20 Kasım 2012 Salı

Süper Kahraman Emekliliği

 Hemen başlıktan sanki bir meslekmiş gibi olaya gireceğimi sanmayın aslında her zamanki gibi olayın tam tersini irdeliyor olacağız.

 "Bu yazıda sanal reklam uygulaması vardır"



Yukarıdaki sanal reklama aldanmayın ben de modaya uymak için böyle bir geyik yapayım dedim, normal reklamımız yok bir de sanalı mı alacağız? Güldürmeyin yok yok güldürün en iyisi :)


Süper Kahraman Emekliliği fikri aslında The Avengers filminin son karesinde aklıma geldi. Ülke olarak mizah malzemesi bulmakta zorlanmıyoruz fakat bunların en ilginci biraz daha keyifli hale getiriyor bünyeyi, hani ben çok değişik bir şey buldum demiyorum. Belki başkalarının aklına da gelmiştir ama bu kare olayı biraz daha özetliyor sanki, yani filmi izleyip de son kare aslında sanki günlük rutin bir işmiş gibi geliyor. Sonuçta hayal ürünü.

 Film hakkında fazla ispiyon vermeyeyim fakat kompozisyona bakacak olursak biraz yavan geldi. Şimdi giriş bölümü güzel diğerlerini bir çatı altında toplamak istiyorlar fakat klasik Amerikan tavrı olan ben daha güçlüyüm ya da benim lafım geçecek klişeleri komik olmuş bunun için de HULK-THOR kapışmasını örnek verebilirim. Geminin içindeki kavga sahneleri de keza öyle, daha yaratıcı fikirler bulunabilinirmiş efendim. Olayın diğer komik yanları da şimdi ekstra özel güç ve yetenekleri olmayan arkadaşların karadan hayata bağımlı olması kötü oluyor be abi : Thor-Iron Man-Hulk falan hani bunlar hoplayıp sıplıyor diğerleri garibi tabanvay hatta oldu olacak İstanbul Kart verelim de öyle gitsinler çatışmaya.


Bir kar yağar ince ince Kaptan Amerika'nın hali nice


 Bu garibimin de hali valla karışık, sen o kadar eskilerde atraksiyona gir sonra uyu-kalk gel günümüze tabi aptala bağlarsın. Adam adapte sorunu yaşıyor hem de Amerika'da. Şimdi sen gel İstanbul'da yaşa desem iyice manyak olur. Etraf o kadar değişiyor ki yollar, dükkanlar... Bir hafta dışarı çıkma yeminlen nerede olduğunu unutursun. Kolay değil yani. Hem bu kadar çok değişen bir şehir tek İstanbul'u gördüm götü başı bir oynuyor. 

 Fazla posasını çıkarmadan söyleyeceğim o dur ki, yani sen o kadar başka evrenden gelen düşmanları öldür hatta ölme riskini al sonra da gel hep beraber hamburgerciye yorgunluk at, olmaaaaz orada dur.

Aslında filmin o karesine kumkapı veya nevizade eklenecekti. Rakı masasında herkes susmuş yorgunluktan kafayı kaldıramıyor. Ehh işte gönül öyle isterdi, gönül muhabbet isterdi. Neyse bu süper kahramanlar ile ilgili geyik bir muhabbet buna benzer veya başka yazı dizimiz olacak. Takipte kalın ;) Unutmadan o meşhur sahnemizi de ekleyelim :)



  
 

18 Kasım 2012 Pazar

Steve Vai geldi, hoş geldi

Bir virtiözün selam sesleri

 Tarih 3 Kasım 2012 Yer Küçükçiftlik Park (Istanbul). Sahne alacak sanatçı ise Steve Vai. 

Olmazsa olmaz biletimiz
O akşamüstü biraz yorgunluk vardı üzerimde gidip gitmeme arasında yan çizme edasıyla bir bu yana bir o yana şaşkın gibi sendeliyordum fakat iki defa gelmiş ve ikisinde de gidememiş biri olarak bu sefer gitmenin faydalı olacağını umdum, düştüm maçka yollarına.

Turuncu bilekliğimiz
 Tahmin ettiğimden erken vardım. İtü gümüşsuyu kampüsünün orada oturdum. İstanbul'un nadir sessiz olan yerlerinden biriydi o saatlerde, fazla aceleye gerek yok diyerek 20:30'a kadar bekledim bekledim. Hani o yoldan çok kişi de inmedi aşağıya hatta bunu geç acayip acayip konserlerin sanki Dünya starı geliyormuş gibi reklamları, haberleri yapılıyor ama Steve Abimizin hiç görmemiştim dedim verimsiz bir konser olacak. Tam tersine 20:45'de kapının oradaydım, yağmur riskiyle üzeri kapalı bir halmıştı Küçükçiftlik. Neyse efendim yaşımız tutuyor mu hesabına TC Kimliklere bakıldı yaş-kimlik uyumu başarılı olunca attık adımımızı sonra da normal biletli ve okkalı para ödeyenleri ayırmak için bileklikler takıldı. Ayağını yorganına göre uzatanlar olduğumuzdan turuncu bilekliğe yapıştık. İşin komik tarafı 50-60 metre önümüzdekiler mavi bileklik takıyorlardı (110 veya 120 tl'lerde bir şey olması lazım) konserlerde bu tür ayrımlar komik oluyor :)

 Saatler 21:00'ı gösterdiğinde o güzel jem sesiyle bizi selamladı ve yeni albümü olan "The Story of Light" Turnesinin İstanbul ayağı başlamış oldu. Klasik parçalarının yanı sıra konserde çalınan yeni parçaların playlist'ini size hemen sunayım;

the story of light
velorum
creamsicle sunset
gravity storm (bunu dehşet çaldı)
the moon and i
weeping china doll
racing the world


albümde "john the revelator" adlı süper cover vardı fakat başka bir elemanın bu şarkıya eşlik ettiğinden sanırım onu çağırmamışlar, çalınsaydı en performanslı parça olabilirdi.

Steve Vai (bitti)
 Net ortamında dolanan bir de Şebnem Ferah'ın sahneye çıktığı iddiası var ki, aslında çıkmadı. Steve iki kişi sahneye istedi ki onları da kendi seçti sonrasında isimleri sordu kızın adı Şebnem olunca ve camia metal camia olunca böyle bir şey fısıltı gazetesi gibi yayıldı. Burada Steve Vai küçük bir şov yaptı o da şöyle: bu davetli iki kişi elleriyle yaptığı hareketleri veya ağzından çıkardıkları ritimleri enstrüman çalanlar birebir olarak çalacaklardı ki her türlü çaldılar. Sonra bir teşekkür ve pena dağıtımı ile gösteri devam etti. Arada yapılan esprileri gayet iyiydi hatta bak sahneye çıkan erkek elemana çok net "Amfimin orada durma istersen, ilerde çocuğun olmayabilir" esprisi net kahkaha attırdı :D  Bunun dışında bel ağrısı çekeceğimizi söylemişti ki hakkatten iki buçuk saatin sonuna doğru gelirken belim ortadan ikiye ayrılacaktı. Sonlara yaklaşırken küçük bir şov ve güzel bir bisle konserimiz sonlandı.

 İlk geldiğimde seyircinin tepkisi ne olacaktı çok merak ediyordum demişti fakat sonra kendisine pozitif dönünce bu üçlemenin yapılması da bizi şaşırtmamalı gerçekten.

 Üzüldüğüm noktalardan bazıları ise bazı arkadaşlar başkalarının zoruyla gelmiş ve öyle takılmaca olayına dönmüş iş, ilk konser başladığında ise :D tabletler ve büyük ekranlı (iphone ve galaxy telefonlardan bahsetmiyorum) telefonlardan sahneyi göremedik :)


Gelelim albüm incelemesine hemen onu bu[arada] irdeleyelim. Steve Abi bu albümde biraz daha ruhani bir hava yakalamak istemiş. Hani albüm kapağına bakınca zaten üçüncü göz zen men hesabı bu işlerin yanından geçen bir sound'u var. Hoş olmuş ayrıca.






John the Revelator


Gravity Storm


Her na kadar Joe Satriani konseri sonrası G3'ün geleceğine inansak da bundan sonra yine umudumuzu kaybetmedik açıkçası :)








30 Eylül 2012 Pazar

Etkinlik çorbası

 İstanbul'un şu son on yılda ciddi bir atağı mı desem yoksa gelen sanatçıların iyi izlenim aldıklarından dolayı mı desem sağlam gruplar gelmeye devam ediyor... Hatta etsin. Unutmadan Feist İstanbul konseri için performans yazısı yazacağım hala ama çektiğim videoların boyutları büyük olduğundan adam akıllı youtube'a yükleyemedim :) o yüzden o yazı biraz gecikecek unutmadım yani. Sonra neler vardı yine bir gözden geçirelim, Red Hot Chili Peppers gelmişti fakat fiyatlardan değil de daha önceden Efes One Love'a gittiğimden dolayı orada o konserin pek performanslı geçeceğini tahmin etmiyordum ki çoğu konser sonrası yorumlardan bunu okudum. Eğer bu tür organizasyonlar yapılacaksa akustiğin iyi dağıtılacağı yerlerden biri olan stadyumlar terci edilebilir. Bkz. U2 Olimpiyat Stadı konseri, konser sonrası da baya izdiham gerçekleşmiş arada sıkışmış olanlara geçmiş olsun diyoruz.

 Onu bunu geçerek yakında ve önümüzdeki zaman dilimlerinde neler var hep birlikte görelim.

01 Ekim 2012 Ken Stringfellow (Nardis Jazz Club)

 Bilmeyenler için hatırlatalım yine Ken Stringellow R.E.M. grubunun bir süreliğine klavyecisi olmuştur. Bunun dışında multi enstrümentalist bir adam ne gelse çalıyor anlayacağınız :) R.E.M.'in;

Man on the moon, reveal, around the sun albümlerinde ve bazı konserlerinde büyük emeği vardır.  The Minus 5 ve Big Star gruplarına katkıları olmuştur. Geçen günlerde çıkan yeni albümü "Danzig in the moonlight" albümünü de dinlemenizi tavsiye ediyorum, piman olmayacaksınız.Yarın yani 1 Ekim 2012 tarihinde saatler 21:30'u gösterdiğinde Nardis Jazz Club'da yerlerinizi almaya hazır olun. Bilet satış tekniği ise Nardis'de biraz farklı önceden arayıp rezervasyon ettirip, etkinlik günü ise biletinizi alıyorsunuz :)



Konser için detaylı bilgiyi aşağıdan alabilirsiniz;
http://nardisjazz.com/







Bir kez daha aramıza geliyorlar "Hidden Orchestra" 

 Yanılmıyorsam ilk konserlerini yine caz festivali kapsamında geçen sene (2011) verdiler. Yine malum yer babylon'da sahne alan ve deneyselliği bir üst noktaya taşıyan Hidden Orchestra tekrardan Ülkemize ayak basıyor hem de yeni çıkan Archipelago isimli albümleriyle taze taze listelere giriş yaptılar. İlk albüme göre kıyaslama yaparsak üflemeliler eklenmiş, bunun dışında bizleri şaşırtan çift bateri yine devam etmekte :) evet ilk gördüğümde nasıl olur ya demiştim ama böylesi de varmış. 

 Archipelago albümünü üç gündür dinliyorum, içlerinden üç parça favorilerim arasına girdi. Yani daha güzel duygular uyandırdığından bunlar en önemlileri;

Vorka, reminder ve ilk parça olan overture.

 Archipelago kelime anlamı olarak zincir ve adalar grupu anlamına geliyor. Güzel ve performanslı geçeceğini umduğumuz bu konser 5 Ekim 2012 Tarihinde yine babylon topraklarında saat 22:30'da başlayacak. Lafı fazla uzatmadan önce bizi başka diyarlara götüren ilk albümden ilk parça olan antiphon  ve devamında yeni albümden reminder ile yazımızı noktalayalım. Antiphon parçasının daha önce klibi yoktu aslında daha sonra kısa film tadında bir şeyler yapıldı. En sona da geçen seneden yakaladığım performansı sizinle paylaşıyorum ;)








Bilet ve daha fazlası için tıklayın




















Nublu İstanbul (aramıza yeniden döndü)

 Daha önceden Nublu İstanbul Asmalımescit içinde babylon'un arka tarafında yer alıyordu. Sevmiştik o konsepti, sanatçılar - dinleyiciler arasında bir duvar yoktu hatta konser sonrası bile gayet rahat bir şekilde konuşabiliyordunuz :) sonra nublu belli performanslardan sonra kayboldu. Üzülmüştüm, belki de böyle bir konseptin daha oturması için daha zamanı var diye düşünüyordum ama sonra yeniden "Nublu İstanbul" yazılarını görmeye başlayınca birden "acaba neredeler" diye düşünmeye başladım. Daha sonra Karaköy girişinde bankalar caddesinin orada olduğunu öğrendim. 

 Bundan da güzeli Istanbul Sessions parçalarını güzel güzel dinleyebilecektim.  İlhan Erşahin - Alp Ersönmez - Turgut Alp Bekoğlu ve İzzet Kızıl'dan oluşan Istanbul Sessions ikinci albümü Night Ride ile ilk klibini de çekti :) bunun kutlaması içinde 12- 13 Ekim Nublu'da kutlaması yapılacak. İlk set 00:00 ikinci set ise 02:00'da başlayacak. Kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Eski Nublu ile olan yazı baya hit almış orada bahsedilen etkinlikler hem geçmiş hem de mekan değişmiştir. Yeni adresi:

Bankalar Caddesi'nin (Karaköy girişi) başında Sabancı Üniversitesi'nin yanı. Vakıf Bank'ın karşısı. Gradiva Hotel'de Bank Cafe'nin alt katı.  

Gecenin karanlığına inen bir İstanbul gecesinden sizlere "Night Ride" adlı klip.




ilerleyen konserler ve etkinlikleri yine devem eden günler içerisinde buradan aktaracağım, hoşçakalın.
  






23 Eylül 2012 Pazar

Sesleri artık çıkmıyor mu yoksa gelmiyor mu ?

  21. Yüzyılın rahat olduğunu kimse söylemesin, her şey çocukken güzel diye bir şey var ya aslında o zamanla kayboldu, şimdi çocukta olsak etraf daha pis ve rahatsız bir havada.

 Terörün bitmek bilmediği doğuda hatta İzmir'e bile gelip batıda da varız diyenlerin sesi ne zaman kesilecek bilmiyoruz fakat ne hikmetse işin içine ülke girince karşılık vermeyi biliyoruz. Bu gözdağından başka bir şey değil.

Aklıma takılanlardan birisi de Amerika bugüne kadar devamlı karışan ülkelerin içine girdi ve "Biz Kurtardık" nidalarıyla sağa sola kendilerinin kurtarıcı olduğunu söyledi hatta onlar için kendileri bir Barış Elçisi. Nasıl oluyorda Suriye'yi hizaya çekemiyor Amerika ? Güzel oyunlar bunlar. Savaşa girmemek elimizden geleni yapacağız.






Eskilerden bir haber değil, günümüzün bir haberi. Ne kadar gerçek veya balon olduğu tartışılır ama farklı renkte metrobüs isteyen zihniyetleri de gördükten sonra biraz da inanası geliyor insanın bu habere. Hangi konuda olursa olsun ayırım yapıldıkça insanlar birbirinden daha çok nefret edecekler.

Özgürlük en doğal haktır. Verilmez ve alınılmaz.



 Klasik idiot düşüncelerinde biz verdik, siz almadınız, bizim sayemizde oldu... gibi teselli kelimeleri veya sizin birilerine sığınmanız gerektiğini empoze eden kelimeler verir bu anladığınız kişiler. Fazla asabiyet göstermek istemediğimden olayın detayını aşşağıdan okuyabilirsiniz;




http://www.ntvmsnbc.com/id/25381502


 Şunu bilmeliyiz ki, gelecek çok da iyiye gitmiyor. Siz siz olun elinizde saklayabildiğiniz güzellikleri çocuklarınız için saklayın.


16 Eylül 2012 Pazar

Bisiklet varsa, problem yok



 Bisikletler birer özgürlük aracı, bisikletler birer kendi kafana göre istikameti belirsiz kendini bulma aracı...

 Bu aralar bisikletlerle ilgili çok yazıyorum fakat olay benim bisiklet kullandığımdan veya bu adam kendi ne yapıyorsa illa blogunda anlatacak olayı değil. Son birkaç senedir bisiklet iyice önem kazandı. Yani eğer İstanbul'da yaşayan biriyseniz trafiğin ne kadar mide bulandırıcı olduğuna da biraz hak verirsiniz diye düşünüyorum. Bisikletliler derneği'nin ve Hollanda konsolosluğunun da katkılarıyla bu sene 13 - 16 Eylül 2012 Tarihleri arasında çok güzel bir etkinlik var; "Bicycle Film Festival"

 Bisiklet film festivalinde bir sürü kısa film ve ilk gün açılış konuşması artı son gün olan 16 Eylül sabahında Büyükada'ya bisikletler ile turlar düzenlendi. Bunun dışında beni en çok heyecanlandıran tabi ki festivalin resmi trailer'ı idi.



Trailer'da bir adrenalin ve karşılaşılan zorluklar var. Bunun bir o kadarı da yaşadığımız ülkede mevcut malesef. Çarşamba günü Avrupa Yakası Pedal Grubu ile giderken sahil yolunda bir şeridi bisikletliler olarak işgal ettik aslında işgal yanlış bir kelime olur, kapladık diyelim çünkü bizim de orada hakkımız var, fakat araba kullananların o bakışları sanki düşmanca bir tavır gibiydi. Neyse teknolojiyi çok yakından takip eden ve seven bir Ülkemiz var ama insanlık değerlerini yakalamaya gelince iş hiç öyle olmuyor.

Film olan Line of Sight için gerekli bilgiyi aşağıdaki siteden de takip edebilirsiniz.

http://www.lucasbrunelle.com/galleries/

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı