6 Ocak 2013 Pazar

Yeni bir projemiz vaaaaaar !!!

 Selamlar olsun size blog okuyucuları ve yazarlar. Efendim şu sıralar uğraştığım yeni konular, aktiviteler (motorsiklet kullanmaya başlamak, yol bisikletine sarmak) var ki her biri için sağlam malzemeler topluyorum. İlerleyen zamanlarda genel konularımızın dışında üç-dört tane daha başlık altından güzel haberler sunacağım sizlere. Bunun dışında saygı duyduğum bir arkadaşım ile yeni bir projeye başladık; Bilim Kurgu Magazin. Yine Blogger üzerinden yayında olacağız. Bunun dışında magazin kısmı sizi korkutmasın, işimiz traştan şeyler yapıp, göz boyamak değil. Sadece gerçek, güzel ve nadir bulunan bilgilere kolay ulaşılması için seçtik bu ismi. Şimdiden tasarımı bitirip konular üzerinde başlıklar oluşturduk. Sıra geldi yazmaya. Biraz yoğun geçecek, ocak ayı içerisinde sizlere doyurucu bilgiler vererek başlamak istiyoruz.

 Esen kalın Bu[ara]da :)









Adresimiz ise;

http://bilimkurgumagazin.blogspot.com/

Not: Anlamsız ve anlaşılmaz deneme yazımız var bir tane. Onu sadece kullandığımız tema üzerinde nasıl duracak diye yazdık ;)

1 Ocak 2013 Salı

Eskiden bu vardı (İETT Bileti)

  Öncelikle 2013 size şans, para, sağlık, mutluluk, huzur vs. şeyler getirsin efendim. Başka atraksiyonlar dilememi isteyenler varsa jet ski alacak kadar paranız olur inşallah. Daha ne diyeyim ? Yılbaşı da çok enteresandı. Bulunduğum yerde bütün siteler apartmanda oturanların aidat paralarıyla havai  fişek almış onu da öğrendim. Yani kulağıma gelmedi bu bilgi de nereden baksam bir site otuz tane falan patlattı yani ... Neyse.

 Eskiden bu vardı köşesinde akbillerin ve İstanbul kartın olmadığı zamana uğruyoruz. O zamanlar bilet vardı efendim. Teknoloji ile çok haşır neşir olan yeni bünyelerin bunu hatırlaması imkansız. Tanıtacağım bu bilet biraz daha farklı en eskisi evde duruyor fakat nereye koydum bilemedim. Aslında ilkini bulunca da onu ekleyeceğim onun yazısı ve hikayesi biraz daha farklı olacak. İlki biraz daha saman kağıdı idi. Öğrenci mor veya gri renklerde oluyordu. Sonra bilet ile sanırım biraz sıkıntı oldu ve biraz daha şekli şemali değişti. Bunun içine atılan kutusu da farklıydı. Kabul ederse ışık yanıyor sonra da içerisindeki kağıtlar öğütücüden geçer gibi kıyılıyordu. Nostalji nostaljidir diyerek evimizin bir köşesinde hala duruyor ve sanal alemde de sizlere sunuyorum efendim.


11 Aralık 2012 Salı

Efes Pilsen Blues Festivali 23

 Bize uzun gelen bir aradan sonra soluğu bir blues festivalinde almak oldukça keyifliydi. Gerçi hepsinin tadı farklı. En son 21. festivale gittiğimi hatırlıyorum, 22. olan festival geçen sene Van depremi nedeniyle sona ermişti erkenden.

 Bu sene yine birbirinden güzel sanatçılar ve gruplar yer aldı. Blues'un olmazsa olmazları mızıka ve slide çalış biçimi yine bizleri kopardı açıkçası. Sahne alan sanatçıları sıralayalım hemen;

Cedric Burnside
Smokin' Joe Kubek & Bnois King
Billy Branch & The Sons of Blues



 sıralama da sahneye çıkışlarla aynı. Cedric abi tek tabanca takılıyordu, sonlara doğru aldı eline sazı başladı çalmaya. Solo atmaya çalıştı, kendine has bir şeyler yaptı fena değildi. Sonrasında Smokin' Joe abiler geldi, bu grubun sololarını ve çalış biçimini çok sevdim. Normalde baktığınızda hani blues formatında ürün verdiğinizde hep birbirine benzer gelir ya bunlar biraz daha farklı. Bu güzel atraksiyonlardan biri de vokal+gitarda olan abimizin gitarı dillemesiydi ama şaşırtmadı ki Steve Vai'den biliyoruz bu şovları. Dedim içimden acilen ikisinin dilleme konusunda kapışmaları lazım tabi gitarda :D

Bu da bittikten sonra Billy Branch & The Sons of Blues grubuna sıra geldi. İlk başta normal tempoda gitti içimden de diyorum "Ya bunlar bir yerde coşturacak" sonra tabi mızıka geldi, güzel sololar geldi. İş yerini buldu. Unutmadan en son da "Lambaya Püf de" parçası gelince şok oldum :D arkada halay çekenler falan. Şaka maka işi kurtardılar yani. Yine kıymetli bir blues konseri oldu, pişman da olmadım ki yamulmuyorsam dört tane konsere gittim. Efes Pilsen bu işi çok iyi yapıyor ve düzenliyor. Ritim tutup, oynamaktan belimi ortadan ikiye ayıran organizasyonculara da çok teşekkür ediyorum bu[arada]n


 Performansın çeşitli videoları mevcut lakin elimdeki dosya boyutları fazla olduğundan ve upload (karşıya yükleme) hızım yavaş olduğundan önümüzdeki haftalarda güzel videoları ekleyeceğim. Aralarında en beğendiğim olan Smokin' Joe'nun Healthy Mama parçası :)







25 Kasım 2012 Pazar

Rock'n Roll Çiçeğim


 Sordum sarı çiçeğe, distortion var mıdır ?


 Eskiden bu vardı bölümünde hafızayı biraz daha zorlayarak aklıma gelen bir oyuncağı sizlerle paylaşmak istiyorum. O zamanlar anaokulu öğrencisiydim, sümüklü olduğumu tam bilmiyorum ama yaramaz olduğumu biliyorum. Ulan anaokula dedik de aklıma pastel boyalar gelirdi hey gidi hey. Biz adam gibi bulamazdık falan neyse şimdi :D

 Bir gün öğretmenimiz sınıfa saksıda bir çiçek getirmişti ama hepimiz şaşkınlık içerisinde çiçeğe bakıyorduk. Sonra demez öğretmen "i asked yellow flower ..." :D tamam çok geyik oldu. Çiçeğin gözlükleri vardı elinde de (yaprak) gitarı vardı ve herhangi bir tepkimeye karşı ya dans ediyor ya da gitarını çalıyordu o zamana göre süper ötesi bir oyuncaktı sonra kayboldu o da eskiler arasında yerini aldı. Şimdi olsa valla üçer beşer tane alırım yeminlen.










2012'nin güzel albümleri

 2012 tarihli o kadar çok ve güzel albüm çıktı ki, abi dur ertesi gün yazarız blog'a, abi bir tane daha çıkacak ikisini beraber inceleriz falan derken nereden baksan on - on beş iyi albüm çıktı yani beğendiğimiz grupların öyle söyleyeyim. Lafı fazla uzatmadan ilk incelememizle başlayalım;

Flyleaf

Flyleaf'i şansa albüm ararken video kanalında i'm so sick parçasıyla tanıdım, bayan vokalin brutal vokal vermesi hatta daha doyurucu bir şekilde bunu yapması aklımı aldı, bir bedenim kaldı. Üçüncü albümleri olan New Horizons'ı şiddetle tavsiye ediyorum, distortion ve sözler yerli yerinde sanki ikinci ilk albüm yapmışlar gibi :)


Albümün ilk klibi aynı adı taşıyan parça new horizons oldu. Bunun dışında "call you out" adlı parça da beğenimi kazandı.










Milo Greene
 5 Kişiden oluşan grup üyeleri (maşallah) bir de kalabalık olması yetmezmiş gibi beşi de vokal ve enstrümanda görevli. Böyle bir grup az gelir, çabuk kaybolur. Temennimiz tabi gitmemesi ve uzun bir süre bizlerle kalması :) Grup üyelerini tanımak gerekirse;

  • Robbie Arnett–vocals, various instruments
  • Graham Fink–vocals, various instruments
  • Andrew Heringer–vocals, various instruments
  • Curtis Marrero–percussion
  • Marlana Sheetz–vocals, various instruments
Grubu yine enteresan bir şekilde supernatural dizisi izlerken sekizinci sezon - dördüncü bölümde keşfettim. Genelde böyle güzel, yumuşak geçişli parçalar cinayet filmlerine güzel oturuyor bunu da anlamış olduk bkz. jetonun geç düşmesi. Bu tanışmaya vesile olan parça ise "What's the matter" adlı tatlı parça. Kendi ismiyle aynı adı taşıyan albüm 2012 çıkışlı. Marlana adlı ablamız da bas gitar çalmasıyla dikkatimi çekti :) onu da unutmadan ekleyeyim.


 Aslında parçası sevmemizin o dizideki ambiansı yakalaması bir yana, parçanın biraz da jefferson airplane tadı yakalaması. Bu parçadan başka tavsiye edeceğim albümden ise "Take A Step"




  

Papa Roach

Zaman insanları nasıl değiştiriyor
Evet kulağınıza bir yerlerden aşina gelmiş olabilir veya uzun bir ara vermiş olabilirsiniz bu gruba. İlk defa Tony Hawk kaykay oyununda tanıştığım bu grup güzel hardcore parçalar yapıyordu. Güzel gidiyordu taa ki Gettting Away with Murder'a kadar. Bu albümden sonra ultra - mega derecede saçmaladılar, klipler falan "La oğlum ne oluyoruz ?" havasına büründürdü bizi. Daha sonraki albümlere de baktık ama belki eski günlere dönerler diye ama olmadı sonra da kan kaybetti mi veya o melodiler artık sarmadı mı bilinmez. The Connections albümü geldi biraz tadı eskileri anımsatıyor dinletiyor kendini ama fazla değil açıkçası. Uzun ara vermiş olanlara sadece tadımlık bakmanız tavsiyesi veriyorum.


Son zamanlarda artık pazarlama furyasına dönüşen zombi konsepti, şarkılardan da nasibini aldı. 

Still Swingin adlı parçamızla eski günlere sert bir başlangıç yapıyoruz.



Peter Buck  
 Üzüntüden kahrolduğumuz ve ayrılmamalarını dilediğimiz alternatif rock grubu olan R.E.M. bu kararın ardından kahramanlarımız boş durmadı. Müzikal anlamda boş durmayan biri olarak Peter Buck (gitarist) solo albümünü yayınladı. Albümde on dört parça var, bol distortion'luı ve bazıları da kirli distortion ile yapılmış daha lezzetli olmuş aslında. 
 
 İlk çıkışı da  10 Million BC adlı parçayla yaptı daha sonra birkaç festivale katılarak diğer parçaları seslendirdi. Bunun dışında I'm Alive adlı parça hoşumuza gitti . Umarız daha nice albümler çıkartır.








Wax Poetic
 Wax Poetic İlhan Erşahin önderliğinde Nublu Records tarafından piyasaya sürülüyor. Albümleri caz temelli biraz da deneysel kokuyor. Altıncı albüm olan On a Ride'da yine sürpriz isimler yer alıyor. On a Ride albümüne konuk olan sanatçıları sıralamamız gerektiğinde;

 Gabriel Gordon
 Sissy Clemens
 Norah Jones ( Daha öncekilerden bildiğimiz için bizi şaşırtmadı )
 Natalie Walker
 Jovanotti


Hoşumuza giden parçalar arasında;
Time Moves (feat. Jovanotti)
Warm Night (feat. Natalie Walker) Bu parçası çok kafa kıyaksa dinleyebilirsiniz, aşırı güzel oluyor :)

Diğer parçalar kesinlikle boş değil ama bunlar ayrı bir güzel geldi.

 No Escape
 


Eskilerden kulağınıza belki bir yerlerden tanıdık gelen bir parçayı da sunayım sizlere;

   




Lindsey Stirling 
 Sonunda albümüne erişebildiğimiz bir sanatçı daha ama Lindsey'in bu ilk albümü. Bu albüm de sanatçı ile aynı adı taşıyor. Daha önceleri hep video kanalları üzerinde single parçaları görmekten bıkmıştım. Sonunda albüme sahip olduk. Diğer yayınlanmış parçalardan bazılarını içeriyor. Tür olarak saf keman beklemeyin, elektronik ve dup step öğeleri içeriyor. Hoş bir çalışma olmuş. En favori parçamı da Moon Trance seçtim, klipte biraz gönderme var ama adam toprağa girmiş. Gönderme olsa ne farkeder ?





 

  yazmaktan yoruldum :) green day ve daha fazlasıyla devam edeceğim ;) Bereket var bu sene :)
 

 





Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı