Öyle devamlı elektronik, trans parçalarına kopan biri değilim. 2000'ler zamanlarında radyoların zart-zurt hits albümleri çıkardı bak bir onları toplamışlığım var kulağa hitap ediyor diye onun dışında tek tük arşive koyuyorum. Hatta bir arkadaşım var bu parçalar üzerine sırf ondan tavsiye istiyorum bazen de istemiyorum çünkü bazen öyle oluyor ki bir hafta boyunca dinlemek zorunda kalıyorum. Dün gecenin de belki etkisi vardır swingle coştuk. Hem gözlerinize hitap edecek, hem de kulaklarınıza hitap edecek bir klip ile sizi serbest bırakıyorum;
7 Ocak 2012 Cumartesi
4 Ocak 2012 Çarşamba
İşin aslı ne?
2012 Yılının ilk yazısıyla karşınızdayız. Ne kadar takarsınız orasını bilmem ama yazacağım konu belki ucundan da olsa alakadar edebilir sizi ;)
INSIDE JOB
Inside job filmi 2010 yapımı bir Charles Ferguson filmi. İçerik olarak 2008 yılındaki büyük Amerikan Krizi'nin patlamasına kadar ki süreci ciddi bir şekilde kaynaklara bağlı bir yolda anlatıyor hatta şahitlerle ve olayın iç yüzündekilerle (röportaj yapmayı kabul edenler) Olay şu ki şu 4 senedir etrafta devamlı mason locaları veya Dünya'yı yöneten üç büyükler (Morgan,Rotschield ve Rockefeller gibi) var ve bunlar ne derlerse olur anlayışı hakimdi. Dünyada sadece bu üç büyükler haricinde sadece bir sene (12 ay içerisinde) içerisinde bir insanın veya hükümet çalışanlarının nasıl zengin olduklarını. Wall Street'in sadece ekranlarda kayan yazıları ve değerleri okuyan adamlardan ibaret olmadığını bizlerin gözleri önüne seriyor. TV'lere çıkan insanların yüzünüze bakarak nasıl da rahat bir şekilde yalan söylediklerine şahit olacaksınız. Ya da sadece tüm hayatınız boyunca bir ev almak için çalıştığınız paranın aslında banka yerine nasıl striptiz kulüplerinde yendiğini öğrendiğinizde kafanızı ya duvara ya da hala almamışsanız farklı yatırımlar peşinde koşmayı öğreneceksiniz. Film Türkiye'de geçmiyor fakat dikkatli izlediğinizde özellikle son 10 sene içerisinde satılan şirketlerin ve Hükümetin yaptığı tercihler göz önünde bulundurulursa bizim sonumuzun da aynı olacağı bir gerçek.
Büyük bir kriz var içerisinden çıkılamayacak şekilde. Siz belli bir hayat standartı yakalamak isteyene kadar, tepenizdekiler 6. veya 7. özel jetlerinin hesabını yapıyor olacak. Açgözlüler her yerde. Şeytan aramızda...
INSIDE JOB
Inside job filmi 2010 yapımı bir Charles Ferguson filmi. İçerik olarak 2008 yılındaki büyük Amerikan Krizi'nin patlamasına kadar ki süreci ciddi bir şekilde kaynaklara bağlı bir yolda anlatıyor hatta şahitlerle ve olayın iç yüzündekilerle (röportaj yapmayı kabul edenler) Olay şu ki şu 4 senedir etrafta devamlı mason locaları veya Dünya'yı yöneten üç büyükler (Morgan,Rotschield ve Rockefeller gibi) var ve bunlar ne derlerse olur anlayışı hakimdi. Dünyada sadece bu üç büyükler haricinde sadece bir sene (12 ay içerisinde) içerisinde bir insanın veya hükümet çalışanlarının nasıl zengin olduklarını. Wall Street'in sadece ekranlarda kayan yazıları ve değerleri okuyan adamlardan ibaret olmadığını bizlerin gözleri önüne seriyor. TV'lere çıkan insanların yüzünüze bakarak nasıl da rahat bir şekilde yalan söylediklerine şahit olacaksınız. Ya da sadece tüm hayatınız boyunca bir ev almak için çalıştığınız paranın aslında banka yerine nasıl striptiz kulüplerinde yendiğini öğrendiğinizde kafanızı ya duvara ya da hala almamışsanız farklı yatırımlar peşinde koşmayı öğreneceksiniz. Film Türkiye'de geçmiyor fakat dikkatli izlediğinizde özellikle son 10 sene içerisinde satılan şirketlerin ve Hükümetin yaptığı tercihler göz önünde bulundurulursa bizim sonumuzun da aynı olacağı bir gerçek.
Büyük bir kriz var içerisinden çıkılamayacak şekilde. Siz belli bir hayat standartı yakalamak isteyene kadar, tepenizdekiler 6. veya 7. özel jetlerinin hesabını yapıyor olacak. Açgözlüler her yerde. Şeytan aramızda...
Etiketler:
Dünden Bugüne Ne Değişti?,
tanıtım
10 Aralık 2011 Cumartesi
Madeline Follin (Hastasıyım)
Kediler sokaklarda anlamsız anlamsız gezerken,köpekler ise sigara böreği yerken ben ne yapıyorum? Siz ne yapıyorsunuz? Portakalın ve elmanın asit düzeyi aynı mı lehnnn?
Sıyırdım farkındaysanız aklım başımda değil. Şimdi bunu geçelim de gelelim asıl konuya.
Ne zamandır şöyle güzel bir sese,güzel bir albüme hasrettim taaaa ki yanlışlıkla ve uykulu bir bünyeyle klip ararken. Cuma gecesi arkadaşa bir parça atacakken elim yanlışlıkla "Cults" grubunun "Abducted" adlı parçasına gitti ve iyiki de gitmiş. Hayatımda en zevk aldığım bir hata oldu sanırım. Grubumuz Indie Pop icra etmektedir fakar şöyle bir şey var 80-90 kuşağının enerjik hissini vermektedir. İnanmıyorsanız dinleyin ulen adamı hasta etmeyin demiyorum bakın anlatıyorum. Bu enerjik hissini veren sadece kullanılan enstrümanlar veya sound dışında vokal olan Madeline Follin ablanın o tatlı ve şeker sesi :)
Hala Madeline Follin'in kim olduğunu çıkaramadıysanız pazar günleri gazeteler ile verilen bulmacalar içindeki iki resim arasındaki farkı bulun kısmını inceleyin lütfen. Imogen Heap-Feist ve Grace Slick üçlemesinden sonra yeni birisini daha kabul ettik aramıza o da Madeline ablamız canımız kanımız.
Cults yeni kurulan bir grup ama ilk albüme göre hiç de yabana atılacak işler yapmamışlar. Helal olsun diyorum, tavuk-pilav ve ayran ısmarlıyorum. İlk albümde grupla aynı ismi taşıyor. Dikkatimi çeken iki parça var ilki tanıştığım parçaları Abducted ikincidi de You Know What I Mean. Onun dışındakiler de tabi ki güzel ama hoşuma gidenler içinde ilk sırayı bunlar aldı. He bak bu adam kendine müslüman anlattı anlattı canımız çekti, sevdirip gitti demeyesiniz diye iki parçayı da sizlerle paylaşalım.
Kısık sesde sessiz bir yerde de dinlenebilecek bir ses bu veya çok neşeliyseniz hatta ve hatta kafaysanız :D tatlı bir saykodelik modu da yaşayabilirsiniz.
Bu klipte de Küçük İbo'yu oynatacaklarmış ama kazık kadar olduğu için vazgeçmişler bu hobbiti bulmuşlar;
Sıyırdım farkındaysanız aklım başımda değil. Şimdi bunu geçelim de gelelim asıl konuya.
Ne zamandır şöyle güzel bir sese,güzel bir albüme hasrettim taaaa ki yanlışlıkla ve uykulu bir bünyeyle klip ararken. Cuma gecesi arkadaşa bir parça atacakken elim yanlışlıkla "Cults" grubunun "Abducted" adlı parçasına gitti ve iyiki de gitmiş. Hayatımda en zevk aldığım bir hata oldu sanırım. Grubumuz Indie Pop icra etmektedir fakar şöyle bir şey var 80-90 kuşağının enerjik hissini vermektedir. İnanmıyorsanız dinleyin ulen adamı hasta etmeyin demiyorum bakın anlatıyorum. Bu enerjik hissini veren sadece kullanılan enstrümanlar veya sound dışında vokal olan Madeline Follin ablanın o tatlı ve şeker sesi :)
Hala Madeline Follin'in kim olduğunu çıkaramadıysanız pazar günleri gazeteler ile verilen bulmacalar içindeki iki resim arasındaki farkı bulun kısmını inceleyin lütfen. Imogen Heap-Feist ve Grace Slick üçlemesinden sonra yeni birisini daha kabul ettik aramıza o da Madeline ablamız canımız kanımız.
