterseniz size "Always" parçasını takdim edeyim



JUNIP - Always (Official Video) from City Slang on Vimeo.

Eğer 9 Mart'ta da müsayit olursanız "Love Trio with Arto Tunçboyacıyan" var saatler 23:00 gösterdiğinde.Elinizdeki bilitleri sakın atmayın etkinliğin son günüde 12 Mart'da Kapanışa ortak oluyorsunuz "Closin Jam" adı altında yine eğlenceli bir şekilde veda edeceğiz efendim.


Bir not daha unutmadan 4 Mart gecesi tüm katlarda dolaşıyor olabileceksiniz,nublu+babylon ve üst kat :D daha ne olsun! Hadi herkese iyi eğlenceleeeeeeeeer 



(Biletler biletix'de satışa sunulmaktadır,nublu performanslarını biletleri sadece nublu'da satılmaktadır)

23 Ocak 2011 Pazar

Borusan Müzik Evi

  21 Ocak Cuma günü Borusan Müzik Evi'ne ilk defa adımımı atıyordum.Dışarıdan her geçtiğimde sadece çelik konstrüksiyona bağlı renkli floresanlar dikkatimi çekerdi.Neyse önce cam asansörü görünce baya bir şaşırdım çok güzeldi içerisi buram burak tasarım kokuyordu.İkinci ve üçüncü kat arası tavan yok birleştirilmiş.Çelik kolonlar ayrı bir hava katmış.İkinci kata geçtiğimde ise şaşkın gözlerle etrafıma bakıyordum biraz garipsemiştim hani bilet üzerinde etkinlik ayakta diyordu ama yerler puf minder kanıyordu.Oturdum ve gösteri bitene kadar ya yayıldım çok güzeldi ritimlerimi de tuttum.Alp Ersönmez belki hep klasikten gidecek sandım ama Tutu Parçası çalınınca daha bir keyiflendim.Quartet bir buçuk saat sürdü o güzel etkinlikten sonra ben de evimin yolunu tuttum.Buradan da kendilerine çok teşekkür ederim.

(Unutmadan teras denizi görüyormuş daha çıkamadık ama aklınızda bulunsun)

Vimeo sitesinde de Leo Villareal'dan şöyle bir çalışma buldum belki hoşunuza gider;



Borusan Müzik Evi from Borusan Kültür Sanat on Vimeo.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Araya sıkışanlar ve yeniler

 21 Ocak saat 21:30'da Borusan Müzik Evi'nde Alp Ersönmez Quartet var demiştik.Buna alternatif olarak Ghetto'da Mor ve Ötesi sahne alıyor.Bunları da beğenmezseniz Taxim Live'da dünden bugüne Türkçe pop partisi var.

 Pazartesi günü değişik bir deneyim olacak.Krek adlı projeden Bomba adlı oyunu izleyeceğiz.Krek adı oyun santral istanbul'da cam bir kafes içinde geçiyor ve kulaklıkla izleniyordu ama İKSV'de normal tiyatro düzeninde izleniyor.Berkun Oya adı bana tanıdık geliyordu sonradan araştırınca yahu tamam delisi olduğum program "Defakto" adlı programı yapan abimizmiş.Hatta en sevdiğim bölüm olan Erkin Koray ile ilgili sizlere sunayım;

Ne dersiniz acaba Erkin Koray John Lennon'ın kulağına ne demiş acaba?  :D :D :D

1. Bölüm


2.Bölüm


Gelelim iki tane büyük habere; Birincisi Jethro Tull'un Flütçüsü IAN ANDERSON abimiz Türkiye'ye geliyor.




diğeri ise MAROON 5 15 Nisan'da TURKCELL KURUÇEŞME ARENA'da bizlerle olacak hadi bakalım deli gibi bekliyoruz.

10 Ocak 2011 Pazartesi

Kısa aradan sonra tekrar Merhaba!

 Şu aralar kendimi albüm çalışmalarına vermiştim.İşten gelip kafayı hatta işte de kafayı buna yatırdığımdan ötürü ritim bulmakta ve ezgi bulmakta sıkıntı çekmeye başladım.Kör bir saplantı olmak üzereyken biraz tenefüse çıkmak iyi olur dedim ve ara verdim.Hatta şansıma da çok güzel bir yarışma denk geldi.
 Miller Music Factory bu sene de düzenleniyormuş.Şubat ayına kadar vaktiniz var içinizdeki müzik canavarını çıkarmak için.Bende içime sinen iki tane kayıt yaptım dokuz kadar da demo parça kayıto yaptım eğer yetiştirebilirsem bende katılıyorum.

 (Öğrendim ki gitarı temiz çalmak aslında en zor olan, o yüzden en kıytırık parça da olsa özellikle müzik işinde sanatçıya saygı duruşundayım)
Detaylı bilgi için; Music Factory






Alp Ersönmez Quartet

21/01/2011 Tarihinde ise Borusan Müzik Evi'nde Alp Ersönmez'i dinleyeceğiz.Saat 21:30'u kaçırmak yok.Ben Borusan'ın etkinliğine hiç gitmedim ama önemli notlardan birisi de şu;

- Binanın özel mimari yapısından dolayı etkinlik sırasında mekâna giriş yapılmamaktadır. Geç gelen izleyiciler, ara olan konserlerde, ilk arada içeri alınır; arasız konserlerde salona giriş mümkün olmayacaktır.


O yüzden bilginize olsun.
Bilet fiyatları ve detaylı bilgi için; Alp Ersönmez Quartet

Eddie Palmieri

Devamında ise bir gün öncesi Eddie Palmieri Babylon'da çıkıyor (20/01/2011) ona da müsayit olursam gideceğim şahsen.
Eddie Palmieri 







Krek Tiyatro Topluluğu

24/01/2011 Tarihinde İKSV'de Krek Tiyatro Topluluğunun kısa bir gösterisi olacak iki perde olarak.Biri 19:30 ve 20:30 olarak.15 dakikalık vaktimiz varsa Krek'ten Bomba isimli oyunu kaçırmamamız gerektiği söyleniyor,farklı bir tecrübe olacakmış merak ettim doğrusu.

http://www.krek.net/#theater
Detaylı bilgi ve bilet için





Mart Ayı içerisinde çok güzel etkinlikler var şimdiden yazmak geliyor içimden ama daha detaylı yazılarını hazırlayıp sizlere sunacağım.UNUTMADAN! CEM YILMAZ Gösterilerine bu günden itibaren başladı ve yine bir sürpriz bilet olayı ile karşınıza çıkabilirim eğer ayarlayabilirsem.Yeni müzik grupları ve yazılarla görüşmek üzere efenim ;)

12 Aralık 2010 Pazar

CIRQUE DU SOLEIL

 Her zaman etkinlik olduğu zaman konserlerden haber verecek değiliz ya.Biraz da farklı şeyler olsun arada değil mi? İşten dolayı fazla stres ve sıkıntı ile yaşadığımızdan ve en çok da işimin yüzdelik kısmına bakacak olursak %99'u insanlarla ilişkili o yüzden de kafa dağıtmak için etkinlikler genelde konser veya gösteri oluyor.Çoook nadiren tiyatro veya flarmoni orkestralarına bakınıyorum (klasik müzik falan...)

 Cirque du soleil'i nerden tanıyoruz derseniz.Bu yaz ülkemizde düzenlenen.Dünya Basketbol Şampiyonası açılışında sahne alan oyunculardan biliyoruz onlar Cirque du soleil üyeleriydi ve tam anlamıyla görsel şovu yerle bir ettiler enfesti normalde kafalarda oluşan sirk modeli; Aslanları hoplat zıplat,ağızdan ateş çıkaran adamlar,kılış yutan adamlar,esnek adamlar falan filan.Cirque du soleil'i farklı kılan farklı tarz işlemesi ve biraz da fantastik olması.Ülkemizde 19-20-25-26-27 Şubat ve 4 Mart'da gösterilerini sunacaklar.Eğer imkanınız varsa kaçırmayın derim.
Detaylı bilgi için:http://www.biletix.com/static.htm?page=sp17

İstanbul'da açılışı yapılan Dünya Basketbol Şampiyonası Seramonisi


Bu da aşmış bir gösterisi;

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı