25 Temmuz 2010 Pazar

Hastayım Gülüşüne (Saba Tümer)

 Gezegenimizde arada sırada da olsa neşe katacak olaylar gelişiyor kişi bazında ve dışarıya da gösterdiği reaksiyonların çok önemli olduğuna inanırım.Duygusal tepkiler tabi ki öncelikli burada.Bu konuya değinmemin sebebi de Saba Tümer'di aslında.Öyle bir gülüş yok,yara almış masum bir hayvan edasıyla gülüyor ki.Bizde tam çözemedik.Acaba kimle kapıştırsam (Versus olayı) da dengini bulsam diye düşünürken aklıma rahmetli Adile Naşit Ablamız geldi.Gerçi o filmde ağlıyordu "Gitttiii gitti gitti gitti" Diye ama olsun sonuçta herkes dengi dengini bulmuş gibi gözüküyor.Sırada Saba Tümer Gülüşü ve Adile Naşit Ablamızdan bir tavuk gıdaklaması;






adile naşit elmasım gitti tavuk gibi konuşma komedi
Yükleyen qp_747. - sitcom, skeç, komedi, eğlence, komedi videoları, komik videolar, komik

21 Temmuz 2010 Çarşamba

U2 Eylül Ayı Etkinlik Seçimi (Hem de manyak bir şekilde)

I can't believe the news today
Oh,i can't close my eyes
and make it go away
How Long...

How long must we sing this song?


(Sunday,bloody sunday)

 Atatürk Olimpiyat Stadında işte böyle haykırmak istiyorum! 06 Eylül 2010'da.Gerçek anlamda fanı olduğum bir grup var afedersiniz otundan bokuna kadar araştırdığım fakar reklamını pek yapmayayım çünkü insanlara söylediğimde hııı hani o şarkıyı söyleyenler mi dediklerinde dinir katsayım kare köküyle neredeyse dans ediyor.Hani bir şarkı ile bir grup anılacaksa hiç anılmasın daha iyi hatta kendileri de öyle söylüyor.Neyse konumuzdan sapmayalım.
  U2 fanatiği değilim ama bazı parçaları var ki gerçekten tokat gibi çarpanlardan.Bloody Sunday olayını özellikle dile getirmeleri beni çok etkilemişti,olayın hikayesi de bir hayli karışık onu anlatmaya kalksam herhalde baya bir sayfa tutar.Sadece bulabilirsenizfilmi kesinlikle izleyin diyorum.Millet kaç seneden beri deli gibi tepişiyordu neden gelmiyorlar neden neden diye?Normalde turne düzeninde eğer gidilecek ülkeler arasındaysanız ve bir aksilik yoksa bulunduğunuz ülkede konserler verilir veya grubun çok merak ettiği bir konum ise yine konserler verilir fakat U2 politik kimliği ile öne çıkan grup olduğu için bu saydıklarımın hepsi bulut hatta puffff pfuuuuuuuuurrrrr.
  Bono ağzında küf tutmuş hatta çürümüş olan baklayı çıkardı nası bir şeyse artık.Meğer olayın gerçek yüzü (ne de inandım ya) ülkemizde insan haklarının yeterince gelişmemiş olmasından dolayı konser vermeyi düşünmüyorlarmış.Dikkatimi çekti,söylenecek çok söz vardı aslında.İnsan haklarından bahsediyorsa ABD'ye o zaman hiç uğramayacaktı.Oranın tarihinden gelinen zamana kadar yaşananları tarafsız anlatsak sanırım hiç konuşmaya yüzü olmayacak ve ister istemez ne oldu da birden gelmek istediler? Sorusunu d devamlı soruyorum günde üç kere.Çevreci olmadıklarını da buradan anlıyoruz o kadar ses sistemi hadi konser onu geçelim o sahne için verilen elektrik?Küresel ısınma hakkında kimse konuşmasın bu olaydan sonra...
  U2'nun bir özelliği ise Rock kültürünce Stadium Rock olayında başarı göstermeleridir ve hayli bir zordur.Koskoca stadyumu doldurabilen nadir gruplardan biridir.360 Tour kapsamında sahne platformları tamamen değişmiş ve olayın görsellik düzeyi ben diyim iki siz diyin dört kat artmış.Tepe ekranı 360 derece olan ve her yerden rahatça izlenen bir stadyum rock şölenine dönüşmüş.En son gelişmelerde Bono kaza geçirmişti yanlış hatırlamıyorsam.Almanya'da fizik tedavi gördü,iyileşti.ABD'de ki turneler de 2011 yılına kaydırılmış hatta.Biz yine 06 Eylül'ü bekliyoruz hep beraber.Biletler biletix'de şu anda en makul saha içi gözüküyor.Biletler eve teslim kurye ile neden böyle bir sistem yapmışlar onu da anlamış değilim :S

Sürpriz olarak da ön sahne Snow Patrol bunu da belirteyim.

http://www.biletix.com/static.htm?page=sp16






17 Temmuz 2010 Cumartesi

Bir Güzel Geçti İstanbul'dan (Imogen Heap)

 İlk keşfetmem sanırım Garden State filminde son sahne ile olmuştu kendisini "Let go" adlı parça ve oradaki inanılmaz ayrılış sahnesinde boğazımda düğüm oluştu denir ya bende iki katı düğüm oldu hatta kördüğüm efenim.Yutkunamadım bildiğin cuk oturmuş bir son ile kendimize getirdi bizi Imogen Heap abla.Frou frou adlı projede sesine hayran kalmıştım kadife gibi böyle okşuyor sizi sanki.Neyse sonra diğer albümlerini de keşfetmem nasip oldu,iyi ki de keşfetmişim kendisini.Bu yaz'da İstanbul Caz Festivali için pek iç açıcı durum yok derken (Stanley Clarke vardı gerçi es geçmeyelim) aaa bir de baktım kendisi geliyordu.Şaka dedim önce bi kendime gelmek için yüzümü yıkadım olmadı,tokat attım kendime gelir gibi oldum.Neyse apar topar koştum koştum aldım bileti.Bekledik efem günlerin geçmesini birer birer ve o gün çattı geldi.İstanbul Modern'de olacaktı konseri içeride özel bir alan diye bekliyordum fakat yan tarafında açık bir alanda gerçekleşti (amiyane bir tabir var ama kullanmayacağım çünkü kendi açımdan güzel geçtiği için :) yavaş yavaş saatler 21:00'a yaklaşırken Imogen Heap sahneden yerini aldı.Pek de şeker konuşuyordu ya şive İngiliz şivesi olunca ki pek sevmem daha bir yuvarlayarak konuşuyordu bayıldım bayıldım.İlk parça "The Walk" olarak sahnelendi,sonra coşturdu da coşturdu.
 Konserde afalladığım iki bölülm vardı birincisi; bileklerine taktığı özel mikrofonlar özellikle perküsyon içindi :S (değişik bir fikir ama çok iyi) diğeri de bis yapmadan önce klavye solosuydu yani tabiri caizse manyak bir şekilde koparttı millet baya gaz oldu zaten zombi gibi olan seyirci vay anasını bu süt kuzusu gibi duran hanım kızımızın içinde bir saykodelik bayan varmış dedirttirdi.Aralarda anlattı da anlattı iyi oldu bizlerle baya samimiydi.İstanbul'a ikinci gelişiymiş,efendime söliyim kapalıçarşıyı gezmiş,bir yerde bir beyfendi ile balık yemişler.Bir de yanlış hatırlamıyorsam çay ile bisküvi yeme sahnesi yaşanmış (ingilizlerin meşhur sütlü çayı var ama kendisi sevmezmiş) çikolatalı bisküvi ikram edilmiş "Bir tane aldım tamam kafiydi" ama baya ısrar ettiler gibisinden şakayla karışık devam etti muhabbet :D kendi özel bir çalgısı da vardı spiral şeklin uzunçubukları olan orta boy bir çalgıydı.Korku filmlerindeki gibi sesleri olduğunu söyledi hakkattende öyleydi."Just for now" şarkısını söyletmek içinde baya bir ter döktü kendisi,üç gruba böldü bizi eko yaptıracaktı ama gel de anlat "Just for now" parçasını iyi kötü onu da hallettik güzeldi :) umarım bundan sonra kulaklara aşinalık yapar dinleyenlerin.
  Son olarak diyeceğim öncelikle bir daha kendisini bekliyorum sonra sonraaaa kendisinin değişik bir dünyası var ki şarkılarından da belli oluyor(du) sayfasında yeni belirttiği üzere ellipse albümü aşamalarında çektiği görüntüler ve onun dışındaki görüntülerden düzenli kompozisyon yapıp dvd haline getirmiş üstüne üstlük Emmy Ödülü bile almış.Valla helal olsun diyorum kendisine :) gösterdiği sıcakkanlılığı ile taht kurdu gönlümde.Umarım tekrar görüşürüz İstanbul'da :-)

Fotoğraflar:
Motor üstündeki İstiklal'de bir yerlerde çekmiş kendisi
Diğeri Meşhur Kapalı Çarşı
Murat Verdi adlı kişi Imogen Heap'e bağlama hediye etmiş,tonlarına hayran kalmış.İlerde sazlı parçalar gelebilir...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

İzleyici Kültürü (Dünden Bugüne Neler Değişti?)

 Evimize destursuz giren bir teknolojiyi nasıl olur da sevebiliriz?Hatta yeri geliyorda onu sahipleniyoruz.Kuralları vardı şaşırmıştı insanımız ilk defa ağzı olmayan biri vardı ama kendini izlettiriyor ve dahası sözünü de dinlettiriyordu.Zamanla zombi sınıfından insan grubu türedi.Tepkisiz,sülük gibi ekrana yapışan,kanı donuk ve malesef acı gerçek olan yalan haberlerle uyutuldu.Darbesi geldi,sansür'ü geldi,rtük geldi,kapatıldı,açıldı.Yine kendinden aldığı güçle ayakta kaldı.Her istediğinizi vermeyen bu görsel kutu insanların aklında hep "belki" lafını yerleştirerek daha da izlenir hale getirdi kendisini.Gerçi nereye çekersen oraya gider de olabilir ama malesef iyiliğini yitirmiş durumda.Buraya kadar iş böyle...

 Gelelim işin bizler tarafına,dedik ya izleyici kültürü.Günümüze doğru alışkanlıklar pek bir değişti.Dizi furyalarının son bir kaç sene içerisinde patlamasıyla neredeyse bütün programını diziye endeksleyenler vardı.Radevularını iptal edenler,akşam yemeğini ona göre ayarlayanlar,hatta o gün en sevdikleri varsa kombo paket yapıp hiç evden çıkmayanlara şahit oldum,olduk.Bizim üst kattaki Necati Abi hakkında rivayetler vardı bir ara demişler ki,abi bak fazla haşır neşir olma sonu kötü olur sonuçlarına katlanamazsın! Oralı olmayan Necati Abi hızını alamayıp TV ile bir temas noktasına gelmiş.Arada bir oğlu geliyor uğruyor buralara bazen renkli geliyor bazen de siyah-beyaz kafa atacak diye korkuyorum kablolu yayın bir de :D

 Yozlaşmanın ilk belirtileri bunlardı.Sonraları ahlak bazında "Kendimizi nasıl kaybederiz?" olayına sıra gelmişti.Eskilerin anlattığı "Filmlerde ufak bir dudak teması görsek gözümüzü elle kapardık" ibaresini yavaş yavaş akldırmak için her filmde mutlaka hayatında bir dönüm noktası olan karakterler konmaya başlandı ve o kadar normal sunuldu ki "Her yalnız birey kafa dağıtıp bardan sonra illa bir hatunla geceyi geçiriyordu" bu işi gerçekten TV başardı.Önceleri kanıksandı ama yavaş yavaş normal bir hale geldi ve hatta şimdi insanımıza o kadar basit geliyor ki "Aaaa başka atraksiyon yok mu?" kısmına kadar geldi.Dikkatli bir liste yaparsanız kendinize en baştan-en sona doğru bir liste yaparsanız değişimi mutlaka göreceksinizEn ciddi filmlerde bile illa bunun eklenmesi bazende işin bokunu çıkarıyor efendim (Efendimler yesin seni)

 Bir sonraki olacak değişim,özellikle gençleri hedef alacaktı.Sigara ve alkol her gencin hayatından en az bir kere geçen serbest radikallerdi.Sigara kullanımı ya sıkıntıdan ya da en bildiğimiz klişe olan arkadaş tavsiyesiydi.TV'ye göre bunla sınırlı kalmamalıydı.Bir ara yasak geldiğini hatırlıyorum Hollywood'a ama tabi ki film endüstrisini yöneten koskoca stüdyoların umrunda olacak mıydı?Kan kaybedilecekti ve bunu da kimse istemezdi.Yavaştan o da kalktı.Alkol olayı klişesi de bu yalnız adamımızın bar sahnesindeki kısmı.Bir,iki kadehi o kadar çok gördük ki veya eve yorgun argın gelen adamımız neredeyse tüm gün bir şey yemiyor eve gelip,ceketi attı mı bir güzel kanepeye evin en güzel köşesinden alıp şişesini bir duble dolduruyor varmayın siz onun keyfine halbuki mide açlık krizi geçiriyor.Bu olay da empoze edilen kısımlardan.

 Şu sıralar patlak veren ilk BBG (Biri bizi gözetliyor)  yarışmasından sonra "Merak" öğesi yüksek dozda verildi.Yok Ahmet ne yaptı? Yok Veli tuvalette ne bok yedi? Gibi elalemin derdini malesef halkımıza gerdirttiler(Evlendirme programlarına fazla girmek istemiyorum onlar ayrı bir dava ki o tür programların da nasıl döndüğünü anlatsam çene ameliyatı olursunuz)Şu anda da zaten insanlarımızın çoğunda hep o onu yapmış,bu bunu yapmış var malesef kimse kendi yaptığı işin farkında değil kendilerinin farkında değil.Bu o kadar üzücü ki!Hani darbeler Ülkeyi bir o kadar geri taşırdı ya,işte bunlar da darbesiz geriye gidişler.İkinci,üçüncü tekil veya çoğul şahısların yerine kendimizle biraz ilgilensek bir sonraki adım gelişme olacak.

 İşin yavaş yavaş sonuna doğru gelinirken "İzleme" eylemi tabii ki devam edecek buna dur diyemeyiz.Hı ne vardır?Bilinçli ve bilinçsizce izlemek.Ekran karşısında sizi yönlendiren kimsenin olmaması (ailenin düzeyi) halinde zombi izleyici olarak nitelendirdiğim bu grup ortaya çıkıyor.Onsuz olamıyor hayat ve ekran içine gömülme var kimileri bundan rahatsız olmuyor ya da farkında değiller ve ses düzeyi kimi zaman en üst seviyelerde geziyor.

 Bu anlattıklarım belki çoğu kişinin işine gelmeyebilir veya sadece bunlar mı var denebilir.En basitinden hiç bir özel paketi olmayan tv kanallarından bahsederek yaşananlardan yola çıktım.Bir ara belgesellerin gündüz vakti yayınlandığı zamanlardı.İnsanlar sorgulayabiliyorlardı.Şimdi sorgulama biçimi yine var ama soruların önündeki kalıp değişti "Aptal soruları" dediğim sorular ortaya çıktı.Bir şeyin yararı veya amacından alınacak sonuç yerine tamamen alakasız fikirler yürütülmeye başlandı.Önemli bir unsur aslında!!! Bu kısım sadece belgesel ile ilgili değil tabbi ki de kültür seviyesini arttırıcı,bir kademe arttırıcı olarak anlatmak istedim.

 Çizgi filmlerin yapısı gözle görülür oranda değişti (çiziminden tutun da...)
 Diziler keza onlar da nasibini aldı (Kimin eli kimin götünde?)Cevaplar için 2222'e mesaj atın
 Bilgi aldığımız bir diğer medya organı TV haberlerinde tüm alaksız olayları görebiliriz
 Konsepti tamamen beyinleri uçurmak olan programlar

 ve sonucunda ortaya çıkan (yetişen) bireyler sadece TV aracılığıyla mı oluyor?Hayır ama yüksek bir paya sahip olduğu çok açık ve biraz da saçık.İpin ucu her haliyle kaçmış,doğrular her gün toprağa gömülüyor ve bu durumda da bulmak bizlere düşüyor.Görüşmek üzere öpüyorum efenim

12 Haziran 2010 Cumartesi

Pink Martini (Temmuz Ayı Etkinlik seçimi)

 Mayıs Ayı'nın etkinliğini de yedikten sonra (Grease ki beklediğimden daha güzel geçti) şimdi de çok sevdiğim,o ses tonuyla uçuran ve havada bir iki tur attıran Pink Martini geliyor efem.Değişik dillerde şarkıları dile getirdiklerinden ayrı bir haz veriyor çoğu kişi ise "Ama Mio" cover ile biliyor.Çok da güzel yorumlamışlardır haklarını yemeyelim.Şimdi son albümden parçalar attım winamp'e düşünüyorum da orada düşük tempo da giderlerse inşallah uykum gelmez :D 5 Temmuz'da yine vazgeçilmez arena olan Turkcell Kuruçeşme Arena'da bizlerle olacak.6Temmuz'da ise Ankara'da ODTÜ MD Vişnelik'de olacaklarmış.Bize de beklemek kalıyor bu sıcakları görmezden gelerek.Detaylı bilgi için;

http://www.biletix.com/event.htm?id=LLPI1

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı