İnsani olanlar içinde (Etraf artık ayı kaynıyor) yapılan hatalarda ve yanlış davranışlarda ağzımıza uhu ile veya ne bileyim japon ile yapıştırılmış "PARDON" dediğimizde sanki her şey geçiştirilmiş oluyor.Ben kendi yapım itibariyle bir özüre neden olacak olan hal ve hareketleri veya sözcüklerden kaçınmaya çalışıyorum çünkü yediğiniz çok afedersiniz o boku sonra temizlemesi zor oluyor kolay oluyor diyemeyeceğim illa bir yerde bir şekilde izi muhakkak kalır görüşündeyim.Telafisi olmayan işlerde zamanı geri alamıyorum.Sadece insanlar mı hata yapıyor peki? Başka kimler yapabiliyor?
Mesela Devlet'i ele alalım.Ben dün ilk defa izleme şansı bulduğum Pardon filminden yola çıktım taa buraya kadar getirdi beni ki işin üzücü tarafı keşke zamanında izleseymişim gerçi o zamanda buraya yazma fikri doğar mıydı bilinmez.Film gerçek bir olaydan beyazperdeye aktarılma.Asker kaçağı olarak yaşayan bir adamın eniştesi tarafından ihbar edilmesi üzerine gelişen olayları ele alıyor.Kaşla göz arasında İstanbul'a geliyim derken polisle göz göze gelip kaçmaya başlıyor bir anda ve kendini sorgulamada buluyor,bundan sonra olayların ardı arkası kesilmiyor.Bir,iki ve sonunda bir tane daha isim verilerek üçlüyü tamamlayıp cezaevine giriyorlar.Altı yıl üç ay hapiste kaldıktan sonra bir sabah odalarına müjdeli haber geliyor.Artık serbestler tabi şaşırtıcı olan ise onca yıl bir hiç uğruna yattıklarından üzülsünler mi sevinsinler mi onlarda anlayamıyorlar.Belki insan olarak da her şey pardon ama Devlet'in yaptıklarına bakınca,bu iş biraz tartıyı bozmuş.Her hatada büyük zarar verip (Koskoca Türkiye) pardon demesi alışkanlık haline gelmiş.Olmamış.Eğer benim gibi uzatmalı izlemeyenler varsa filmi tavsiye ederim izlesinler.Şimdi en son kesiti yayınlıyorum ve bir de Devletin ne kadar çok pardon dediğini sizlere gösteriyorum;
Pardon kesiti;
Devletin Pardonları
22 Ağustos 2010 Pazar
Siz Beğendiniz ;)
-
B ize uzun gelen bir aradan sonra soluğu bir blues festivalinde almak oldukça keyifliydi. Gerçi hepsinin tadı farklı. En son 21. festivale...
-
Merhabaaaaaaaaa adlı yazının ikinci ayağı olan bu yazımda da yine etkinliklerden devam ediyoruz yola.Bu sefer Temmuz'un 2 ila 3'ü ol...
-
K üçüklüğümüzde seyahatlerde yanımıza aldıklarımızı düşündüğümde, walkman, iskambil kağıdı, dönemin çizgi karakterli oyun kartları (hatta ...
-
Mart Ayı iyi ki de gitti,biraz olsun şu yoğun ve daraltı psikolojisinden kurtuldum gibi.Nisan 1 ve şakaları olmadan da nefes almaya başlad...
-
21 Ocak Cuma günü Borusan Müzik Evi'ne ilk defa adımımı atıyordum.Dışarıdan her geçtiğimde sadece çelik konstrüksiyona bağlı renkli fl...

0 Sen ne diyon birader? Anlat:
Yorum Gönder