2 Nisan 2012 Pazartesi

Issız ve kızsız adam

  Ülkemizin coğrafi konumundan mıdır nedir? Anlamadığım bir melankolik hava durumu bir dram yağmuru var. Bildim bileli ama böyle, nasıl desem insan ilişkileri, muhabbetlerine bakıyorum hep bir acı çekme havasını çok seviyormuşuz gibi gördüm, hala da öyle.

 Hele hele aşk ortamlarının ve temalarının prim yaptığı ülkemizde sinema sektörü boş kalır mı ? Kalmaz efendim kalmaz... Tabi her insan ister kendi yaşamından parçalarını beyaz perde üzerinde görmek ve bunları gördüğünde "Bunlar da hayatın şu evresinden geçmiş" demek istiyor. Issız Adam belki çok eski değil ama zamanına yine damgasını vuran filmlerden biri oldu. Özellikle günümüzde bugün Ayşe yarın Fatma diğer gün ise Naciye'yi (bu isim nereden çıktı ben de bilmiyorum :) koluma takıp gezer, istediğim haltı yaşarım tarzı yaşam biçimiyle kanka olanları ayrı bir vurdu. Sonra insanların kendilerini buldukları olan kesim vay be biz hakikatten yalnızmışız diye ortalıklarda gezdiler. Üzerine Kaybedenler Kulübü'de tuzu biberi oldu. Hayatın etkileşim alanı olan sosyalleşmeden iyice kopmaya başlamıştı halk, zaten türlü sorunlarla uğraşan insanlar "Beni kimse anlamıyor!" kalıplarına benzer kalıplarla yaşam tarzlarını değiştirdiler.

 Her şey bir anlık zevkler üzerine mi kuruldu peki ?

 Olayları biraz daha elde tutulabilir cinsten anlatan bir film görmüştüm, almıştım ama izlemeyi unutmuştum.

 Flashbacks of a fool adlı filmi geçenlerde izledim. İzleyenin gözüne bak bunları yap, böyle yaşa gibisinden Hollywood klişeleri sokmadan gerçekten izlettirdi kendisini, film bittiğinde de alkışladım evde. Yok şaka alkışlamadım da iki yerde böhüm böhüm ağladım.

--- Spoiler İçeriyor---

Adamın zamanında yaşadıklarına mı yanarsın? Hani belki o kızı ekmeyip buluşmaya gitseydi belki de daha güzel bir hayatı olacaktı.

--Spoiler Bitti---

 Film adamın yalnızlığından çok, zamanında karşımıza çıkan tercihler ve onları nasıl değerlendirdiğimiz. Bundan da ötesi bu kafamızı taktıklarımızın aslında birer oyalayıcı olduğu ve aslında yanımızdan geçenlerin önemli olduğunu bizlere sunuyor. Soundtrack albümü de başarılı olduğundan hem filmi ve hem müzikleri edinmenizi tavsiye ediyoruz efem. Kalın sağlıcakla... :)




 

28 Mart 2012 Çarşamba

Bedava bilgi baldan tatlı (mı?)

  Peki İNTERNET gerçekten de göründüğü işi mi yapıyor ?




  İnternet sonu olmayan bir bilgi havuzu ama ilk kurulduğundan bu yana hala aynı mı? İşte orada durup biraz etrafa bakmak gerekiyor. İşin ehlileri kadar kullanan ve iletişime geçen insanların birer fikri olduğu zaten normal Dünya'da da bilinen bir şeydi. Fakat insanların gerçek Dünya'da yapamadıkları, söyleyemediklerini bir yere kusması gerekiyordu. İşte bu[arada] internet çok iyi bir fırsat oldu ve bu kullanılmaya başlanıldı. Şimdi bilgi çöplüğü olarak anılıyor, elinize tutarlı bilginin iki katı kadar da yalan ve tutarsız bilgi de geliyor. Bu bahsettiklerimiz olayın başka bir yönü diğer yönü ise hayat tarzımıza neler kattığı, gelin bu kısımdan olayı açıp biraz etrafta neler oluyor farkına varalım.

 Net ve temiz bir bilgi her zaman kesin sonuş demeyelim fakat tutarlı sonuçlara götürüyor bizi değil mi? Bu kısımda hemfikir olmamız lazım hani eğer yok abi ben hipnetörlük yapacağım seniz yazını da sallamıyorum diyorsanız en yakın iett durağını bulup arazinizden uzaklaşmanızı istiyorum. İnsanlara sunulacak ürünlerden, fikirlerden tutundan da belki aklınıza gelmeyecek şeyler için tek başvurulan yer neresi ? Tabi ki istatistiksel veriler. Bu veriler eskiden çeşitli anketlerle veya yeni ürünler çıkmadan önce test, ön sürüm olarak insanlara tanıtılıyordu ve verdikleri karara göre sonuca bağlanıyordu. Şirketlerin günümüzün getirdiği büyük üretim bandını ve hızı etkili şekilde kullanabilmeleri için haliyle ellerine en hızlı yoldan veri gelmeliydi.

 Peki bu nasıl mümkün?

 İşte devreye internet tabanlı sosyal ağ - paylaşım siteleri girdi. En bilinen örneklerden devam edelim. Facebook ilk çıktığında sadece bulunduğu üniversite'de sosyal platformu kaynaştırmaktan öte bir adım atmıştı; Dünya'ya açılmak. Önceleri insanlar birbirlerini bulup, eski günlerin acısını çıkarmak için bir kaynaşım içine girdiler daha sonra bu kalıp biraz değişime gitti. Oyunlar, reklamlar, ufak anketler ve en önemlisi "LIKE" tuşu facebook platformunun en temel taşı çünkü bu kısımda yapacağınız like bir istatistiki veri oluşturuyor.

 Kullanıcı:
Ne sevdi?
Hangi fikri beğendi?
Hangi fotoğrafı beğendi?
Hangi sosyal etkinliği beğendi?
Hangi şarkıları seviyor?
Hangi düşüncelere önem veriyor?
Hangi yemekleri beğenmiş? (Evet bu kısımda olanlara bir şey diyemiyorum)

 Tabi en önemlisi bunları hangi ülke üzerinden yaptı. Anlayacağınız sadece facebook üzerinden milyarlarca belki de trilyonlarca istatistiki veri toplayabilirsin ve bu da ciddi bir pazar. Bunlara da ulaşmak isteyen firmalar pazara kolay ve daha az riskli mal, hizmet, ürün, fikir, slogan sunmak istiyorsa bu yola başvuruyor. İşin içinde biraz beyin yıkama da var tabi ama diğer şeylerde olduğu gibi azıcık sabliminal (Beni illüminati ile karıştırmayın lüfen :) yoksa empoze etme mi diyelim ?

Size tabi bu sosyal platformları nasıl kullanacağınız gibisinden veya işte bu kötü şu kaka bu bokumsu (o da neyse artık :D  gibisinden sözler zırvalamıyoruz sadece bu yaptıklarınız yeryüzüne ne şekilde geri olarak dönüyor bildirelim istedik. Sonuçta yaptığınız her tercihte bir yol çıkıyor karşınıza.

 Fikirler konusu da aklımı çelenlerden birisi mesela. Yaş kategorisine göre bireyler hangi düşünceleri seviyor veya hangi düşünürlerin sözlerini paylaşıp, beğeniyorlar. Buna göre belki de ülkelere olan tutumlar değişebiliyor. En büyük örnek olarak da YOUTUBE gösterilebilir. Özellikle Türk Milliyetçiliği bir hayli yüksek olan bu video paylaşım ortamında bilindiği üzere en kötü imaj yansıtan bir video bile hemen sildiriliniyor ve klavye saldırıları ile atağa geçiliyor. Bu da politik açıdan insanların eskiden günümüze kadar olan bakış açılarını değerlendirmek için iyi bir yol.