Cults yeni kurulan bir grup ama ilk albüme göre hiç de yabana atılacak işler yapmamışlar. Helal olsun diyorum, tavuk-pilav ve ayran ısmarlıyorum. İlk albümde grupla aynı ismi taşıyor. Dikkatimi çeken iki parça var ilki tanıştığım parçaları Abducted ikincidi de You Know What I Mean. Onun dışındakiler de tabi ki güzel ama hoşuma gidenler içinde ilk sırayı bunlar aldı. He bak bu adam kendine müslüman anlattı anlattı canımız çekti, sevdirip gitti demeyesiniz diye iki parçayı da sizlerle paylaşalım.
Kısık sesde sessiz bir yerde de dinlenebilecek bir ses bu veya çok neşeliyseniz hatta ve hatta kafaysanız :D tatlı bir saykodelik modu da yaşayabilirsiniz.
Bu klipte de Küçük İbo'yu oynatacaklarmış ama kazık kadar olduğu için vazgeçmişler bu hobbiti bulmuşlar;
4 Aralık 2011 Pazar
What is this? This is a Eşşeğin Ayağı
Sevgili sanal alem okuyucuları,klavye delikanlıları ve sosyal-asosyallik arasında gidenlerim. Hepinize kucak dolusu sevgileri sunuyorum ve hemen yanımdaki uzaylı konuğuma dönüyorum. 51. Bölgeden bize bol radyasyonlu şekerler getirmiş sağolsun...
Gözümüze çarpan ciddi başlıklarla bu[ara]da sizlerleyiz.
Katliam virüsü geliştirilmiş. Afferim lan valla afferim alkışlayacağım ama her yerim kireç tuttuğundan şeyimle alkışlıyorum sizi. Hollanda'da Erasmus Tıp Merkezi'nde Ron Fouchier abi başka işi gücü yok hani bilime nasıl faydalı olurum veya ne yaparsam daha iyiye gideriz işlerini bırakmış. Mallama sen gel herhalde playstation'da çok Residen Evil oynadı, katliam virüsü geliştir. Olur mu böyle şey ya? Sevgili okurlar siz söyleyin. Şeytan diyor git bas Tıp Merkezini ağzının orta yerine iki tane çarp adam akıllı da aklı yerine gelsin denyonun. Tamam günümüzde artık savaşlar silah,taş,sopa vs. ile yapılmıyor da bu kadar göz dağı vermek de saçma yani. Aşı deseniz zaten onlar hastalıkların yayılması için bir piyon.Bunu da H5N1 ( Bu ne lan 5N 1K gibi) kuş giribinden geliştirmiş. Açıkçası kınıyorum ve özet olarak da y@?!raaa yedik sonumuz hayrola.
Geçen arabayı yıkatıyorum inanır mısınız pırıl pırıl oldu sonra arkaya bir baktım beni yıka,beni sil,abi beni sev yazıları çıktı anlam veremedim. Belki de vermek istemedim.
Alişan abimizde ne zaman yüzünde güller açsa bir haller oluyormuş. Havada durdu şahitleri var gibi değil bu bambaşka bir şey. La la la, ho ho ay aman çok mutluyum triplerine girdiğinde evindeki duvarlarda ibranice yazılar çıkıyormuş,silince yine çıkıyormuş. Şimdi abi birincisi gözleri iyi bir hastanede kontrol ettirmekte fayda var ikincisi tavuk karası olmuş olabilirsin. Üçüncü olarak da hangi temizlik maddesini kullanıyorsun? Bir ACE-Domestos ikilisi ile bu sorunun üstesinden gelebilirsin diye düşünüyorum. Bkz. Ayşe Teyze ile ilgili blogum..Umarız en kısa zamanda bu hastalık geçer de kendisini ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde görmeyiz.
Evde çok gizli bir sığnağım var ne bulsam oraya saklıyorum hatta iki tane atom bombası bile var. Zor günler için hani can sıkıntısında patlatılacak bir şey değil. Küçükken annem tembihlerdi hep olum boş bulduğum atomları eve getirme diye.
Türkiye'nin en az 10 atom bombası var! Bu kalıp neredeyse 5-6 seneden beri ABD (İşin ingiltere tarafı da var) hangi ülkeye girmek istese bu bahaneyi ve dikkat edin Kitle imha silahları var! Bahanesini kullanıyor ben de kıllanıyorum haliyle. Yalan dolan yapmaya gerek yok varsa bile dış güçlerden izinsiz kullanılamaz yoksa bile demin bahsettiğim konu geçerli. Bize saldırmak istiyorsanız açık açık sözlemeniz yeterli.
Gözümüze çarpan ciddi başlıklarla bu[ara]da sizlerleyiz.
Katliam virüsü geliştirilmiş. Afferim lan valla afferim alkışlayacağım ama her yerim kireç tuttuğundan şeyimle alkışlıyorum sizi. Hollanda'da Erasmus Tıp Merkezi'nde Ron Fouchier abi başka işi gücü yok hani bilime nasıl faydalı olurum veya ne yaparsam daha iyiye gideriz işlerini bırakmış. Mallama sen gel herhalde playstation'da çok Residen Evil oynadı, katliam virüsü geliştir. Olur mu böyle şey ya? Sevgili okurlar siz söyleyin. Şeytan diyor git bas Tıp Merkezini ağzının orta yerine iki tane çarp adam akıllı da aklı yerine gelsin denyonun. Tamam günümüzde artık savaşlar silah,taş,sopa vs. ile yapılmıyor da bu kadar göz dağı vermek de saçma yani. Aşı deseniz zaten onlar hastalıkların yayılması için bir piyon.Bunu da H5N1 ( Bu ne lan 5N 1K gibi) kuş giribinden geliştirmiş. Açıkçası kınıyorum ve özet olarak da y@?!raaa yedik sonumuz hayrola.
Geçen arabayı yıkatıyorum inanır mısınız pırıl pırıl oldu sonra arkaya bir baktım beni yıka,beni sil,abi beni sev yazıları çıktı anlam veremedim. Belki de vermek istemedim.
Alişan abimizde ne zaman yüzünde güller açsa bir haller oluyormuş. Havada durdu şahitleri var gibi değil bu bambaşka bir şey. La la la, ho ho ay aman çok mutluyum triplerine girdiğinde evindeki duvarlarda ibranice yazılar çıkıyormuş,silince yine çıkıyormuş. Şimdi abi birincisi gözleri iyi bir hastanede kontrol ettirmekte fayda var ikincisi tavuk karası olmuş olabilirsin. Üçüncü olarak da hangi temizlik maddesini kullanıyorsun? Bir ACE-Domestos ikilisi ile bu sorunun üstesinden gelebilirsin diye düşünüyorum. Bkz. Ayşe Teyze ile ilgili blogum..Umarız en kısa zamanda bu hastalık geçer de kendisini ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde görmeyiz.
Evde çok gizli bir sığnağım var ne bulsam oraya saklıyorum hatta iki tane atom bombası bile var. Zor günler için hani can sıkıntısında patlatılacak bir şey değil. Küçükken annem tembihlerdi hep olum boş bulduğum atomları eve getirme diye.
Türkiye'nin en az 10 atom bombası var! Bu kalıp neredeyse 5-6 seneden beri ABD (İşin ingiltere tarafı da var) hangi ülkeye girmek istese bu bahaneyi ve dikkat edin Kitle imha silahları var! Bahanesini kullanıyor ben de kıllanıyorum haliyle. Yalan dolan yapmaya gerek yok varsa bile dış güçlerden izinsiz kullanılamaz yoksa bile demin bahsettiğim konu geçerli. Bize saldırmak istiyorsanız açık açık sözlemeniz yeterli.
13 Kasım 2011 Pazar
Konuya nasıl başlasam derken zaten bu yazdıklarımla girişi yapmış bulunuyorum anladınız değil mi? Bu kadar gerilmeye hiç gerek yok esneme hareketleri yaparak üstesinden gelinebilinir. Gidişata bakıyorum da pek iç açıcı şeyler göremediğimden ve haliyle de "Ulan sittir et" Diyemiyorum çünkü etrafımda olan biten şeyler,aynı yer kabuğundayım diğer vatandaşlarımla. Terör, deprem, bombalama ... Ekonomi bir yandan kötü gibi gösteriliyor fakat bakıyorum deliler gibi tüketim çılgınlığı devam ediyor.Bunların bazıları medyanın görevi yani suni gündem yaratmak bazı kesimi uyutmak. Her zaman doğru haber verilecek diye bir şey yok. Neyse onun dışında bazı gözümüze çarpan hatta gözümüze giren haberleri irdelemeye;
İzmit'te meydana gelen Deniz otobüsü olayı.84 doğumlu terör örgütü ile bağlantısı olan eleman sen gel kaçırmaya çalış. Başka işi yok, tamam amaç zaten zarar verme ama gözlemlerim doğrultusunda şu yorumları net yapabiliyorum;
1- Türkiye'nin sadece Doğu değil artık çoğu yerinin güvenli olmadığı izlenimini vermek.
2- Buna paralel yine Dış Ülkelere bunu göstermek.
3- Dışarıdan düğmeye basanların veya bastırtanların "Bakın istersek neler yapabiliyoruz!" Mesajlarını bu yoldan vermesi.
Olarak özetleyebiliriz.Bu akşam haberlerinde de Mersin'de bir apartmanda bir dairede bomba yapmaya çalışan bir örgütün elinde de bomba patladı ve olay yerine gidildi. Avrupa Ülkeleri zaten finans yönünden kıvranıyor bizi de işte Allah kahretsin ki bu terör olayları ile oyalıyorlar. Oyalamakla kalmayıp zarar ve can kaybı veriliyor.
Vay be! İçim rahatladı şu an he bildiğin gibi değil. Saldım daşşaklaru kanepeye oturuyorum :D ne lan bu? ABD böyle dedi diye oh mu çekeceğiz? Bırakın ya! O zaman Kandilli ne iş yapar ? Diye sorarım sizlere. Deprem olacak veya olmayacak ki olacak oluyorda aralarda. Bununla yaşamayı öğreneceğiz.1999 depreminde en önemli şey olarak ne öğrettiler? Deprem çantası yapacağız bir kere.Saniyeler var abisi, o yüzden bunu en iyi şekilde kullanmamız lazım. Yine klasik Türk aklı devreye girdi bu son depremde de binalar artık istendiği gibi yapılmayacak yok öyle böyle kardeşim sen önce tüm Türkiye'nin yer yüzü koşullarını bir dök ortaya ona göre ev yap.Her yere beton yapılacak diye bir kaide yok ki. Para hırsı yüzünden giden canların dönüşü de yok artı bunun hesabını veren de yok! Biraz daha geniş çaplı düşünmek ve sorgulamak herkesin iyiliğine diye düşünmekteyim.
DASK olayında gerçekleri hepimiz gördük.Deprem vergisi için yapılan ödemeler ne oldu? Karayolları yapılmış o parayla. Şimdi resmi işlerin içinde olan bir ahbabımın yaptığı açıklamaya göre yani yasa öyleymiş hatta bu havuzda (Havuza bak deprem için deniliyor :) toplanan para her şey için kullanılabilinirmiş :S yuh yani. Ya zaten şöyle bir şey var belki paranoyak diyeceksiniz ama kaç tane Ülke Türkiye kadar kendi yurduna envai çeşit araba markası ve fabrikası açtırabiliyor? Göya savaşlar bittikten sonra antlaşmalar imzalandı falan fişman yahu madenleri biz işletemiyoruz.Onu yapamıyoruz, yabancılara yine tanınan haklar üst seviyede.Neyse konu sapmasın. sadece özgürlüğümüz kalmış bu konuda. Kısaca Türkiye'de çok marka araba olması biraz demeyeyim fazla bir şekilde baskıdan dolayıdır. Sen çok araba için pazar aç biz de sana Karayolu yapmak için para verelim.Dask için verilen paralar nerelerde yenildi acaba çok merak ediyorum. Yeni deprem yasası deniliyor. Avrupa yakasında acayip acayip yerlerde kazık kadar binalar yapılıyor.Hayırlısı olsun Türkiyem diyorum ve burada noktalıyorum.He unutmadan Zeytinburnu tarafından geçerseniz 16/9 evleri var koskoca arazi de eşşek kadar bi onlar dikmiş o evleri ve denize de yakın ağır bir depremde kim hesap verecek? Hep soru işaretleri var ama bunları cevaplayacak kişiler veya sözler ortada yok.
İzmit'te meydana gelen Deniz otobüsü olayı.84 doğumlu terör örgütü ile bağlantısı olan eleman sen gel kaçırmaya çalış. Başka işi yok, tamam amaç zaten zarar verme ama gözlemlerim doğrultusunda şu yorumları net yapabiliyorum;1- Türkiye'nin sadece Doğu değil artık çoğu yerinin güvenli olmadığı izlenimini vermek.
2- Buna paralel yine Dış Ülkelere bunu göstermek.
3- Dışarıdan düğmeye basanların veya bastırtanların "Bakın istersek neler yapabiliyoruz!" Mesajlarını bu yoldan vermesi.
Olarak özetleyebiliriz.Bu akşam haberlerinde de Mersin'de bir apartmanda bir dairede bomba yapmaya çalışan bir örgütün elinde de bomba patladı ve olay yerine gidildi. Avrupa Ülkeleri zaten finans yönünden kıvranıyor bizi de işte Allah kahretsin ki bu terör olayları ile oyalıyorlar. Oyalamakla kalmayıp zarar ve can kaybı veriliyor.
Vay be! İçim rahatladı şu an he bildiğin gibi değil. Saldım daşşaklaru kanepeye oturuyorum :D ne lan bu? ABD böyle dedi diye oh mu çekeceğiz? Bırakın ya! O zaman Kandilli ne iş yapar ? Diye sorarım sizlere. Deprem olacak veya olmayacak ki olacak oluyorda aralarda. Bununla yaşamayı öğreneceğiz.1999 depreminde en önemli şey olarak ne öğrettiler? Deprem çantası yapacağız bir kere.Saniyeler var abisi, o yüzden bunu en iyi şekilde kullanmamız lazım. Yine klasik Türk aklı devreye girdi bu son depremde de binalar artık istendiği gibi yapılmayacak yok öyle böyle kardeşim sen önce tüm Türkiye'nin yer yüzü koşullarını bir dök ortaya ona göre ev yap.Her yere beton yapılacak diye bir kaide yok ki. Para hırsı yüzünden giden canların dönüşü de yok artı bunun hesabını veren de yok! Biraz daha geniş çaplı düşünmek ve sorgulamak herkesin iyiliğine diye düşünmekteyim.
DASK olayında gerçekleri hepimiz gördük.Deprem vergisi için yapılan ödemeler ne oldu? Karayolları yapılmış o parayla. Şimdi resmi işlerin içinde olan bir ahbabımın yaptığı açıklamaya göre yani yasa öyleymiş hatta bu havuzda (Havuza bak deprem için deniliyor :) toplanan para her şey için kullanılabilinirmiş :S yuh yani. Ya zaten şöyle bir şey var belki paranoyak diyeceksiniz ama kaç tane Ülke Türkiye kadar kendi yurduna envai çeşit araba markası ve fabrikası açtırabiliyor? Göya savaşlar bittikten sonra antlaşmalar imzalandı falan fişman yahu madenleri biz işletemiyoruz.Onu yapamıyoruz, yabancılara yine tanınan haklar üst seviyede.Neyse konu sapmasın. sadece özgürlüğümüz kalmış bu konuda. Kısaca Türkiye'de çok marka araba olması biraz demeyeyim fazla bir şekilde baskıdan dolayıdır. Sen çok araba için pazar aç biz de sana Karayolu yapmak için para verelim.Dask için verilen paralar nerelerde yenildi acaba çok merak ediyorum. Yeni deprem yasası deniliyor. Avrupa yakasında acayip acayip yerlerde kazık kadar binalar yapılıyor.Hayırlısı olsun Türkiyem diyorum ve burada noktalıyorum.He unutmadan Zeytinburnu tarafından geçerseniz 16/9 evleri var koskoca arazi de eşşek kadar bi onlar dikmiş o evleri ve denize de yakın ağır bir depremde kim hesap verecek? Hep soru işaretleri var ama bunları cevaplayacak kişiler veya sözler ortada yok.
Siz Beğendiniz ;)
-
Ağustos ayında Ramazan'da Caz etkinliklerinde İlhan Erşahin'i izledik,eğlenceliydi ama kontra bas görünce birden garipsedim.Alp Ers...
-
A dı belki eğlenceli bir oyun veya aktivite gibi gelse de işin aslı tamamen tersini gösteriyor. Mobbing nedir ? G enelde iş yerlerinde d...
-
Çok uzun zaman önce değil çok da kısa süre önce de değil.Ortalarda bir yerlerde işte,gözümüze çarptılar.Sonra youtube ve diğer sosyal ağlar...
-
K endimden bir şey anlatmayı pek sevmem,kendimi de anlatmam hal ve hareketlerin beni tanımlaması,tamamlaması lazım ondan sonra zaten siz be...
-
3-2-1 ve karşınızda Limp Bizkit.Helllllll Limp Bizkit in the house y'allll Orta ikinci sınıftayken yanlışlıkla tanıştığım bir grup va...








