2017'den beri yazmıyormuşum. Tabi sosyalleşmenin ve alışkanlıkların değişmesi ile insan başka yerlere kanalize olabiliyor.
Şu 16 Temmuz 2019'da birikmişlik olarak farkettim ki yazmayınca bir şeyler oluyor. Sıkıldım :)
Vazgeçilmişlikler, terkedilmişlikler, yenilikler, maziler... İnsanın ömrünü aptalca tüketen zaman durumları.
Etkinlik kısmından bir yazı karalayacağım. Hatta enerjim olursa bir tane de albüm tanıtımı yaparım. Bu arada arkadaşlar iletişime geçmek isteyenler yorumlara yazabilir.
Bir şey Anlamadım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir şey Anlamadım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Temmuz 2019 Salı
13 Temmuz 2013 Cumartesi
Dünya'da ikilem
Blog severlerim, canlarım, kanlarım hatta hanimiş annesinin bir tanesi. Gezi Parkı olaylarından sonra ikinci bir yazıyı daha hazırlıyordum ama olayların bambaşka taraflara çekildiği, sadece faşist yapı ile ilgili direnmenin daha sonrasında Ülke içindeki azınlıklarla kapıştırılmasına kadar gittiği için bu konuyu uzatmak istemedik. Kaçtık mı ? Hayır hayır, sadece olanların ne zaman net bir şekilde anlaşılacak bir biçimde bireyler topluluğu çıkacak ? Onu bekliyorum.
Şunu açık ve net gördüm ki, bunu sakın kötülemek adına anlamayın. 90 jenerasyonundan sonraki hepsi değil tabi ona buna, havadaki martının bokuna bile gaza gelen bireylerin de sosyal medyada neler yaptığını gördüm-dük. Yani "Hadi eylem var" ya da "Haydi gidiyoruz, biraz daha olaylara bakalım" kalabalığı beni ve bizi üzdü. Sadece, ilerde ona buna anlatmak için profil fotoğrafı çektirenler vesaire vesaire. Daha fazlası zaten bizi yoruyor ve işi daha da anlamsızlaştırıyor.
İçimin acıdığı noktalara gelirsek;
* Tüketim toplumu olduğumuz gerçekten tescillendi. Tamam marka giymek belki önemli ama her yerde Avm olması ve "Tüket" dayatması hiç hoş değil. Maalesef bu kabullenildi. Shopping Fest'lerde milletin başı dönüyor.
* Üretim azaldı. Geçen hafta Cnn Türk'de Para dedektifi programında çiftçi ve tarım ağırlıklı bir program vardı. Savaş sonrası Ülkem için başlıklar "Türkiye bir tarım ülkesidir" başlığı ne oldu da değişti ? Samanın balyasının 20-25 Tl'lere çıkması ve ithal edilmesi göz yaşartıcıdır. Kırmızı etin dışarıdan alınması ve neyle beslendiğini bile bilmeden alınması göz yaşartıcıdır.
ve en önemlisi de Ülkem Çiftçisinin şartlarının kolayştırılmaması içler acısıdır. Şimdiki ve en son hatta en kritik savaş su savaşıdır. Suyunu bile dışarıdan alacak duruma geleceğiz.
Bunların yanında özkaynaklarımızı kullanamıyoruz. En son İzmir'e yanlış hatırlamıyorsam nikel çıkartılması için koca tanker sülfirik asit götürüldü ve içme suyuna karışırsa, koca İzmir'in halini düşünün. Bunun yanında kaynaklarımızı kendimiz kullanamayıp verilen ihalelerin de yabancılara yaptırılması da ilginç :)
Tablo korkunç, dilerdim ki sadece sahil kenarında esen rüzgarı ya da piknik en güzel nerede yapılır gibi şeylerden bahsedeyim ama gerçekler de bir o kadar beni kopma derecesinde yırtıyor.
Akşam akşam kafamıza gelen bir başlık ve daha sonra yanan fikir ampulü ile Dünya üzerinde hep ikili oyunlar işliyor diye bir iddia geldi ve en önemli üç ikiliyi hazırladık belki bakmak istersiniz ya da fikriniz olabilir bunun için.
Mor ve Ötesi'nin Yardım Et adlı parçasındaki gibi "Dünya yalan söylüyor"
Hoşçakalın ve sevgiyle kalın
Şunu açık ve net gördüm ki, bunu sakın kötülemek adına anlamayın. 90 jenerasyonundan sonraki hepsi değil tabi ona buna, havadaki martının bokuna bile gaza gelen bireylerin de sosyal medyada neler yaptığını gördüm-dük. Yani "Hadi eylem var" ya da "Haydi gidiyoruz, biraz daha olaylara bakalım" kalabalığı beni ve bizi üzdü. Sadece, ilerde ona buna anlatmak için profil fotoğrafı çektirenler vesaire vesaire. Daha fazlası zaten bizi yoruyor ve işi daha da anlamsızlaştırıyor.
İçimin acıdığı noktalara gelirsek;
* Tüketim toplumu olduğumuz gerçekten tescillendi. Tamam marka giymek belki önemli ama her yerde Avm olması ve "Tüket" dayatması hiç hoş değil. Maalesef bu kabullenildi. Shopping Fest'lerde milletin başı dönüyor.
* Üretim azaldı. Geçen hafta Cnn Türk'de Para dedektifi programında çiftçi ve tarım ağırlıklı bir program vardı. Savaş sonrası Ülkem için başlıklar "Türkiye bir tarım ülkesidir" başlığı ne oldu da değişti ? Samanın balyasının 20-25 Tl'lere çıkması ve ithal edilmesi göz yaşartıcıdır. Kırmızı etin dışarıdan alınması ve neyle beslendiğini bile bilmeden alınması göz yaşartıcıdır.
ve en önemlisi de Ülkem Çiftçisinin şartlarının kolayştırılmaması içler acısıdır. Şimdiki ve en son hatta en kritik savaş su savaşıdır. Suyunu bile dışarıdan alacak duruma geleceğiz.
Bunların yanında özkaynaklarımızı kullanamıyoruz. En son İzmir'e yanlış hatırlamıyorsam nikel çıkartılması için koca tanker sülfirik asit götürüldü ve içme suyuna karışırsa, koca İzmir'in halini düşünün. Bunun yanında kaynaklarımızı kendimiz kullanamayıp verilen ihalelerin de yabancılara yaptırılması da ilginç :)
Tablo korkunç, dilerdim ki sadece sahil kenarında esen rüzgarı ya da piknik en güzel nerede yapılır gibi şeylerden bahsedeyim ama gerçekler de bir o kadar beni kopma derecesinde yırtıyor.
Akşam akşam kafamıza gelen bir başlık ve daha sonra yanan fikir ampulü ile Dünya üzerinde hep ikili oyunlar işliyor diye bir iddia geldi ve en önemli üç ikiliyi hazırladık belki bakmak istersiniz ya da fikriniz olabilir bunun için.
Mor ve Ötesi'nin Yardım Et adlı parçasındaki gibi "Dünya yalan söylüyor"
Hoşçakalın ve sevgiyle kalın
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Dünden Bugüne Ne Değişti?,
Şöyle ola ki...
17 Mart 2013 Pazar
Görmek için
Bu yazımız biraz toplumumuzu olabildiğince objektif bir biçimde ele almak. Bir açıdan ne kadar çok düşünce ve ayrıntı çıktığını gördüğünüzde şaşırabilirsiniz hatta ben de bu yazının nasıl başladığını kafamda tasarladığımda şaşırmıştım kendime.
"Görmek Önemlidir"
Yener Kızılkaya
Yener Kızılkaya İstanbul - Bakırköy'de bir dersanenin geometri öğretmeniydi. Sayısal derslerden de pek hazzetmem açıkçası ama geometri ve fizik derslerini beceremesem de ayrı bir seviyordum. Geometri öğretmeni de hep soruları çözerken "Görmek Önemlidir" Derdi. Gerçekten de öyle o açıları veya üçgenler içinde üçgenleri bulmak "Bakmak" ile olacak şey değildi.
Görmekten bir başka ele alacağımız konu ise toplumumuzun en kolay işi nasıl sindiremediği veya koyun misali çobanın devamlı dürteceğini anlatmak. Efendim şimdi sokaktaki insanlara baksam hadi asdece önüne bakarak yürüyenleri bir kenara koyarsanız telefonla bile konuşurken yürümeyi beceremeyen insanlar var. Tamam o esnada kim bilir neler konuşuyor ? Fakat etrafını görmesi de gerekmez mi ? Beden dili olarak şu sinyalleri verdiklerini anlıyorum. Kafam zaten yerde (Başka bir işle uğraşıyorum) en kötü birisi dürter ben yoluma girerim. Bu cep telefonu icat edilmeden önce de böyleydi, insanımız alışmış devamlı dürtülmeye. Üzüldüğüm nokta da burası.

Hatta telefonla konuşup, yürüyemeyen bir toplumun trafikte araba kullanamamasını da eleştirmemek lazım. Kızmayın sakın. Bazen ben de bu hataya düşüp, kızıyorum ama kızmamak lazım. Hatta en komik durum ise araba kullanan insanların trafikte birbirleri ile takışması. Evet farklı araçları kullanıyoruz, fakat trafikteki kurallar herkes için aynı (Acil durum halleri hariç) Türkçe konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz. İnsanlar en kolay yoldan kestirip "Eğitim Şart" kalıbını söylüyor da o eğitimi veren yer var mı acaba ? Herkes bir yerlerden kaçıyor, bilgi vermeyi ve bireyleri eğitmekten kaçıyor. Sonucunda ise bir şey bekleniyor. Yani vermeden almak günümüzde adetten olmuş.
Kendinizi tembel bir çiftçinin yerine koyun. Toprağa bir şey ekmeden bir hasat zamanı bekleyin. O zaman ya toprağı ya da yerden bitmiş yeşillikleri yiyeceksiniz. Yok ben hazırcıyım başkalarının yetiştirdiklerini yerim derseniz de bu işi layıkıyla yapamayanlara da kızmayın lütfen. Konudan fazla sapmayalım, basit bir iş üzerinden çıktık nerelere geldi değil mi ? Malesef biraz görme yeteneğimizi geliştirmemiz ve bakış açılarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Geç kaldık ama nereden dönsek kardır diyoruz.
Hoşçakalın, sevgiyle kalın :)
23 Eylül 2012 Pazar
Sesleri artık çıkmıyor mu yoksa gelmiyor mu ?
21. Yüzyılın rahat olduğunu kimse söylemesin, her şey çocukken güzel diye bir şey var ya aslında o zamanla kayboldu, şimdi çocukta olsak etraf daha pis ve rahatsız bir havada.Terörün bitmek bilmediği doğuda hatta İzmir'e bile gelip batıda da varız diyenlerin sesi ne zaman kesilecek bilmiyoruz fakat ne hikmetse işin içine ülke girince karşılık vermeyi biliyoruz. Bu gözdağından başka bir şey değil.
Aklıma takılanlardan birisi de Amerika bugüne kadar devamlı karışan ülkelerin içine girdi ve "Biz Kurtardık" nidalarıyla sağa sola kendilerinin kurtarıcı olduğunu söyledi hatta onlar için kendileri bir Barış Elçisi. Nasıl oluyorda Suriye'yi hizaya çekemiyor Amerika ? Güzel oyunlar bunlar. Savaşa girmemek elimizden geleni yapacağız.
Eskilerden bir haber değil, günümüzün bir haberi. Ne kadar gerçek veya balon olduğu tartışılır ama farklı renkte metrobüs isteyen zihniyetleri de gördükten sonra biraz da inanası geliyor insanın bu habere. Hangi konuda olursa olsun ayırım yapıldıkça insanlar birbirinden daha çok nefret edecekler.
Özgürlük en doğal haktır. Verilmez ve alınılmaz.
Klasik idiot düşüncelerinde biz verdik, siz almadınız, bizim sayemizde oldu... gibi teselli kelimeleri veya sizin birilerine sığınmanız gerektiğini empoze eden kelimeler verir bu anladığınız kişiler. Fazla asabiyet göstermek istemediğimden olayın detayını aşşağıdan okuyabilirsiniz;
http://www.ntvmsnbc.com/id/25381502
Şunu bilmeliyiz ki, gelecek çok da iyiye gitmiyor. Siz siz olun elinizde saklayabildiğiniz güzellikleri çocuklarınız için saklayın.
11 Temmuz 2012 Çarşamba
İlişki içinde çelişki
Normalede bu tarz konular üzerine pek yazmayı sevmiyorum çünkü hep insanların biribirine olan üstünlüğü varmış gibi gösterildi yıllarca veya bir kulvara geçin bakın karşı taraf size böyle davranıyor silahlarınızı çıkartın denildi.
Bu bahsettiğim olay ise Türkiye'de ilişki veya evlilik de diyebiliriz.
Olayın köküne inersek diye bir şey söylemeye gerek yok çünkü bu olayların başlangıç şekli yok ama insanların neden bu şekilde davrandığını açıklamak için ortada baya bir kötü malzeme var. Toplumumuz devamlı baskıcı oldu tabi burada çoğunlukla kelimesini kullanmak daha uygun olur çünkü yine eskilerde de isteyen istediği ile beraber oluyormuş görücü usulüne göre. Şimdiki zamana bakarsak etrafta devamlı bir mutsuzluk tablosu var. Ayrılanlar, karaları bağlayanlar ve hiç bir yere ait olmayanlar. Bunlar duygu durumları tabi olacak ama bu işin içindeki piçlik ise kadın-erkek üstünlüğü diye bir şeyin çıkmasından dolayı oldu. Toplumumuzda kadın devamlı baskı gördü, erkek bu baskının en başı hatta şiddet uygulayan birey tasvir edildi. Filmler çekildi, kitaplara konu oldu. Bunun bir de ters tarafı da vardı baskıcı ve şiddet ugulamayan erkekler bunları yazarken yine belirteyim erkekleri de tutan bir yazı değil. Tamamen ortada görülenlerdir. Dünya'da ya çok kötü var ya da çok iyi ortası olan durumlar çok nadir. Hani demin dediğim madalyonun diğer yüzü.
Evet insan ilişkileri günümüzde pek parlak değil ama bir o kadar da iyi giden taraflar da var ama bu gösterilmiyor. Neden ? Eğer insanlara çıkış yolu gösterirseniz onlar kurtulmak için kaçacaklar ve geri gelmeyecekler. O yüzden toplumla uğraşmak veya kendi yararlarına çıkar sağlamak daha keyifli geliyor. Bunu asıl konumuza bağlayacak olursak öncelikle;
İlişki yaşamakta zorlanan hatta yaşayamayan özürlü bir toplumuz !!!
Neden ?
Etrafınıza yine bakın o bana böyle yaptı, ben onu böyle sevmiyorum veya işte en kaba tabirle ilk tanışmalardan sonra ergen lafı misali köpek çektiren taraf göya kazanıyor veya köpek gibi sürünen en sabırlı ve en sadık kişi ünvanını kazanıyor :D bu ne ? Şaka değil mi ? Malesef bu coğrafyada işler böyle yani gençler bu şekilde akıl alıyor veya alter egoları böyle gösteriyor herhalde.
Öyle şikayet ediliyor, böyle şikayet ediliyor. Osundan rahatsız, yok yemek yiyişinden rahatsız... Allah ağız vermiş, dil vermiş. Konuşup beraber tartışmak varken bile bir samimiyetsizlik var. Şu yaşıma kadar hiç şunları duymadım geçinemeyen veya ayrılan bireylerden " Biz her şeyi denedik, konuştuk, kendimize çeki düzen vermeye çalıştık" Tabi burada iki kişinin de ne kadar birbirini istediği önemli. Yoksa memleketin çoğunluğu maymun iştahlı. Çok kişiyle çıkanlar yüksek skorlara imza atıyor sanırım yine anlamadıklarım arasında :) veya sadist ruh halleri ortaya çıkıyor ayrılık acısı çekmeyi seviyor insanımız. Alemlerde sürümeyi alkolle sevişmeyi seviyor...
ve en çok üzüldüğüm noktalardan birisi de efendim, insanımız at gözlükleriyle yaşıyor ben demiyorum ki zamanı gelene kadar bütün etraftakileri elden geçirin ama öyle bir hayat yaşıyoruz ki tam evlilik çağına geliyor örneğin bir birey. Evlendikten sonra göz açılması vardır :D işte ondan sonra zampara tabir edilen tipler üremeye başlıyor.
E sorarlar adama kardeş bu zamana kadar neredeydin ?
Cevap yok her iki birey için de tabi. Ne o görsen formaliteden evet ve hayırlar karı-koca ilan edilmeler... Yeni moda haline gelmiş gibi "Ya evlen, çocuğu yap adamı veya kadını boşa" Her şeyi bu kadar nasıl basite indirgiyebiliyorlar anlamıyorum. Bunları bir insan bünyesi yapamaz...
Aklı karışık bünyeler daha fazla sapıtıyor ve saçmalıyor bunlar çarktan sızanlar veya parçaları uymayanlar.
Fazla sıkmadan sadede gelmek istiyorum.
Bir ilişki yaşayamayan topluma sahibiz. İnsanların birbirine nasıl davranacağını bilmeyen. Evet iki farklı dünyanın insanı bir araya geliyor tabi ne yapacağını bilmez ama burada anlatılan davranış biçimleri. Ne erkek erkek gibi ne de kadın kadın gibi. Deyim yerindeyse yine göt-baş oynaması var kimse kusura bakmasın. Her birey kalıbı gibi davranırsa ve e istediğini bilir bir şekilde davranırsa o zaman biraz daha normal hayatlar göreceğiz. Hayat sadece tv'deki diziler veya filmler gibi değil...
Gerçekleri de kabullenmek lazım. Herkese iyi sıcaklar :)
Belki bu durumu özetleyecek şakayla karışık bir harita hazırladık. Neden hep bunalım havası var ? :D
Bu bahsettiğim olay ise Türkiye'de ilişki veya evlilik de diyebiliriz.
Olayın köküne inersek diye bir şey söylemeye gerek yok çünkü bu olayların başlangıç şekli yok ama insanların neden bu şekilde davrandığını açıklamak için ortada baya bir kötü malzeme var. Toplumumuz devamlı baskıcı oldu tabi burada çoğunlukla kelimesini kullanmak daha uygun olur çünkü yine eskilerde de isteyen istediği ile beraber oluyormuş görücü usulüne göre. Şimdiki zamana bakarsak etrafta devamlı bir mutsuzluk tablosu var. Ayrılanlar, karaları bağlayanlar ve hiç bir yere ait olmayanlar. Bunlar duygu durumları tabi olacak ama bu işin içindeki piçlik ise kadın-erkek üstünlüğü diye bir şeyin çıkmasından dolayı oldu. Toplumumuzda kadın devamlı baskı gördü, erkek bu baskının en başı hatta şiddet uygulayan birey tasvir edildi. Filmler çekildi, kitaplara konu oldu. Bunun bir de ters tarafı da vardı baskıcı ve şiddet ugulamayan erkekler bunları yazarken yine belirteyim erkekleri de tutan bir yazı değil. Tamamen ortada görülenlerdir. Dünya'da ya çok kötü var ya da çok iyi ortası olan durumlar çok nadir. Hani demin dediğim madalyonun diğer yüzü.
Evet insan ilişkileri günümüzde pek parlak değil ama bir o kadar da iyi giden taraflar da var ama bu gösterilmiyor. Neden ? Eğer insanlara çıkış yolu gösterirseniz onlar kurtulmak için kaçacaklar ve geri gelmeyecekler. O yüzden toplumla uğraşmak veya kendi yararlarına çıkar sağlamak daha keyifli geliyor. Bunu asıl konumuza bağlayacak olursak öncelikle;
İlişki yaşamakta zorlanan hatta yaşayamayan özürlü bir toplumuz !!!
Neden ?
Etrafınıza yine bakın o bana böyle yaptı, ben onu böyle sevmiyorum veya işte en kaba tabirle ilk tanışmalardan sonra ergen lafı misali köpek çektiren taraf göya kazanıyor veya köpek gibi sürünen en sabırlı ve en sadık kişi ünvanını kazanıyor :D bu ne ? Şaka değil mi ? Malesef bu coğrafyada işler böyle yani gençler bu şekilde akıl alıyor veya alter egoları böyle gösteriyor herhalde.
Öyle şikayet ediliyor, böyle şikayet ediliyor. Osundan rahatsız, yok yemek yiyişinden rahatsız... Allah ağız vermiş, dil vermiş. Konuşup beraber tartışmak varken bile bir samimiyetsizlik var. Şu yaşıma kadar hiç şunları duymadım geçinemeyen veya ayrılan bireylerden " Biz her şeyi denedik, konuştuk, kendimize çeki düzen vermeye çalıştık" Tabi burada iki kişinin de ne kadar birbirini istediği önemli. Yoksa memleketin çoğunluğu maymun iştahlı. Çok kişiyle çıkanlar yüksek skorlara imza atıyor sanırım yine anlamadıklarım arasında :) veya sadist ruh halleri ortaya çıkıyor ayrılık acısı çekmeyi seviyor insanımız. Alemlerde sürümeyi alkolle sevişmeyi seviyor...
ve en çok üzüldüğüm noktalardan birisi de efendim, insanımız at gözlükleriyle yaşıyor ben demiyorum ki zamanı gelene kadar bütün etraftakileri elden geçirin ama öyle bir hayat yaşıyoruz ki tam evlilik çağına geliyor örneğin bir birey. Evlendikten sonra göz açılması vardır :D işte ondan sonra zampara tabir edilen tipler üremeye başlıyor.
E sorarlar adama kardeş bu zamana kadar neredeydin ?
Cevap yok her iki birey için de tabi. Ne o görsen formaliteden evet ve hayırlar karı-koca ilan edilmeler... Yeni moda haline gelmiş gibi "Ya evlen, çocuğu yap adamı veya kadını boşa" Her şeyi bu kadar nasıl basite indirgiyebiliyorlar anlamıyorum. Bunları bir insan bünyesi yapamaz...
Aklı karışık bünyeler daha fazla sapıtıyor ve saçmalıyor bunlar çarktan sızanlar veya parçaları uymayanlar.
Fazla sıkmadan sadede gelmek istiyorum.
Bir ilişki yaşayamayan topluma sahibiz. İnsanların birbirine nasıl davranacağını bilmeyen. Evet iki farklı dünyanın insanı bir araya geliyor tabi ne yapacağını bilmez ama burada anlatılan davranış biçimleri. Ne erkek erkek gibi ne de kadın kadın gibi. Deyim yerindeyse yine göt-baş oynaması var kimse kusura bakmasın. Her birey kalıbı gibi davranırsa ve e istediğini bilir bir şekilde davranırsa o zaman biraz daha normal hayatlar göreceğiz. Hayat sadece tv'deki diziler veya filmler gibi değil...
Gerçekleri de kabullenmek lazım. Herkese iyi sıcaklar :)
Belki bu durumu özetleyecek şakayla karışık bir harita hazırladık. Neden hep bunalım havası var ? :D
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Değişik,
Dünden Bugüne Ne Değişti?
27 Ocak 2012 Cuma
Bankalar Acımaz !
Banka banka söyle bana senden daha çok müşterisini kazıklayan banka var mı bu Dünya'da?
Bu yazımızda başıma gelen ve başınıza gelen gerçek mağduriyet olaylarını isim vermeden renk esaslı olarak dile getirmeye çalışacağım. Amacım aman böyle yapın dikteleri değil en azından böyle oluyor hani aklınızın bir köşesinde bulunsun niteliği taşıyor.
Öncelikle bankalar yaş tahtaya basmayacağı için kendi gelirlerini en üst düzeyde garanti altına almaları gerekmektedir. Bunun en canlı örneğini 2000 krizinde gördük. Çoğu finans şirketi ve banka battı. Bunun nedenleri arasında perde arkasından çevrilen işler yatıyordu, borsa ile iyi oynayan abiler devamlı dolarla oynamaktan milleti deli etmişlerdi. O zamanlar yine iyi anlaşması olan kişiler vadeli mevduat hesaplarının faizlerinden %15'lere kadar faiz yiyorlardı. Şimdi bu durum bankalara göre değişmekte olup %6-7 aylık faiz olarak değişiyor.
Kredi kartı konusuna değinelim mesela. Renginden dolayı güvenli gelen bir banka yeşil. Bu bankada sağolsun b tipi likit fon ( getirisi az, riski düşük) ile baya işlem yaptım sağolsun sonra kredi kartına ihtiyaç duydum ama hiç çıkartmamıştım. Bir yerden başlamak gerekir diye başvurdum ama türlü saçmalıklar ortaya çıktı bunlardan bazıları;
Hiç kredi kartınız yok, o yüzden çıkartamıyoruz! Neyse diyerek bu sefer o zamanlar yeni popüler olan öğrenci kredi kartına başvurayım dedim. Bu sefer de yine aynı bahaneyi sundular. Ya sabır diyerek Mavi bankaya başvurdum ve bir ay içinde kartım çıktı. Sonra yeşil bankanın ki çıktı. Neden?
Kredi kartlarının genel merkezinde sicilimi düzenli ödeyen biri olarak gördüklerinden. Sonra bu takibe alınır bankalarca ve siz artık bir yeme dönüşürsünüz. Yani; maaşınız yüksek ise bankalar kredi için telefonlarınıza saldırır, kredi kartı limitlerinizin arttırımı için yine her ay olmasa da iki ayda bir aranırsınız. Daha sonra kredi kartı senelik ücreti çıkardılar. Zaten kart kullanımı- harcamadan dolayı türlü faizlerle ben bankaya ödeme yapıyorum ama bunu da kendilerine çıkar bularak eklediler. Önüne geçilebilinir mi? Çok detaylı konuşmak lazım.
Aradan çok süre zarfı geçmeden emeklilik paketi sunmaya çalıştılar. Önce mantıklı geldi, daha sonra zaten bana ödenecek para için bile aylık bültenimde net bir ifade yer almıyordu. Sadece tahmini o sene sonunda alınacak tahmini para yer alıyordu. Yani bankanın size ne ödeyeceği para belli değil ve bunun belli kısmını yine sizden alıyor. Belki sağlık masraflarını karşılayan paketler daha avantajlıdır ama onları kullanmadım. İptal ettirdim ve gerçekten de yaka silkerek kurtulmuştum onlardan, bir ay geçtikten sonra kendi kendilerine paketimi aktive ettiler bağıra çağıra yeniden kapattırdım hatta şu ocak ayı içinde telefonum gün aşırı 444'lü müşteri hizmetleri ile taciz ediliyor.
Ülkeler'de işsizlik, ekonomik olarak düşüşü çok yankı getirecek şekilde haber yapmak, ülke içerisinde yaşayan bireyler için en büyük silah. Neden? Çünkü çoğu detayı bilmeyen insanlar, hemen durumu kabullenip psikolojik olarak da buna kafayı hazırlıyor. Ortada kriz olsaydı şu anda her ilçede (İstanbul için konuşuyorum) 5-6 tane alışveriş merkezi olmazdı. 2000 krizi ile orta seviyedeki iş merkezleri zarar gördü. Tekstilcileri başta olmak üzere çoğu kişi kepenk kapattı. Zengin daha zengin - fakir daha fakir oldu, uçurum büyüdü. 2000-2012 Senesindeki Ülke çapındaki otomobil sayısına bakın, yapılan dönem içi alışverişlere bakın. Grafik hep yukarıda.
Son iki seneden beri de Altın üzerinde ciddi oynamalar yapılıyor 2012'ye girmeden önce Haziran-Temmuz aralığında altın 1900'leri bile görü hatta yılbaşına gelmeden 2000 olacak deniyordu ama ne oldu istemediler oldu bitti. Forex adı altında dijital borsacılık oyunu da Ülkemizde pek tutunamadı onun da nedeni haksız kazanç ve resmi olmayan şirketlerin bile bu işe girerek insanlardan aldıkları ilk katılım ücretleri olan 100$'ı cebe attılar tabi bunlar milyonlarca ve milyarlarca olunca siz hesaplayın.
Bankanın eşeğini sağlam kazığa bağlamasının en büyük örneği kredi faizleri ile diğer hizmetleri. Yine bunu örneklendirecek olursak. Misal olarak 5,000TL Kredi çektiniz tüm masrafları ile geri ödemeli bu rakam 6.000TL oldu banka bunun bir kısmını diğer işlemlerine kullanıyor, diğer geri kalan parayı da o bankada vadeli hesap açan kişiye bankanın size vermiş olduğu faiz olarak kullanıyor. Ortada hiç zarar yok değil mi? :) Güzel ve basit oyunlar bunlar.
Daha 2005'de veya öncelerinde sokak sokak kredi kartı çıkartalım diye milletin yakasına yapışan çalışanların standları nerede? Diye sormak istiyor insan bazen.
Kredi kartının çalınmasından sonra müşterinin en büyük görevi olan bankaya bildirim yapmasından sonra banka kartı iptal ediyor. Fakat neden kredi kartına ait bir sigortalatma işlemi diye bir şey çıkıyor?
Kendi bankamda bankamatik veya kredi kartım bana öncelik olarak sıra vermeyecekse ne işe yarayacak?
Kredi kartımın borcunu ATM'den yatırmak istediğimde tam para yoksa, bir kuruş fazla ödeme yapmak istediğimde bunu kabul etmiyorsa. Kısaca bu kadar ırza geçtikten sonra azıcık olsa kolaylık sağlamaması işin korkutucu boyutunu gözler önüne seriyor.
Siz siz olun en ufak bir harcamanız bile olsa ince eleyin sık dokuyun.
Bu yazımızda başıma gelen ve başınıza gelen gerçek mağduriyet olaylarını isim vermeden renk esaslı olarak dile getirmeye çalışacağım. Amacım aman böyle yapın dikteleri değil en azından böyle oluyor hani aklınızın bir köşesinde bulunsun niteliği taşıyor.
Öncelikle bankalar yaş tahtaya basmayacağı için kendi gelirlerini en üst düzeyde garanti altına almaları gerekmektedir. Bunun en canlı örneğini 2000 krizinde gördük. Çoğu finans şirketi ve banka battı. Bunun nedenleri arasında perde arkasından çevrilen işler yatıyordu, borsa ile iyi oynayan abiler devamlı dolarla oynamaktan milleti deli etmişlerdi. O zamanlar yine iyi anlaşması olan kişiler vadeli mevduat hesaplarının faizlerinden %15'lere kadar faiz yiyorlardı. Şimdi bu durum bankalara göre değişmekte olup %6-7 aylık faiz olarak değişiyor.
Kredi kartı konusuna değinelim mesela. Renginden dolayı güvenli gelen bir banka yeşil. Bu bankada sağolsun b tipi likit fon ( getirisi az, riski düşük) ile baya işlem yaptım sağolsun sonra kredi kartına ihtiyaç duydum ama hiç çıkartmamıştım. Bir yerden başlamak gerekir diye başvurdum ama türlü saçmalıklar ortaya çıktı bunlardan bazıları;Hiç kredi kartınız yok, o yüzden çıkartamıyoruz! Neyse diyerek bu sefer o zamanlar yeni popüler olan öğrenci kredi kartına başvurayım dedim. Bu sefer de yine aynı bahaneyi sundular. Ya sabır diyerek Mavi bankaya başvurdum ve bir ay içinde kartım çıktı. Sonra yeşil bankanın ki çıktı. Neden?
Kredi kartlarının genel merkezinde sicilimi düzenli ödeyen biri olarak gördüklerinden. Sonra bu takibe alınır bankalarca ve siz artık bir yeme dönüşürsünüz. Yani; maaşınız yüksek ise bankalar kredi için telefonlarınıza saldırır, kredi kartı limitlerinizin arttırımı için yine her ay olmasa da iki ayda bir aranırsınız. Daha sonra kredi kartı senelik ücreti çıkardılar. Zaten kart kullanımı- harcamadan dolayı türlü faizlerle ben bankaya ödeme yapıyorum ama bunu da kendilerine çıkar bularak eklediler. Önüne geçilebilinir mi? Çok detaylı konuşmak lazım.
Aradan çok süre zarfı geçmeden emeklilik paketi sunmaya çalıştılar. Önce mantıklı geldi, daha sonra zaten bana ödenecek para için bile aylık bültenimde net bir ifade yer almıyordu. Sadece tahmini o sene sonunda alınacak tahmini para yer alıyordu. Yani bankanın size ne ödeyeceği para belli değil ve bunun belli kısmını yine sizden alıyor. Belki sağlık masraflarını karşılayan paketler daha avantajlıdır ama onları kullanmadım. İptal ettirdim ve gerçekten de yaka silkerek kurtulmuştum onlardan, bir ay geçtikten sonra kendi kendilerine paketimi aktive ettiler bağıra çağıra yeniden kapattırdım hatta şu ocak ayı içinde telefonum gün aşırı 444'lü müşteri hizmetleri ile taciz ediliyor.
Ülkeler'de işsizlik, ekonomik olarak düşüşü çok yankı getirecek şekilde haber yapmak, ülke içerisinde yaşayan bireyler için en büyük silah. Neden? Çünkü çoğu detayı bilmeyen insanlar, hemen durumu kabullenip psikolojik olarak da buna kafayı hazırlıyor. Ortada kriz olsaydı şu anda her ilçede (İstanbul için konuşuyorum) 5-6 tane alışveriş merkezi olmazdı. 2000 krizi ile orta seviyedeki iş merkezleri zarar gördü. Tekstilcileri başta olmak üzere çoğu kişi kepenk kapattı. Zengin daha zengin - fakir daha fakir oldu, uçurum büyüdü. 2000-2012 Senesindeki Ülke çapındaki otomobil sayısına bakın, yapılan dönem içi alışverişlere bakın. Grafik hep yukarıda.Son iki seneden beri de Altın üzerinde ciddi oynamalar yapılıyor 2012'ye girmeden önce Haziran-Temmuz aralığında altın 1900'leri bile görü hatta yılbaşına gelmeden 2000 olacak deniyordu ama ne oldu istemediler oldu bitti. Forex adı altında dijital borsacılık oyunu da Ülkemizde pek tutunamadı onun da nedeni haksız kazanç ve resmi olmayan şirketlerin bile bu işe girerek insanlardan aldıkları ilk katılım ücretleri olan 100$'ı cebe attılar tabi bunlar milyonlarca ve milyarlarca olunca siz hesaplayın.
Bankanın eşeğini sağlam kazığa bağlamasının en büyük örneği kredi faizleri ile diğer hizmetleri. Yine bunu örneklendirecek olursak. Misal olarak 5,000TL Kredi çektiniz tüm masrafları ile geri ödemeli bu rakam 6.000TL oldu banka bunun bir kısmını diğer işlemlerine kullanıyor, diğer geri kalan parayı da o bankada vadeli hesap açan kişiye bankanın size vermiş olduğu faiz olarak kullanıyor. Ortada hiç zarar yok değil mi? :) Güzel ve basit oyunlar bunlar.
Daha 2005'de veya öncelerinde sokak sokak kredi kartı çıkartalım diye milletin yakasına yapışan çalışanların standları nerede? Diye sormak istiyor insan bazen.
Kredi kartının çalınmasından sonra müşterinin en büyük görevi olan bankaya bildirim yapmasından sonra banka kartı iptal ediyor. Fakat neden kredi kartına ait bir sigortalatma işlemi diye bir şey çıkıyor?
Kendi bankamda bankamatik veya kredi kartım bana öncelik olarak sıra vermeyecekse ne işe yarayacak?
Kredi kartımın borcunu ATM'den yatırmak istediğimde tam para yoksa, bir kuruş fazla ödeme yapmak istediğimde bunu kabul etmiyorsa. Kısaca bu kadar ırza geçtikten sonra azıcık olsa kolaylık sağlamaması işin korkutucu boyutunu gözler önüne seriyor.
Siz siz olun en ufak bir harcamanız bile olsa ince eleyin sık dokuyun.
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Ortaya karışık
9 Haziran 2011 Perşembe
Dalgalanıyorum ve duruluyorum sonra yine aynı döngü
Daha şimdiden tenimde hissettiğim başlangıç sıcakları ilerde kim bilir nereye kadar vuracak diye düşünüyorum kendi kendime...Ki daha da fena olacak ve bildiğiniz üzere yine aynı haberler "Türkiye bu sene de klimalara fazla yüklendi","Elektrik faturaları kabarıyor" Fazla uzatma kablosuna bağlamadan Allah bu Yaz hepimize yardım etsin.
Günlerdir Avrupa'nın korkulu rüyası olan şu salatalık olayı benim de uykularımı kaçıracak seviyelere geldi.Salatalıklarda mikrop ortaya çıkmış ve nasıl olduğu bilinmiyor,üstüne araştırılıyor tamam güzel ama bana biraz oyun gibi geliyor (hani Dünya nüfusunu dengeleme dersek zaten işin içinden çıkamayız da durun neyse) mikrop olarak "e koli" mikrobu belirtilmiş.Aklıma Discovery Channel'da izlediğim E-Koli belgeseli gelmişti.Orada da hangi eyalet hatırlamıyorum ama sularda E-Koli olduğu için çok kayıp verilmişti ve eyalet'in neredeyse hepsi başka yere nakil olmuştu.Sonunda tüyler ürperten cevap gelmişti;
İnekler dışkılarını nehir kenarlarına yapıyorlardı ve yağmurda o dışkılar haliyle nehire karışıyordu su arıtma tesisi de standart sterilize yerine biraz daha düşük seviyede suyu temizlemiş ve bu sebeple ortaya çıkmış.
Salatalık konusunda da ya birileri hiç ama hiç hijyenik ortamlarda üretmiyor ya da mikropları en basit sebzeye bulaştırmak istedi kasıtlı olarak.Salatalığın en kötü eve bile girdiğini düşünüyorum.
Bu olaydan dolayı hayatını kaybeden insanlara gerçekten çok ama çok üzülüyorum,ben de buna benzer bir vakınından geçtiğimden onların neler yaşadığını biliyorum umarım,rahat uyuyorlardır :(
Sözünde Durmayanlar
Yalancı yalancı sana kimse inanmaz,yalancı yalancı sözüne kimse kanmaz...
İnternetime dokunma dedik,yetmedi yürüyüş yaptık.Tepkimizi dile getirdik bir yandan iyi oldu bir yandan da bana kötü geldi.Neden kötü geldiğini bu yazının sonunda anlatacağım.
Şimdi özellikle de bilgisayar dergilerinden okuyorum da 3 tip mi 2 tip mi ne filtre sistemi geliyor efendim.Bu ne işe yarayacak derseniz; Çocuğu olan aileler için iyi olabilir,porno koruması,sansür falan.Standart filtrede de çoğu şey değişmeyecekmiş tam bir denetim.Zaten baştaki insanlar firmalar devamlı gerçek hayatta birer ebeveyn gibiler ne yaptığınızı öğrenmek isterler,nerelere gittiklerinizi öğrenmek isterler,nelerle ilgilendiklerinizi hatta ve hatta en büyük örneği bunun facebook nasıl vakit geçirdiğinizi ve belgeli (profil ve arkadaş fotoğrafları) olarak isterler.
Bizim ise bu sefer daha çok anonim olmamız gerekecek ve tepki getirilecek.Umarım yollarımız daha aydınlık olur,erkenden kararmadan.
Not:
İnternet'e sansür uygulamasına tepki yürüyüşünde çoğunluk hep gençti belki de tamamı gençti.Üzüldüğüm konu şudur ki Ülkemizde internetten de başka önemli şeyler oluyor acaba buna niye gençlik sesini çıkarmıyor en azından çoğu.Demek ki yine Ülkemizde İnternet bazı şeylerin (önemli olan bazı şeylerin) çok ama çok üstündeymiş :(
Hala mı?
Yine şu Nihat Doğan replikleri kulaklarımdan çıkmıyor,bıktım artık fakat herkesin konuşması ve bir şeylerini paylaşması ile yine prim yapıyor kendisi.E tamam da sen de bahsettin sen sanki yapmıyorsun? Diyeceksiniz haklısınız ama çok kısacık yazacağım bu başlığı en sonunda popüler cep telefonu uygulamasında oyun olan bir oyunun ( Angry B...) kendisine uyarlamışlar isim vermeden buradan bu konuyu da kapatıyorum.
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Kendimdem
19 Mart 2011 Cumartesi
Su gibi geçen ömrümüzden
Bu Mart Ayı bana baya bir hızlı geçiş gibi geldi.Rüyalarım bile abuk sabuk,yok efendim darbe oluyor arabalı vapura tank geliyor ben kolyemi iskelede düşürüyorum falan.Sonra uyandığımda baktım arkası biraz açık kalmış :D tey Allaaaam ya.Neyse şu Mart Ayı içerisinde etkinliklerden çok Dünya üzerinde ve etrafımızda birçok şey oluveriyor bakalım nelermiş onlar;
Japonlardan örnek insanlık dersi
Bildiğiniz üzere Japonya çok büyük bir deprem ile (11 Mart 8,9) sallandı deprem+tsunami felaketiyle neredeyse haritadan silineceklerdi.Kaybolan sayısının 10.000'e yaklaştığı söyleniyor.Bunlardan iz yok nedeni ise tsunaminin bu insanları alıp denizin derinliklerine götürmesi.Başlıkta belirttiğim konu ise Fukuşima'da bulunan nükleer reaktördeki tehlikelere karşı önlem almak için 70 kamikaze gençlere "Siz daha gençsiniz ve çocuklarınız olacak" sözleriyle örnek bir davranış sergilediler.Tesislerde bile bile ölümü göze alarak orada son görevlerini yapıyorlar.Biz de olsa biliyorsunuz yok ya bir şey olmaz bakın ben girdim siz de girin gibilerinden bir zamanlar Çernobil'de olanlar gibi bir takım absürtlükler başımıza gelirdi.
Not: Unutmadan şunu da ekleyeyim yağmurun şu sıralar ara ara bastırdığı günlerde mümkün olduğu kadar evde kalın veya şemsiye ile dışarıya çıkın.Havaya büyük oranda radyasyon yayıldı ve çok ciddi bir şekilde her yeri gezmeye başlıyor.Ben tabi özellikle güneş sonra bu güzel yağmuru görünce kendimi dışarıya atıyorum o da ayrı bir olay.
Son Haber (JAPONYA)
Reaktöre yakın yerden ıspanak örneklerinde radyasyon olduğu ortaya çıktı aynısı süt içinde geçerli.En kötüsü ise şebeke suyu da malesef radyasyonlu.Sanırım bu gidişle bir Ülkeyi kaybettik.
Paper Girl

Üretmek adına bir şeyler ama mantıklı ve göze hitaben güzel şeyler varsa aklınızda.Hemen çizim yaptığınız programlara veya bez afişinize ya da kalem kağıda sarılın.10 Mayıs Tarihine kadar rulo hailne getirilebilir şekilde en az iki kopya olmak üzere yaptığınız çizimler başkalarının ellerinde gezebilir,okunabilir,izlenebilir.Daha Detayını isterseniz buradan verelim,benim de aklıma iki tane çalışma geldi ben de yayınlamayı düşünüyorum ne kadar çok çoğaltırsanız o kadar kişiye ulaşır.
http://papergirl-istanbul.blogspot.com/
Yeşilçam için saygı duruşu
21-28 Mart tarihleri arasında Beyoğlu'na işiniz düşerse ve vaktiniz varsa,15:30'da film gösterilerine davetlisiniz.Sadece bununla da bitmiyor.Daha fazla detayı için kopyala-yapıştır olmasın;
http://www.ntvmsnbc.com/id/25193082/
Bir derbi yaşadık
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi yaşandı 18 Mart Cuma günü TT Arena'da.2-1'lik bir skorla Fenerbahçe galip geldi.Bugüne kadar sahaya atılanlar arasında sidik torbası (İnönü'de şahit oldum),cep telefonları o takoz olanlar hani falan da filan ama rakı şişesi de oha dedirtti.Yani yakında meze falan gelirse paket olarak şaşırmam.Ne desem boş inşallah spor gün geçtikçe bu Ülke'de daha iyi yerlere gelir kültür seviyesi bakımından tabi ve mücadele+profesyönellik.
Çünkü yaşadğımız yerde çok kavram karmaşası var.
Benden bu kadar,daha da aklınıza gelen olursa benle de paylaşırsanız sevinirim.Herkese şimdiden iyi haftalar.
Japonlardan örnek insanlık dersi
Bildiğiniz üzere Japonya çok büyük bir deprem ile (11 Mart 8,9) sallandı deprem+tsunami felaketiyle neredeyse haritadan silineceklerdi.Kaybolan sayısının 10.000'e yaklaştığı söyleniyor.Bunlardan iz yok nedeni ise tsunaminin bu insanları alıp denizin derinliklerine götürmesi.Başlıkta belirttiğim konu ise Fukuşima'da bulunan nükleer reaktördeki tehlikelere karşı önlem almak için 70 kamikaze gençlere "Siz daha gençsiniz ve çocuklarınız olacak" sözleriyle örnek bir davranış sergilediler.Tesislerde bile bile ölümü göze alarak orada son görevlerini yapıyorlar.Biz de olsa biliyorsunuz yok ya bir şey olmaz bakın ben girdim siz de girin gibilerinden bir zamanlar Çernobil'de olanlar gibi bir takım absürtlükler başımıza gelirdi.
Not: Unutmadan şunu da ekleyeyim yağmurun şu sıralar ara ara bastırdığı günlerde mümkün olduğu kadar evde kalın veya şemsiye ile dışarıya çıkın.Havaya büyük oranda radyasyon yayıldı ve çok ciddi bir şekilde her yeri gezmeye başlıyor.Ben tabi özellikle güneş sonra bu güzel yağmuru görünce kendimi dışarıya atıyorum o da ayrı bir olay.
Son Haber (JAPONYA)
Reaktöre yakın yerden ıspanak örneklerinde radyasyon olduğu ortaya çıktı aynısı süt içinde geçerli.En kötüsü ise şebeke suyu da malesef radyasyonlu.Sanırım bu gidişle bir Ülkeyi kaybettik.
Paper Girl

Üretmek adına bir şeyler ama mantıklı ve göze hitaben güzel şeyler varsa aklınızda.Hemen çizim yaptığınız programlara veya bez afişinize ya da kalem kağıda sarılın.10 Mayıs Tarihine kadar rulo hailne getirilebilir şekilde en az iki kopya olmak üzere yaptığınız çizimler başkalarının ellerinde gezebilir,okunabilir,izlenebilir.Daha Detayını isterseniz buradan verelim,benim de aklıma iki tane çalışma geldi ben de yayınlamayı düşünüyorum ne kadar çok çoğaltırsanız o kadar kişiye ulaşır.
http://papergirl-istanbul.blogspot.com/
Yeşilçam için saygı duruşu
21-28 Mart tarihleri arasında Beyoğlu'na işiniz düşerse ve vaktiniz varsa,15:30'da film gösterilerine davetlisiniz.Sadece bununla da bitmiyor.Daha fazla detayı için kopyala-yapıştır olmasın;
http://www.ntvmsnbc.com/id/25193082/
Bir derbi yaşadık
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi yaşandı 18 Mart Cuma günü TT Arena'da.2-1'lik bir skorla Fenerbahçe galip geldi.Bugüne kadar sahaya atılanlar arasında sidik torbası (İnönü'de şahit oldum),cep telefonları o takoz olanlar hani falan da filan ama rakı şişesi de oha dedirtti.Yani yakında meze falan gelirse paket olarak şaşırmam.Ne desem boş inşallah spor gün geçtikçe bu Ülke'de daha iyi yerlere gelir kültür seviyesi bakımından tabi ve mücadele+profesyönellik.Çünkü yaşadğımız yerde çok kavram karmaşası var.
Benden bu kadar,daha da aklınıza gelen olursa benle de paylaşırsanız sevinirim.Herkese şimdiden iyi haftalar.
14 Mart 2011 Pazartesi
Bakalım sıra sıra
Bakalım bakalım derken bu yazıdaki haberleri biraz karışık vererek devam ediyoruz..
Bundan sonra pek şaşırtmadıkça pek havalarla ilgili pek bir şey yazmak istemiyorum.Zaten küresel ısınmadan dolayı mevsimsel değişimler yaşandığından en gerçek örneğini bu mart ayında gördük,ikinci hafta başlayan şiddetli tipi ile karışık kar karşısında bizi de televizyon kanalları korkutmaya çalıştı.Yok efendim çok fena kar geliyor herkes alarma geçti de bilmem ne! Bu kadar hazırlığı yeminlen deprem için yapmıyorlar ve yapmıyoruz (Bakınız 17 Ağustos sonrası çeşitli yerlere konan konteynırların kaldırılması)
8.9 Japonya
Yerin 24km altından gelen ve çoğunlukla doğu tarafı zarar gördü.Daha sonra bu da yetmezken ardına Tsunami geldi.Bu kadar şanssızlık olur dedirten bir felaketler zinciriydi.Bununla yetinmeyen katil dalgalar 500 km hızla Hawaii'ye ulaşmış.Japonya-Fukuşima bölgesinde ise nükleer reaktörde basınç normalin üstüne 1,5 kata ulaşmış.Şu anda insanlık açısından en büyük sıkıntı bu ve bir de elektrik tabii ki de.Google ise buradakilere çok büyük bir iyilik yapıp,depremde yakınlarından haber alamayanlar için özel sayfa oluşturdu.
Radyoaktif sızıntı tehlikesine karşı halkına iyot dağıtan hükümeti de ayrıca kutlamak lazım.Başkaları olsa sözüm onlara direk ölüme terketmişti.Aynı olayların Sinop'ta kurulmuş bir nükleer merkezde olduğunu düşünüyorum da Türkiye çoktan bitmişti şimdi.
Umarım bundan sonra Japonya yeniden yaşanılacak yer olmaya devam eder yoksa sadece ölü bir yer yüzü olarak kalacak.
ABC News Before-After olayına girmiş fotoğraflarla.Pek iştah açıcı görüntüler yok ama değişik bir çalışma ve bakmak isterseniz;
http://www.abc.net.au/news/events/japan-quake-2011/beforeafter.htm
Erdil Yaşaroğlu'na sorularım var!
Diyenlerdenseniz,sıkı durun info@erdilyasaroglusohbetleri.com'a (ilk 200 kişi mail'i ile sınırlı) mail attığınızda şanslı kişilerden olursanız Taksim-Bronx Pi sahnede sorularınızı cevaplayacak.Yanında DJ Kaan Sezyum'da cabası :)
Imogen Heap'den günlükler
Sesine bayıldıklarım listesinde yer alan bir diğer isim olan Imogen Heap 4. Stüdyo albümü için yeniden kapandı.Kapandı ama yine öncekiler gibi günde bir veya birkaç günde bir bize neler olduğunu kısa videolar eşliğinde anlatacak.En hoşuma gidenleri de doğadan kaydettiği sesler kısmı oldu.
Kendisinin gerçekten de sıradışı bir dünyası var bu albümde sizin payınızın olmasını istiyorsanız siteye çeşitli sesler yükleyebiliyorsunuz ve oylayabiliyorsunuz.Bunun için;
http://heapsong1.imogenheap.com/14/index.html
Video klip içinde aynı şeyler geçerli elinizde farklı görüntüler var ise bunları da yüklemek için,ama durun! Öncelikle bir Vimeo sitesine ait üyelik bulunmak zorunda ;) Bunun için de;
http://heapsong1.imogenheap.com/17/index.html
Bu kısımda da teker teker hangi gün neler yaptığını izleyebilirsiniz.Oldukça eğlenceli :)
http://heapsong1.imogenheap.com/keys/index.html
Ana sayfası;
http://heapsong1.imogenheap.com/index.html
Sonuç olarak çok değişik bir albüm olacağa benziyor,hep beraber bekleyeceğiz ve göreceğiz ama bunun sonunda inşallah geçen sene olduğu gibi İstanbul Modern'e tekrar gelip bize o güzel sesiyle şarkılarını söyler.
Blogspot buraya yumruk havaya!!!
Geçtiğimiz günlerde Digiturk'ün bazı futbol yayınlarının yasadışı bir şekilde blogspot üzerinden yayınlandığığnı gördüğünde sanırız ki çılgına döndü ve şimşek hızında bir kararla yeni sansür haberi geldi.Milyonlarca kullanıcısı olan blogspot servisinin kullanıcıları da şoka uğradı.Zaten youtube faciasını yeni atlatmışken şimdi de bunu görmek gerçekten de içler acısı.
Yasaklar yerine çözüm üreten bireyler ne zaman olacağız çok merak ediyorum.Sonumuz hayır ola.Neyse ki yeni haberleri okuduğum üzere,sansür bu ay sonuna kadar kalkacakmış.
Bu formatlara daha ne kadar katlanacağız?
Her geçen gün Tv kutusuna düşen aptal programlar ve yarışmalar bir kenara dursun diziler aldı başını gidiyor.Hatta bununla ilgili bir de yazılar döktürmüştüm o yüzden fazla girmiyorum yine.Tek sıkıntım yeni bir abukluk görmem o kadar.Zaten kimliğini kaybetmiş bir toplum ortaya çıkıyor bunu daha da çirkinleştirmek,eğlenceden başka bir şey olmasa gerek.Gelinim olur musun? ve buna dahil başka salak yarışma formatlarına yeni bir tanesi daha eklenecek: "Eski Eşim Nikah Şahidim" adlı bir program.Ülkemizde umarım yayınlanmaz öncelik olarak diğer Ülkelere pazarlanma stratejisi var.Bildiğiniz üzere dışarıda ne tutuyorsa,bizde de ona ilgi var mantıklı olsun veya olmasın.
İpin ucu çoktan kaçmış,ne dediğimi aşağıdaki linke tıklayarak öğreneceksiniz.İzzet Pinto ile yapılan söyleşi;
http://www.milliyet.com.tr/-sira-disi-format-bulmak-sizi-cok-zengin-edebilir-/pazar/haberdetay/13.03.2011/1363487/default.htm
Bundan sonra pek şaşırtmadıkça pek havalarla ilgili pek bir şey yazmak istemiyorum.Zaten küresel ısınmadan dolayı mevsimsel değişimler yaşandığından en gerçek örneğini bu mart ayında gördük,ikinci hafta başlayan şiddetli tipi ile karışık kar karşısında bizi de televizyon kanalları korkutmaya çalıştı.Yok efendim çok fena kar geliyor herkes alarma geçti de bilmem ne! Bu kadar hazırlığı yeminlen deprem için yapmıyorlar ve yapmıyoruz (Bakınız 17 Ağustos sonrası çeşitli yerlere konan konteynırların kaldırılması)
8.9 Japonya
Yerin 24km altından gelen ve çoğunlukla doğu tarafı zarar gördü.Daha sonra bu da yetmezken ardına Tsunami geldi.Bu kadar şanssızlık olur dedirten bir felaketler zinciriydi.Bununla yetinmeyen katil dalgalar 500 km hızla Hawaii'ye ulaşmış.Japonya-Fukuşima bölgesinde ise nükleer reaktörde basınç normalin üstüne 1,5 kata ulaşmış.Şu anda insanlık açısından en büyük sıkıntı bu ve bir de elektrik tabii ki de.Google ise buradakilere çok büyük bir iyilik yapıp,depremde yakınlarından haber alamayanlar için özel sayfa oluşturdu.
Radyoaktif sızıntı tehlikesine karşı halkına iyot dağıtan hükümeti de ayrıca kutlamak lazım.Başkaları olsa sözüm onlara direk ölüme terketmişti.Aynı olayların Sinop'ta kurulmuş bir nükleer merkezde olduğunu düşünüyorum da Türkiye çoktan bitmişti şimdi.
Umarım bundan sonra Japonya yeniden yaşanılacak yer olmaya devam eder yoksa sadece ölü bir yer yüzü olarak kalacak.
ABC News Before-After olayına girmiş fotoğraflarla.Pek iştah açıcı görüntüler yok ama değişik bir çalışma ve bakmak isterseniz;
http://www.abc.net.au/news/events/japan-quake-2011/beforeafter.htm
Erdil Yaşaroğlu'na sorularım var!
Diyenlerdenseniz,sıkı durun info@erdilyasaroglusohbetleri.com'a (ilk 200 kişi mail'i ile sınırlı) mail attığınızda şanslı kişilerden olursanız Taksim-Bronx Pi sahnede sorularınızı cevaplayacak.Yanında DJ Kaan Sezyum'da cabası :)
Imogen Heap'den günlükler
Sesine bayıldıklarım listesinde yer alan bir diğer isim olan Imogen Heap 4. Stüdyo albümü için yeniden kapandı.Kapandı ama yine öncekiler gibi günde bir veya birkaç günde bir bize neler olduğunu kısa videolar eşliğinde anlatacak.En hoşuma gidenleri de doğadan kaydettiği sesler kısmı oldu.
Kendisinin gerçekten de sıradışı bir dünyası var bu albümde sizin payınızın olmasını istiyorsanız siteye çeşitli sesler yükleyebiliyorsunuz ve oylayabiliyorsunuz.Bunun için;
http://heapsong1.imogenheap.com/14/index.html
Video klip içinde aynı şeyler geçerli elinizde farklı görüntüler var ise bunları da yüklemek için,ama durun! Öncelikle bir Vimeo sitesine ait üyelik bulunmak zorunda ;) Bunun için de;
http://heapsong1.imogenheap.com/17/index.html
Bu kısımda da teker teker hangi gün neler yaptığını izleyebilirsiniz.Oldukça eğlenceli :)
http://heapsong1.imogenheap.com/keys/index.html
Ana sayfası;
http://heapsong1.imogenheap.com/index.html
Sonuç olarak çok değişik bir albüm olacağa benziyor,hep beraber bekleyeceğiz ve göreceğiz ama bunun sonunda inşallah geçen sene olduğu gibi İstanbul Modern'e tekrar gelip bize o güzel sesiyle şarkılarını söyler.
Blogspot buraya yumruk havaya!!!
Geçtiğimiz günlerde Digiturk'ün bazı futbol yayınlarının yasadışı bir şekilde blogspot üzerinden yayınlandığığnı gördüğünde sanırız ki çılgına döndü ve şimşek hızında bir kararla yeni sansür haberi geldi.Milyonlarca kullanıcısı olan blogspot servisinin kullanıcıları da şoka uğradı.Zaten youtube faciasını yeni atlatmışken şimdi de bunu görmek gerçekten de içler acısı.
Yasaklar yerine çözüm üreten bireyler ne zaman olacağız çok merak ediyorum.Sonumuz hayır ola.Neyse ki yeni haberleri okuduğum üzere,sansür bu ay sonuna kadar kalkacakmış.
Bu formatlara daha ne kadar katlanacağız?
Her geçen gün Tv kutusuna düşen aptal programlar ve yarışmalar bir kenara dursun diziler aldı başını gidiyor.Hatta bununla ilgili bir de yazılar döktürmüştüm o yüzden fazla girmiyorum yine.Tek sıkıntım yeni bir abukluk görmem o kadar.Zaten kimliğini kaybetmiş bir toplum ortaya çıkıyor bunu daha da çirkinleştirmek,eğlenceden başka bir şey olmasa gerek.Gelinim olur musun? ve buna dahil başka salak yarışma formatlarına yeni bir tanesi daha eklenecek: "Eski Eşim Nikah Şahidim" adlı bir program.Ülkemizde umarım yayınlanmaz öncelik olarak diğer Ülkelere pazarlanma stratejisi var.Bildiğiniz üzere dışarıda ne tutuyorsa,bizde de ona ilgi var mantıklı olsun veya olmasın.
İpin ucu çoktan kaçmış,ne dediğimi aşağıdaki linke tıklayarak öğreneceksiniz.İzzet Pinto ile yapılan söyleşi;
http://www.milliyet.com.tr/-sira-disi-format-bulmak-sizi-cok-zengin-edebilir-/pazar/haberdetay/13.03.2011/1363487/default.htm
5 Aralık 2010 Pazar
Ay'dan geldim
Paranoyanın sonu yok her konuda uzar gider düşüncelerle boğuşursunuz.Hele bir de canlı örnek varsa karşınızda içinden çıkılması zordur.Rivayetlere göre öldüğü halde ölmediği iddia edilen ünlüler var; Elvis Presley,The Doors grubunun solisti Jim Morrison,şu aralar yankısı süren Michael Jackson.Ne kadar doğru bilmiyorum ama Jim Morrison'u Paris'te görenlerin var olduğunu iddia edenler var.Buraya kadar bu ünlüler ile ilgili olan çoğu bilgi iddia,rivayet ve -miş'li geçmiş zaman.
O zaman,
Andy Kaufman 17 Ocak, 1949 – May 16, 1984 tarihlerinde yaşamış (Çok kötü bir şaka yaptı) olan bir komedyendir ama bildiğiniz kalıplarda bir komedyen değil.Tv'de garip hareketlerde bulunan hiç konuşmadan duran veya sadece pikap açıp dinleten başkalarının kılığına girip türlü şakalar yapan bir adam.Hatta Stand-Up kavramını getiren birisi bile deniyor kendisi için.Çoğu yerde Tony Clifton adlı şarkıcı kılığına girip,sesini değiştirerek şarkılar bile söylüyormuş.Andy o kadar kafa yapmış ki milletle Tony Clifton'ın bile gerçek olup olmadığı muallakta kalmış :) normalde anlatılan Tony Clifton alt sahnelerde yer alan bir şarkıcı ve Andy bunu kullanıp onun parlamasını sağlamış ama araştırmalar sonucu sadece Andy Kaufman'ın canlandırdığı bir karakter olduğu sonucuna ulaşılmış.Andy Kaufman 84 senesinde ölümcül olan bir hastalığa yakalanıyor (Akciğer Kanseri) ve yine sevenlerini hüzüne boğuyor.Hatta 2002 yazında kanepemde man on the moon adlı parçayla kendimden geçtiğimde yahu ben neden man on the moon filmini izlemiyorum?Demiştim kendi kendime Dvd sürücüye sahip olmadığım zamanların verdiği acıyla atraksiyon yapıp orjinal vcd cd'sini alarak izlemiştim.Final sahnesinde biraz hüzüne boğulmuştum bende hele hele Jim Carrey'nin performansı o Andy'i gördüğü zamanlardaki performansının aynısını gösterdiğinden dolayı bir kez daha hayran kalmışlar (Jim Carrey hangi filmin hakkını vermedi ki?) ama 21 Mayıs 2004 tarihinde birisi çıkageldi.

Cö ööööööö
Ölmedim yaşıyorum diyerek herkese selam veren.Andy Kaufman'ın ta kendisiydi.Neden böyle bir şeye gerek duydu? Amaç neydi? O sırada neler hangi işlerle meşgul oldu? Bunlara cevap verilmesi gerekiyordu ama pek net bir şey yok hala etrafta.Zamanında çok paralar kazandığından dolayı starlığın verdiği bunalımdan dolayı böyle bir yol izledi diyenler de az değil.
Bize de "If you believe they put a man on the moon" demek düşüyor.
Andy Ölmedi ahanda bakın
Vay anasını sayın seyirciler
Eğer film müzikleri ile ilgileniyorsanız sizin için kaçırmamanızı öneriyorum.Şimdilik iki tane hit olmuş hem Man on the moon hem de R.E.M. Hit'i olmuş parçalar ile uğurluyorum sizi;
Man on the moon
REM - Man on the Moon
Yükleyen bebepanda. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
The Great Beyond
R.E.M - the great beyond
Yükleyen arakis51. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
O zaman,
Andy Kaufman 17 Ocak, 1949 – May 16, 1984 tarihlerinde yaşamış (Çok kötü bir şaka yaptı) olan bir komedyendir ama bildiğiniz kalıplarda bir komedyen değil.Tv'de garip hareketlerde bulunan hiç konuşmadan duran veya sadece pikap açıp dinleten başkalarının kılığına girip türlü şakalar yapan bir adam.Hatta Stand-Up kavramını getiren birisi bile deniyor kendisi için.Çoğu yerde Tony Clifton adlı şarkıcı kılığına girip,sesini değiştirerek şarkılar bile söylüyormuş.Andy o kadar kafa yapmış ki milletle Tony Clifton'ın bile gerçek olup olmadığı muallakta kalmış :) normalde anlatılan Tony Clifton alt sahnelerde yer alan bir şarkıcı ve Andy bunu kullanıp onun parlamasını sağlamış ama araştırmalar sonucu sadece Andy Kaufman'ın canlandırdığı bir karakter olduğu sonucuna ulaşılmış.Andy Kaufman 84 senesinde ölümcül olan bir hastalığa yakalanıyor (Akciğer Kanseri) ve yine sevenlerini hüzüne boğuyor.Hatta 2002 yazında kanepemde man on the moon adlı parçayla kendimden geçtiğimde yahu ben neden man on the moon filmini izlemiyorum?Demiştim kendi kendime Dvd sürücüye sahip olmadığım zamanların verdiği acıyla atraksiyon yapıp orjinal vcd cd'sini alarak izlemiştim.Final sahnesinde biraz hüzüne boğulmuştum bende hele hele Jim Carrey'nin performansı o Andy'i gördüğü zamanlardaki performansının aynısını gösterdiğinden dolayı bir kez daha hayran kalmışlar (Jim Carrey hangi filmin hakkını vermedi ki?) ama 21 Mayıs 2004 tarihinde birisi çıkageldi.

Cö ööööööö
Ölmedim yaşıyorum diyerek herkese selam veren.Andy Kaufman'ın ta kendisiydi.Neden böyle bir şeye gerek duydu? Amaç neydi? O sırada neler hangi işlerle meşgul oldu? Bunlara cevap verilmesi gerekiyordu ama pek net bir şey yok hala etrafta.Zamanında çok paralar kazandığından dolayı starlığın verdiği bunalımdan dolayı böyle bir yol izledi diyenler de az değil.
Bize de "If you believe they put a man on the moon" demek düşüyor.
Andy Ölmedi ahanda bakın
Vay anasını sayın seyirciler
Eğer film müzikleri ile ilgileniyorsanız sizin için kaçırmamanızı öneriyorum.Şimdilik iki tane hit olmuş hem Man on the moon hem de R.E.M. Hit'i olmuş parçalar ile uğurluyorum sizi;
Man on the moon
REM - Man on the Moon
Yükleyen bebepanda. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
The Great Beyond
R.E.M - the great beyond
Yükleyen arakis51. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
27 Kasım 2010 Cumartesi
Dikkaaaat! Kıçınız başınız oynamasın
Pek kızgın değildim bu akşam hatta keyiften böyle konuşuyor olabilme ihtimali çok çok yüksek.Sayfaları gezerken wikipedia arama sonucu çıktı bakayım dedim.Sonra üstte wiki uyarı penceresi çıktı kurucusu olan Jimmy Wales abi çok güzel açıklamada bulunmuş kuruluşu kısaca anlatmış ve insancıl bir dille de bağış hakkında bilgilendirmiş bizi.Buraya kadar eyvallah,wiki bilindiği üzere kaynak gösterilmek suretiyle özgür ve geliştirilebilir bir ansiklopedi,bir bilgi hazinesi ama tabi bizim Türk Milleti rahat durur mu? Durmaz ille de fırlamalık yapacak ya ota boka el atar.Geçenlerde TV'de Canlı Para diye bir yarışma programı vardı oradaki sorulardan birince hangisi daha önce yapılmıştır? Sorusunda Eyfel-Özgürlük Heykeli vardı netten araştırırken gele gele yine bana denk gelen bir mallık vurdu :D komik ama aslında ağlayacak halimize gülme sendromlarından bir tanesiydi.Artık kim değiştirdiyse "Eyfel Kulesi 1914 yılında Altay Spor Kulübü'nün kuruluşunu kutlamak amacıyla 23 saatte japon işçiler tarafından yapılmıştır" ibaresi ile karşılaşarak sandalyeden düşüyordum.
Bazen nete sansür geliyor ya işte bunların haklı sebeplerinden bir tanesi belki ufak ama kim bilir başka neler oluyor?Bu zihniyete burayı açmayacaksın ;)
Efenim Jimmy abimizin çok önemli bir duyurusu;
Bu da Eifel Kulesi için fırlamanın önde gideni,sever misin,sabaha mı bırakırsın? Seçim senin
Bazen nete sansür geliyor ya işte bunların haklı sebeplerinden bir tanesi belki ufak ama kim bilir başka neler oluyor?Bu zihniyete burayı açmayacaksın ;)
Efenim Jimmy abimizin çok önemli bir duyurusu;
Bu da Eifel Kulesi için fırlamanın önde gideni,sever misin,sabaha mı bırakırsın? Seçim senin
21 Kasım 2010 Pazar
Ey ahali gel gel bak :D
Psikopat olmadıkça özümüzde hep bir şeyler yapmak,tasarlamak ve sonunda da sunmak var.Hele başarının sizin için sonu gelmiyorsa bu devamlı olan bir dürtü olarak içinizde kalıyor.Facebook'da solaklar grubuna üyeyim (aslında hem sağlak hem de solağım ama) neyse böyle değişik ve enteresan etkinlikler oldu mu da katılırım,maksat insan tanıyalım iş kolu vs. bu akşam da posta kutusuna mesaj geldi herhalde adamın canına tak etmiş ki içini döktürmüş :D yahu daha dün tanıştığım adam benle konuşmuyor face'deki ilkokuldakiler birbirinin suratına bakmıyor sen ne diyorsun? :D solaklar buluşması gerçekleşmemiş :D hani bir Ülke için barış umutları olur iç yanarsın da solakların bir araya gelmemesi çok da büyütülecek bir olay değil şayet kendisi Boğaz Köprüsüne çıkmaz ise :D
Çok güzel halka seslenmiş.Parti başkanı olsa oy verecektim o derece gaza geldim beaaah
Çok güzel halka seslenmiş.Parti başkanı olsa oy verecektim o derece gaza geldim beaaah
8 Ekim 2010 Cuma
Aç-Kapa Vana (Şöyle ola ki...)
Bu sabah işe sırılsıklam gelmenin siniri bir yana (Sağolsun hava şartları) neye sinirleneceğimi de şaşırdım gerçi.Bir yandan hafif koşuşturmacalar,bir yandan kurulanmaya çalışma çabaları...
En sonunda bir oh diyerek bilgisayar başına geçtim pek futbolla aram yoktur ama face'de ilk defa bir oyuna sardım bola neyse uzatmayayım.Haberlere bakayım dedim günlük yoksa kendimi bildiğin cıbıldak hissediyorum sanat için de değil he.Bir haber gözüme takıldı neredeyse çıkaracaktı o derece.Haberde diyordu ki; Sıkıntıdan 10 cm'lik vana yutmuş.Nası yani?Dedim kendi kendime.Kafada şalterler atmaya yakındı,kendime gelmem lazımdı,neşeli şeyler düşündüm mesela; kuşlar,böcükler ve bir adet sahil kasabası.Sonra kendime geldim ve irdeledim pek de ?!@rik bir konu değil ama mallığın son noktası olarak gördüm.Hatta bir ara jüri özel ödülü verecektik ama kargo çok para tutar diye vazgeçtik.Hala detaylara giremedim farkındayım.
Van'da mide ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırılan kadının bağırsağında 10 santimetre uzunluğunda vana kolu çıkmış.Olay gerçekten de çok büyük bir soğukkanlılıkla anlatılıyor.Hatun kişi sıkıntıdan yutmuş göya :D töbe töbe.Bir de üzerine doğal yollarla dışarıya atılması beklenmiş.Yahu günümüzde de döte girilen şemsiye zor açılıyor vana nasıl çıksın be sevgili ve saygı bazında tavan yapmış canlarım benim he he sorarım size şimdi bu satırları yazarken saat 23:00 aşşağıda komşu mesela kafa zikiyor niye? Matkapla duvar deliyor bak haberi de mındar etti içine etti yazamıyorum.
Ya kadın ne derdin vardı da bu kadar efkarlandın?Bileydim ben sana bir koli rakı yollardım valla.Hani hiç olmazsa daha acısız olurdu,şaftın kayardı falan.Nasıl bir fantezi anlamadım.Herhalde kavanoz üzerine oturan adamdan sonra en çok hatırlayacağım haberlerden biri de bu oldu.Yok bir de Karadeniz'de evin camından buzdolabı atan elemanlar vardı o best of.Bu ise yine gönlümüzün birincisi :D
En sonunda bir oh diyerek bilgisayar başına geçtim pek futbolla aram yoktur ama face'de ilk defa bir oyuna sardım bola neyse uzatmayayım.Haberlere bakayım dedim günlük yoksa kendimi bildiğin cıbıldak hissediyorum sanat için de değil he.Bir haber gözüme takıldı neredeyse çıkaracaktı o derece.Haberde diyordu ki; Sıkıntıdan 10 cm'lik vana yutmuş.Nası yani?Dedim kendi kendime.Kafada şalterler atmaya yakındı,kendime gelmem lazımdı,neşeli şeyler düşündüm mesela; kuşlar,böcükler ve bir adet sahil kasabası.Sonra kendime geldim ve irdeledim pek de ?!@rik bir konu değil ama mallığın son noktası olarak gördüm.Hatta bir ara jüri özel ödülü verecektik ama kargo çok para tutar diye vazgeçtik.Hala detaylara giremedim farkındayım.
Van'da mide ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırılan kadının bağırsağında 10 santimetre uzunluğunda vana kolu çıkmış.Olay gerçekten de çok büyük bir soğukkanlılıkla anlatılıyor.Hatun kişi sıkıntıdan yutmuş göya :D töbe töbe.Bir de üzerine doğal yollarla dışarıya atılması beklenmiş.Yahu günümüzde de döte girilen şemsiye zor açılıyor vana nasıl çıksın be sevgili ve saygı bazında tavan yapmış canlarım benim he he sorarım size şimdi bu satırları yazarken saat 23:00 aşşağıda komşu mesela kafa zikiyor niye? Matkapla duvar deliyor bak haberi de mındar etti içine etti yazamıyorum.
Ya kadın ne derdin vardı da bu kadar efkarlandın?Bileydim ben sana bir koli rakı yollardım valla.Hani hiç olmazsa daha acısız olurdu,şaftın kayardı falan.Nasıl bir fantezi anlamadım.Herhalde kavanoz üzerine oturan adamdan sonra en çok hatırlayacağım haberlerden biri de bu oldu.Yok bir de Karadeniz'de evin camından buzdolabı atan elemanlar vardı o best of.Bu ise yine gönlümüzün birincisi :D
14 Eylül 2010 Salı
Bugün Pirzola mı giysem yoksa kelle paça mı?
Başlık saçma hatta sapan tadında değil mi?Konu derinleştikçe,pek derinleşecek yeri de yok ama işte olayı gördüğünüzde artık tiksinir misiniz ya da donup kalır mısınız? Bilemem orasını ben sadece öylesine baktığım anda ahanda adam gibi bir kıyafet seçmiş sonunda dediğim zaman işler ters gitmiş.Dikkat etmemişim bugün itibariyle bir daha bakma şansım oldu o da meğer tepkiler gelmiş başlığından dolayı.Evet konuya girmedim hala :D
Efendim Lady Gaga biliyorsunuz ki her adımında dikkatleri üstüne çekmek isteyen bir kişilik.İkon olma çabası içinde olduğunu sezdim ama ikon böyle olunmaz.Sadece arkasından "Vay be arkadaş amma acayip biriydi" Diyen olur diye düşünüyorum.Ablamız bu sefer MTV müzik ödüllerinde et kostümü evet yine yanlış okumadınız ve yanlış yazmadım bildiğiniz kasapta satılan et gitmiş yani kostüm şekline bürümüş.Dona kaldım :D ulan biz Ülke olarak et bulamıyoruz sen gel kıçına bir de başına giy bunu.Bir de sen gel gör kafaya da yağsız bonfile koydurmuş :D offf güleyim mi ağlayayım mı?Bilmiyorum Allah en acilinden şifa versin diyorum.
Kostümde emeği geçen bir çok et çeşidi var; Kuşbaşı,bonfile,biftek,kelle paça,işkembe gözden kaçmıyor.Yahu bir de üzerine açıklama yapmış "Et giyerek saygısızlık etmek istemedim" İyi niyet yapmak istediği belli olmamaş yemeyiz biz bunları fekat :D sen sıkıysa gel bu kostümle bizim Ülkeye giriş yap.Sıkar o zaman,daha pasaportta pişirirler valla zaten fiyatlat fahiş,et bulamıyor millet pişirmeyi geçtim çiğ çiğ yer seni canım benim.Öpüyorum,hayır öpemiyorum leş gibi kokuyor.Burnumun direğinde çalışma var x(
Efendim Lady Gaga biliyorsunuz ki her adımında dikkatleri üstüne çekmek isteyen bir kişilik.İkon olma çabası içinde olduğunu sezdim ama ikon böyle olunmaz.Sadece arkasından "Vay be arkadaş amma acayip biriydi" Diyen olur diye düşünüyorum.Ablamız bu sefer MTV müzik ödüllerinde et kostümü evet yine yanlış okumadınız ve yanlış yazmadım bildiğiniz kasapta satılan et gitmiş yani kostüm şekline bürümüş.Dona kaldım :D ulan biz Ülke olarak et bulamıyoruz sen gel kıçına bir de başına giy bunu.Bir de sen gel gör kafaya da yağsız bonfile koydurmuş :D offf güleyim mi ağlayayım mı?Bilmiyorum Allah en acilinden şifa versin diyorum.
Kostümde emeği geçen bir çok et çeşidi var; Kuşbaşı,bonfile,biftek,kelle paça,işkembe gözden kaçmıyor.Yahu bir de üzerine açıklama yapmış "Et giyerek saygısızlık etmek istemedim" İyi niyet yapmak istediği belli olmamaş yemeyiz biz bunları fekat :D sen sıkıysa gel bu kostümle bizim Ülkeye giriş yap.Sıkar o zaman,daha pasaportta pişirirler valla zaten fiyatlat fahiş,et bulamıyor millet pişirmeyi geçtim çiğ çiğ yer seni canım benim.Öpüyorum,hayır öpemiyorum leş gibi kokuyor.Burnumun direğinde çalışma var x(
3 Eylül 2010 Cuma
Batman bize iki çay,biri demli olsun (Türk Malı Betmen)
Gün geçmiyor ki akıllı insanlara hasret kalalım.Yine bir mallık,saflık diyemeyeceğim çünkü alakası yok :D mallığın sınıraları zorlanmış bu ortamda.Hatta zorlandığına dair belgeler ve resimler de var.Dikkat çekmek,ilgi yoğunluğunu toplamak bazen psikolojik rahatsızlıkların başında geliyor ve bunu daha çok küçük çocuklarda ağlaama,yaygara tarzında görüyoruz.Bir de mal insanımızın veya insanların yaptıkları oluyor onları Allah'a kırılmaz kutu içinde kargoya yolluyorum.Geçen gözüme çarptı ister istemez ahanda ben burdayım,malım diyen bir satış ilanı.Kategoriside otomobil.
Hı niye bu kadar ilgimizi çekti anlatayım hemen abimiz.Batman kostümünü giy sen Gotham şehrinden gel buralara BMW arabasını satmak için ilan ver adını söylemek istemediğim bir net satış sitesine.Sunroof'dan da çıkarmış vücudun yarısını ooooh kebap.Batman değişmiş bir de he,top sakal yapmış böyle bilir kişi olmuş :D bir de çok uğraşmışlar herhalde ki dikkat çekici bir uyarı koymuş onu da buraya kopyala-yapıştır yapıyorum;
DİKKAT: Gereksiz mesaj atarak vaktinizi harcamayın...Allah beni 1- Allahsızlardan 2- İmansızlardan 3-Ebü cehil (cahillerden) 4- Nazarlardan 5-Devlet kapısından korusun inşallah...bu şıkların arasındaki insanlar bana mesaj atmasın..hepsine gülüp geçiyorum...herkes yaptığının bedelini birgün ödeyecektir...
Kusura bakmayın biraz eşşek kadar oldu da işte kopyala-yapıştır olunca böyle oluyor :D Gotham City görünüşe göre Batman'e yanlış yapmış hem de en ağırından.Abimizde sıyırmış.Ne diyeyim? İlanın devamını aktarıyorum ve herkese bol di diiit akbilli sesler diliyorum.
Batman Araba Satıyor (TIKLA!)
Hı niye bu kadar ilgimizi çekti anlatayım hemen abimiz.Batman kostümünü giy sen Gotham şehrinden gel buralara BMW arabasını satmak için ilan ver adını söylemek istemediğim bir net satış sitesine.Sunroof'dan da çıkarmış vücudun yarısını ooooh kebap.Batman değişmiş bir de he,top sakal yapmış böyle bilir kişi olmuş :D bir de çok uğraşmışlar herhalde ki dikkat çekici bir uyarı koymuş onu da buraya kopyala-yapıştır yapıyorum;
DİKKAT: Gereksiz mesaj atarak vaktinizi harcamayın...Allah beni 1- Allahsızlardan 2- İmansızlardan 3-Ebü cehil (cahillerden) 4- Nazarlardan 5-Devlet kapısından korusun inşallah...bu şıkların arasındaki insanlar bana mesaj atmasın..hepsine gülüp geçiyorum...herkes yaptığının bedelini birgün ödeyecektir...
Kusura bakmayın biraz eşşek kadar oldu da işte kopyala-yapıştır olunca böyle oluyor :D Gotham City görünüşe göre Batman'e yanlış yapmış hem de en ağırından.Abimizde sıyırmış.Ne diyeyim? İlanın devamını aktarıyorum ve herkese bol di diiit akbilli sesler diliyorum.
(Fena hasta olduk ya bir türlü toparlanamadık,havalarda durmadan değişiyor çözemedim her gün elimde yağmurluk )
Batman Araba Satıyor (TIKLA!)
31 Ağustos 2010 Salı
3 Yanlış 1 Çoban HB Kalem.Optik formu iyi doldur
Ne zamandır gündemi meşgul eden ve hakikatten de çıngar çıkarılası bir olay KPSS sorularının araklanması.Taaa kaç sene önce ÖSS sorusu çalındığında ortalık ayağa kalktı sınav iptal edildi,o sene içinde başka bir sınav daha yapıldı.Bu kadar titizdi işler ama ahlak seviyesi her geçen gün düştüğünden yapılan şerefsizlikler sanki normal gündelik olarak yapılan etik hareketlermiş gibi yapılıyor ve öyle gösteriliyor,bunu insanlar benimsiyor.İşin salaklık boyutları o kadar uzun ki.Hele bu [arada] yapılan salaklıklardan artık bıktım ama n'apiyim yine bilelim diye açıklıyorum.Beyler bayanlar KPSS soruları çobana kadar gitmiş.Yuh yani hem de okkalı arşınlı tarçınlı.
Hani çobanda bu şekilde iş buluyorsa valla tebrik edicem.Hani düşünüyorum ulan inceden mesaj mı vermek istiyor Süleyman Demirel'de eskiden çobanlık yapmış.Ülke'nin başına gelmiştir diye de bu işlerle biraz zor.İstifalar oldu.Kelle gidince malesef çözüm olmuyor,insanların çoğu keşke diyor ve bu keşkeleri dememk için ders almak lazım.Alan var mı? O da yok.
Biz artık kıyametin çocuklarıyız.İyi işler beklemeyin.
Hepinize sulugöz sakızı çiğnemeli günler diliyorum.
Demir kaynak;
Haberin Maden Suyu Kaynağı
Hani çobanda bu şekilde iş buluyorsa valla tebrik edicem.Hani düşünüyorum ulan inceden mesaj mı vermek istiyor Süleyman Demirel'de eskiden çobanlık yapmış.Ülke'nin başına gelmiştir diye de bu işlerle biraz zor.İstifalar oldu.Kelle gidince malesef çözüm olmuyor,insanların çoğu keşke diyor ve bu keşkeleri dememk için ders almak lazım.Alan var mı? O da yok.
Biz artık kıyametin çocuklarıyız.İyi işler beklemeyin.
Hepinize sulugöz sakızı çiğnemeli günler diliyorum.
Demir kaynak;
Haberin Maden Suyu Kaynağı
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Politik Mizah
29 Ağustos 2010 Pazar
Bırak ben yaparım (Bilenler yapsa daha iyi olacak)
Sene ortası içinde sabah işe gitmeden haberlere bakarım gazete varsa okurum nete girmek içn vaktim varsa ona bakarım.Sonra haydi eyvallah ben kaçtım.Aklımın başında olduğundan beri şunu gördüm özellikle bizim halkımızda herkes her şeyden doğuştan anlıyor ama içi boş bilgelik bizimkisi özellikle de etrafta hatun kişi olduğunda herkes Einstein kesiliyor aman aman.Sonra da olayın şu yönü var işin içinden çıkılamadığında bu işi başkası üzerine yıkma evresi ve o işi üzerine (garibim) alan şahıs da yapamyınca azar manyağı oluyor.Malesef herkes çok biliyor ama icraat yok bu da başka bir tarafı.Bu [araya] nereden girdik?
Öncelikle bahsetmiyim bahsetmiyim diyordum kendi kendime tek haber pek bir değeri olmaz dedim ama aynı hata iki defa belki biraz daha araştırsak başka yerlerde de benzer şekilde bulabiliriz.Olay nedir peki?
İlk olayımız bu metrobüsler ama hani Hollanda'dan gelenler.Normalde bunlar orjinal olarak kapıları yol tarafına bakıyormuş (metrobüs güzergahına uyan yolda tabi) bizimkilerde akıl fışkırıyor tabi hemen iş ucuza kapansın diye Bursa'dan başka bir firmayla anlaşıyorlar.Ne için? Tabi ki ters tarafa da kapı yapılsın diye.Bu [arada] Hollanda'lı şirket bu olup biteni bir şekilde duyup hemen olay yerine varıyor ve firma bu işlem yapılacağı için Belediyeye dava açıyor.Çünkü hatırlarsınız hep bir LPG'li Ferrari hikayesi dönmüştü yurdumun dört bir yanında işte firmaya ciddi zarar vermesin diye böyle bir dava olmuş.Bizimkilerde yaptıklarıyla kalmışlar ve hala kaybedilen tazminat davasının paraları ödeniyor.Sonra birileri çıkıp da neden bu metrobüse dakka başı zam geliyor demesin.
Akıllanmak lazım salaklığa giden bu yolda.
Buna benzer ikinici bir olay ise Dünya Basketbol Şampiyonası başlamadan önce Ankara Arena yanılmıyorsam (Ankara'da ki yeni basketbol sahası) oradaki tavan skorbordunda teknik bir arıza meydana gelmişti.Bir basketbol periyodu 10 dk. düdük çaldı,durdu,foul atışları derken 20 dk'yı bulabilir.Skorbord arıza bir periyodu tam bir buçuk saat geciktirdi.Skorbord Fransız şirketin ve haliyle şirket montajı kendileri yapmak istemişler.E biz çok akıllıyız ya,yine demişiz ki yok ya biz yaparız bunun montajını.İşte sen gör o zaman montajı.Al sana montaj derler adama.Yapmayın etmeyin.Her işi ustasına bırakma mantığını ne zaman benimseyeceğiz hala bekliyorum.Belki olmayacak ama...Az da olsa bir umudum varrrrrrr.
Arızalı Skorbord Haberinin detayı;
http://salsabasket.blogspot.com/2010/08/ankaradaki-skorbord-krizinin-perde.html
Öncelikle bahsetmiyim bahsetmiyim diyordum kendi kendime tek haber pek bir değeri olmaz dedim ama aynı hata iki defa belki biraz daha araştırsak başka yerlerde de benzer şekilde bulabiliriz.Olay nedir peki?
İlk olayımız bu metrobüsler ama hani Hollanda'dan gelenler.Normalde bunlar orjinal olarak kapıları yol tarafına bakıyormuş (metrobüs güzergahına uyan yolda tabi) bizimkilerde akıl fışkırıyor tabi hemen iş ucuza kapansın diye Bursa'dan başka bir firmayla anlaşıyorlar.Ne için? Tabi ki ters tarafa da kapı yapılsın diye.Bu [arada] Hollanda'lı şirket bu olup biteni bir şekilde duyup hemen olay yerine varıyor ve firma bu işlem yapılacağı için Belediyeye dava açıyor.Çünkü hatırlarsınız hep bir LPG'li Ferrari hikayesi dönmüştü yurdumun dört bir yanında işte firmaya ciddi zarar vermesin diye böyle bir dava olmuş.Bizimkilerde yaptıklarıyla kalmışlar ve hala kaybedilen tazminat davasının paraları ödeniyor.Sonra birileri çıkıp da neden bu metrobüse dakka başı zam geliyor demesin.
Akıllanmak lazım salaklığa giden bu yolda.
Buna benzer ikinici bir olay ise Dünya Basketbol Şampiyonası başlamadan önce Ankara Arena yanılmıyorsam (Ankara'da ki yeni basketbol sahası) oradaki tavan skorbordunda teknik bir arıza meydana gelmişti.Bir basketbol periyodu 10 dk. düdük çaldı,durdu,foul atışları derken 20 dk'yı bulabilir.Skorbord arıza bir periyodu tam bir buçuk saat geciktirdi.Skorbord Fransız şirketin ve haliyle şirket montajı kendileri yapmak istemişler.E biz çok akıllıyız ya,yine demişiz ki yok ya biz yaparız bunun montajını.İşte sen gör o zaman montajı.Al sana montaj derler adama.Yapmayın etmeyin.Her işi ustasına bırakma mantığını ne zaman benimseyeceğiz hala bekliyorum.Belki olmayacak ama...Az da olsa bir umudum varrrrrrr.
Arızalı Skorbord Haberinin detayı;
http://salsabasket.blogspot.com/2010/08/ankaradaki-skorbord-krizinin-perde.html
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Politik Mizah
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Nasıl bir etek bu mini etek?
25 miydi? 26 mıydı? Tam hatırlamıyorum Ağustos'un yani.İşte masa üzerinde bir gazete gördüm,hani ilk sayfa haberleri önemli haberlerdir.Ne biliyim,ekonomide çok büyük dalgalanma olur,devletle ilgili haber olur...Aaaa bir de baktım yarım sayfa Anna Kurnikova'nın frikiği :( hani sadece o gazetede de değil bir kaç gazete de aynısını yapmış.Tabi üzücü aslında benim bunu yazmam bile üzücü de sadece nelere değer verildiğini,artık neyin haber niteliği taşıdığını göstermek için yazıyorum.Sanki Ülke'de her şey bitti,sıra geldi Anna Abla'nın eteğine geldi.Yok bir şeyler gözüküyormuş da sonra uyarmışlar da neymiş efendim düzeltmiş uyarılar gelince.
Bende geçen festivale gittim fermuarı açık unutmuşum ama bir Allah'ın kulu gelip de abi makina gözüküyor,çıkmış yerinden diye uyaran olmadı.Sonra neyse yiğidin malı meydandadır diyerek kapadım :)
Kadın zaten baştan oynak tenisçiyken daldan dala atladı tamam her insanın asıl işinden ziyade farklı meslek gruplarına ilgisi vardır da bu abla fazla maymun iştahlı.
Olayı fazla genleştirmeden özetini anlatayım İstanbul Moda Haftası için Ülkemizde bulunmuş kendisi.Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile yanyana otururken de frikik patlamış.Hani ben oturup göstersem kim bilir kaç kişi kaçardı :D bu kadar iğrençlik yeter.Öpüldünüz
Bende geçen festivale gittim fermuarı açık unutmuşum ama bir Allah'ın kulu gelip de abi makina gözüküyor,çıkmış yerinden diye uyaran olmadı.Sonra neyse yiğidin malı meydandadır diyerek kapadım :)
Kadın zaten baştan oynak tenisçiyken daldan dala atladı tamam her insanın asıl işinden ziyade farklı meslek gruplarına ilgisi vardır da bu abla fazla maymun iştahlı.
Olayı fazla genleştirmeden özetini anlatayım İstanbul Moda Haftası için Ülkemizde bulunmuş kendisi.Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile yanyana otururken de frikik patlamış.Hani ben oturup göstersem kim bilir kaç kişi kaçardı :D bu kadar iğrençlik yeter.Öpüldünüz
24 Ağustos 2010 Salı
Bu soruda bir yalnışlık var ustaaaaa!
Ülkemiz diğer ülkelerdeki gibi dizi formu olsun hatta özellikle de yarışma platformlarını değiştirerek gözler önüne sergiliyor,bizlere sunuyor.Dizilerin gerçi biraz bokumtrakı çıktı oralara fazla yanaşmayayım konu dağılmasın.Yarışma bazında çoğu konsepti kopyalıyoruz burası kesin bazen çok nadir olarak birileri değişik fikirlerle karşımıza çıkıyor.Bazen tutuyor bazen de direk çöpe.Bu konsept kopya programlardan da birisi "Kim 500 Milyar ister?" Adlı yarışma programıydı.Kültür seviyenizi ölçen güzel bir yarışmaydı.Sonuna doğru bazı aksilikler oldu ve ortadan kayboldu.Mizahçı ile Komedyen aynı kefede tartılıyor.Buna biraz karşıyım.Mizahçı,ustalık çağına kadar gelebilen bir meslekten ziyade bir birikim süreci bana göre.Komedyen yine kendi kulvarında bulduklarını yeri geldi mi izleyiciye birinci kanaldan gösteren kişi.Zaman zamanda farklı görevlerde üstleniyorlar.Her neyse işte.Şahan Gökbakar'ı ilk TV8 kanalıydı yanılmıyorsam şaka programında tanımıştım.Saf ayağına yatıp millete sorular sorup onların her doğru cevabına belli bir miktarda para veriyordu.Daha sonra aynı kanalda Kendi Şovunu başlattı.Değişik tiplemeler yaptı etti.Gündemi biraz takip edenler olduysa aslında Şahan buralarda çooook alttan alttan göndermeler yaptı.Bundan ders alanlara ne mutlu ama aptal aptal anlamadan gülenlere eyvahlar olsun.Özellikle de "Kim 500 Milyar ister" adlı yarışmaya gönderme yapması favorimdir.Nerede mi oldu bu olay?Klasik bölümlerini bir kenara bırakacak olursak orjinal yarışmada son sorudan bir önceki soru hatalı çıktı hatta mahkemelik olundu.Yarışmanın tekrarının yapılması istenildi.Son iki soru bitse dire 500 Milyar cepte ama nedense ben o finali göremedim.Hemen ilgili kanal yarışmayı bitirdi ve o 500 Milyar havaya karıştı hatta bir ara millet "Ya acaba kazanan çıkacak mı?" Diye hayıflanıyordu.
Şahan bu son final bölümü ile çok güzel dalga geçti karşısındaki elemanımızı da bir güzel maskara etti.Göndermeleri huzurlarınıza sunuyorum.Haberin orjinali ve videomuz;
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=119133
http://www.medyatava.net/haber.asp?id=11453
Kim 500 Bin Istemezki-Final
Yükleyen ketur_du_91. - Basketbol, beyzbol, güreş ve diğer spor videoları.
22 Ağustos 2010 Pazar
PARDON ! (Kötü bir alışkanlık haline gelen özür dileme sistemi)
İnsani olanlar içinde (Etraf artık ayı kaynıyor) yapılan hatalarda ve yanlış davranışlarda ağzımıza uhu ile veya ne bileyim japon ile yapıştırılmış "PARDON" dediğimizde sanki her şey geçiştirilmiş oluyor.Ben kendi yapım itibariyle bir özüre neden olacak olan hal ve hareketleri veya sözcüklerden kaçınmaya çalışıyorum çünkü yediğiniz çok afedersiniz o boku sonra temizlemesi zor oluyor kolay oluyor diyemeyeceğim illa bir yerde bir şekilde izi muhakkak kalır görüşündeyim.Telafisi olmayan işlerde zamanı geri alamıyorum.Sadece insanlar mı hata yapıyor peki? Başka kimler yapabiliyor?
Mesela Devlet'i ele alalım.Ben dün ilk defa izleme şansı bulduğum Pardon filminden yola çıktım taa buraya kadar getirdi beni ki işin üzücü tarafı keşke zamanında izleseymişim gerçi o zamanda buraya yazma fikri doğar mıydı bilinmez.Film gerçek bir olaydan beyazperdeye aktarılma.Asker kaçağı olarak yaşayan bir adamın eniştesi tarafından ihbar edilmesi üzerine gelişen olayları ele alıyor.Kaşla göz arasında İstanbul'a geliyim derken polisle göz göze gelip kaçmaya başlıyor bir anda ve kendini sorgulamada buluyor,bundan sonra olayların ardı arkası kesilmiyor.Bir,iki ve sonunda bir tane daha isim verilerek üçlüyü tamamlayıp cezaevine giriyorlar.Altı yıl üç ay hapiste kaldıktan sonra bir sabah odalarına müjdeli haber geliyor.Artık serbestler tabi şaşırtıcı olan ise onca yıl bir hiç uğruna yattıklarından üzülsünler mi sevinsinler mi onlarda anlayamıyorlar.Belki insan olarak da her şey pardon ama Devlet'in yaptıklarına bakınca,bu iş biraz tartıyı bozmuş.Her hatada büyük zarar verip (Koskoca Türkiye) pardon demesi alışkanlık haline gelmiş.Olmamış.Eğer benim gibi uzatmalı izlemeyenler varsa filmi tavsiye ederim izlesinler.Şimdi en son kesiti yayınlıyorum ve bir de Devletin ne kadar çok pardon dediğini sizlere gösteriyorum;
Pardon kesiti;
Devletin Pardonları
Mesela Devlet'i ele alalım.Ben dün ilk defa izleme şansı bulduğum Pardon filminden yola çıktım taa buraya kadar getirdi beni ki işin üzücü tarafı keşke zamanında izleseymişim gerçi o zamanda buraya yazma fikri doğar mıydı bilinmez.Film gerçek bir olaydan beyazperdeye aktarılma.Asker kaçağı olarak yaşayan bir adamın eniştesi tarafından ihbar edilmesi üzerine gelişen olayları ele alıyor.Kaşla göz arasında İstanbul'a geliyim derken polisle göz göze gelip kaçmaya başlıyor bir anda ve kendini sorgulamada buluyor,bundan sonra olayların ardı arkası kesilmiyor.Bir,iki ve sonunda bir tane daha isim verilerek üçlüyü tamamlayıp cezaevine giriyorlar.Altı yıl üç ay hapiste kaldıktan sonra bir sabah odalarına müjdeli haber geliyor.Artık serbestler tabi şaşırtıcı olan ise onca yıl bir hiç uğruna yattıklarından üzülsünler mi sevinsinler mi onlarda anlayamıyorlar.Belki insan olarak da her şey pardon ama Devlet'in yaptıklarına bakınca,bu iş biraz tartıyı bozmuş.Her hatada büyük zarar verip (Koskoca Türkiye) pardon demesi alışkanlık haline gelmiş.Olmamış.Eğer benim gibi uzatmalı izlemeyenler varsa filmi tavsiye ederim izlesinler.Şimdi en son kesiti yayınlıyorum ve bir de Devletin ne kadar çok pardon dediğini sizlere gösteriyorum;
Pardon kesiti;
Devletin Pardonları
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Politik Mizah
Siz Beğendiniz ;)
-
Ağustos ayında Ramazan'da Caz etkinliklerinde İlhan Erşahin'i izledik,eğlenceliydi ama kontra bas görünce birden garipsedim.Alp Ers...
-
A dı belki eğlenceli bir oyun veya aktivite gibi gelse de işin aslı tamamen tersini gösteriyor. Mobbing nedir ? G enelde iş yerlerinde d...
-
Çok uzun zaman önce değil çok da kısa süre önce de değil.Ortalarda bir yerlerde işte,gözümüze çarptılar.Sonra youtube ve diğer sosyal ağlar...
-
K endimden bir şey anlatmayı pek sevmem,kendimi de anlatmam hal ve hareketlerin beni tanımlaması,tamamlaması lazım ondan sonra zaten siz be...
-
3-2-1 ve karşınızda Limp Bizkit.Helllllll Limp Bizkit in the house y'allll Orta ikinci sınıftayken yanlışlıkla tanıştığım bir grup va...