Bedavaya alıp, parayla satmak işte bu demek :)

Not: Olayların saçma olduğunu düşünenler varsa, tabi ki zorunlu değilsiniz fakat facebook'un verileri diğer firmalarla paylaştığı haberlere göz gezdirmelerini tavsiye ederim.

15 Mart 2012 Perşembe

Etkinleşin, etkinleşelimmm

 Uzun zamandır performanslar hakkında yazmıyordum ama bu sefer güzel bir konseri haber veriyorum. 17 Mart 2012 Seetther konseri. Yer Babylon, biraz garip gelebilir belki o da Babylon'un konseptine ters geldiğinden olabilir. Kanıksamayın ama kendinizi Metal'in kollarına bırakın. Aslında saf Metal yapmıyorlar tabi ağırlıklı olarak post-grunge hissediyorsunuz. Vokalin o derinden girişi, distortion'ın kulakları titretişi ayrı bir haz veriyor dinleyene, belki de grunge olmasından mıdır bilinmez yoksa seslerden dolayı bir benzeşme var Kurt Cobain ile. Ben öyle hissettim sizi bilemem tabi.



 Disclaimer albümlerini ilk dinleme için tavsiye gösterebiliriz keza ikincisini de (Disclaimer II) Pride, pig, fuck it bunlar öne çıkan parçalar. Remedy ise gönüllerin bir numarası söylemeye gerek yok. Seether daha sonra turnesine katıldığı Evanescence'ın solisti Amy Lee ile Broken parçasını paylaştılar.

 Cumartesi (17/03/2012) saatler 23:00 olduğunda işiniz yoksa sizi bekliyoruz...




Broken



Remedy


Truth

6 Mart 2012 Salı

Bize fazla güvenmeyin !

  263.2457 sayısı 7 basamaklı olmasının dışında size ilk bakışta bir şey ifade etmiyor olabilir. Bu sayı ABD Savunma Bakanlığının 1950'li yıllarda hazırlamış olduğu Türkiye ile ilgili olan tanıtım filmi. Hani bu son zamanlarda o politikacı ajan, illimunati ve onlar aramızda gibi çıkan kavramlar bu videoyu izledikten sonra biraz daha kafada şekillenmeye başlıyor. İşin enteresan yanı görüntülerin neredeyse yatak odamıza kadar girmiş dedirtecek cinsten.

 Belki çok yaşlı değilim ama özellikle Ülkemizde değişen sistemlerin, özel sigorta şirketlerinin güçlenmesi ve özel hastanelerin bakkal gibi çoğalması, alışveriş merkezlerinin çoğalması bana yabancı gelmiyor. He unutmadan bir de indirim adı altındaki tüketim çılgınlığı. Bizi tanıdılar, onlar bizden biri. Eğitim almamızı istemiyorlar, cahillik ile beraber kardeş olarak yaşamamızı istiyorlar. Korkmaya ve kaçmaya gerek yok...

 Sadece hamleleri bekleyip göreceğiz

5 Mart 2012 Pazartesi

Cover - Over Me

  Cover olayı dinleyici için çok güzel olsa da yapacak olan kişi için biraz kanamalı bir duru oluyor. Sesiniz güzel olabilir, fiziğiniz de keza. O kıvamını tutturamadığınız zaman işte taklit olmaktan öteye gidemiyorsun (la cover zaten daha ne kadar orjinal olabilir ?) yani iyi tutturabiliyorsan kıvamı yine aslından daha çok konuşuluyorsun. Bu işin hakkını yine veren bir isim var; Melis Danişmend... En son Duman'dan Haberin Yok Ölüyorum adlı parçayı cover ayarı çekti ve kulaklarda lezzetli bir tını bıraktı... Umarız daha da devamı gelir, aslında üç nokta bir' de ki gibi sound^'u sertleştirip bir şeyler yapsa daha da güzel olacak... Hadi bakalım





Kettle parçasına da klip çekildi. Çok şirin olmuş

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı