Sevgili canlar, cananlar ve dostlar. Blog üzerinde takipçi olanların dışında kaç kişi okuyor veya izliyor bunu bilmiyorum ama burayı ilk yayın hayatına geçirip, şekillendirme işi gerçekten çok keyifliydi. Hayatta yaptığım en büyük hata ise kendimi hep gerçeklerle yüzleştirmem oldu. Toz pembe gözlükleri takamadım, kullanamadım. Kandıramadım, kandırmadım.
Meğer bazı şeyleri doğru yapmamak gerekiyormuş. Bünyem yoruldu açıkçası. Yazmak çok keyifli bunu inkar etmiyorum :) bünye olarak rahat duramayan bir kişiliğe sahibim, çok farklı işlere dalıyorum ve bu tek kişilik bünyenin kaldıracağı şeyler değilmiş.
En son gezi olaylarının patlak vermesi de tadımı tuzumu çok kaçırdı.
İşi balon gibi şişirip, kendine pastada pay almak isteyenler
Hala ilkokul tarih kitaplarıyle tazecik beyinleri yalanlarla yıkayanlar, hatta komiktir ki ilkokul-ortaokul-lise kademelerinde tarih dersleri hep aynı gidiyor. Birileri demiyor mu bu beyinlere "Savaşlar Ülken'in jeopolitik öneminden dolayı çıktı"
Milleti yalan dolan haberlerle, photoshoplarla gaza getirenler
Araştırma ve okuma merakı olmayan toplumun, körü körüne her şeye balıklama atlayıp inanması
Yeni nesilin (genelleme yapmıyorum) sadece sanal ortamlarda ahkam kesip deli gibi kız peşinde koşup kendi asosyalliklerini kusması buna paralel içinden çıkılamaz durumlardan kendini kurtaramaması
ve daha fazlası. Herkes kendi küpünün peşinde.
Ben uzun bir mola veriyorum bu[ara]ya :) sessizlik seven biriyim ve başka projeleri hayata geçirmeye başladım. He arada olur ya, yine dükkanım bu[ara]da :) döktürürüz bir şeyler. Kalın sağlıcakla. Bir şey olursa aklınıza gelen. Çekinmeyin, yazın, paylaşın.
Hoşçakalın
7 Ağustos 2013 Çarşamba
13 Temmuz 2013 Cumartesi
Dünya'da ikilem
Blog severlerim, canlarım, kanlarım hatta hanimiş annesinin bir tanesi. Gezi Parkı olaylarından sonra ikinci bir yazıyı daha hazırlıyordum ama olayların bambaşka taraflara çekildiği, sadece faşist yapı ile ilgili direnmenin daha sonrasında Ülke içindeki azınlıklarla kapıştırılmasına kadar gittiği için bu konuyu uzatmak istemedik. Kaçtık mı ? Hayır hayır, sadece olanların ne zaman net bir şekilde anlaşılacak bir biçimde bireyler topluluğu çıkacak ? Onu bekliyorum.
Şunu açık ve net gördüm ki, bunu sakın kötülemek adına anlamayın. 90 jenerasyonundan sonraki hepsi değil tabi ona buna, havadaki martının bokuna bile gaza gelen bireylerin de sosyal medyada neler yaptığını gördüm-dük. Yani "Hadi eylem var" ya da "Haydi gidiyoruz, biraz daha olaylara bakalım" kalabalığı beni ve bizi üzdü. Sadece, ilerde ona buna anlatmak için profil fotoğrafı çektirenler vesaire vesaire. Daha fazlası zaten bizi yoruyor ve işi daha da anlamsızlaştırıyor.
İçimin acıdığı noktalara gelirsek;
* Tüketim toplumu olduğumuz gerçekten tescillendi. Tamam marka giymek belki önemli ama her yerde Avm olması ve "Tüket" dayatması hiç hoş değil. Maalesef bu kabullenildi. Shopping Fest'lerde milletin başı dönüyor.
* Üretim azaldı. Geçen hafta Cnn Türk'de Para dedektifi programında çiftçi ve tarım ağırlıklı bir program vardı. Savaş sonrası Ülkem için başlıklar "Türkiye bir tarım ülkesidir" başlığı ne oldu da değişti ? Samanın balyasının 20-25 Tl'lere çıkması ve ithal edilmesi göz yaşartıcıdır. Kırmızı etin dışarıdan alınması ve neyle beslendiğini bile bilmeden alınması göz yaşartıcıdır.
ve en önemlisi de Ülkem Çiftçisinin şartlarının kolayştırılmaması içler acısıdır. Şimdiki ve en son hatta en kritik savaş su savaşıdır. Suyunu bile dışarıdan alacak duruma geleceğiz.
Bunların yanında özkaynaklarımızı kullanamıyoruz. En son İzmir'e yanlış hatırlamıyorsam nikel çıkartılması için koca tanker sülfirik asit götürüldü ve içme suyuna karışırsa, koca İzmir'in halini düşünün. Bunun yanında kaynaklarımızı kendimiz kullanamayıp verilen ihalelerin de yabancılara yaptırılması da ilginç :)
Tablo korkunç, dilerdim ki sadece sahil kenarında esen rüzgarı ya da piknik en güzel nerede yapılır gibi şeylerden bahsedeyim ama gerçekler de bir o kadar beni kopma derecesinde yırtıyor.
Akşam akşam kafamıza gelen bir başlık ve daha sonra yanan fikir ampulü ile Dünya üzerinde hep ikili oyunlar işliyor diye bir iddia geldi ve en önemli üç ikiliyi hazırladık belki bakmak istersiniz ya da fikriniz olabilir bunun için.
Mor ve Ötesi'nin Yardım Et adlı parçasındaki gibi "Dünya yalan söylüyor"
Hoşçakalın ve sevgiyle kalın
Şunu açık ve net gördüm ki, bunu sakın kötülemek adına anlamayın. 90 jenerasyonundan sonraki hepsi değil tabi ona buna, havadaki martının bokuna bile gaza gelen bireylerin de sosyal medyada neler yaptığını gördüm-dük. Yani "Hadi eylem var" ya da "Haydi gidiyoruz, biraz daha olaylara bakalım" kalabalığı beni ve bizi üzdü. Sadece, ilerde ona buna anlatmak için profil fotoğrafı çektirenler vesaire vesaire. Daha fazlası zaten bizi yoruyor ve işi daha da anlamsızlaştırıyor.
İçimin acıdığı noktalara gelirsek;
* Tüketim toplumu olduğumuz gerçekten tescillendi. Tamam marka giymek belki önemli ama her yerde Avm olması ve "Tüket" dayatması hiç hoş değil. Maalesef bu kabullenildi. Shopping Fest'lerde milletin başı dönüyor.
* Üretim azaldı. Geçen hafta Cnn Türk'de Para dedektifi programında çiftçi ve tarım ağırlıklı bir program vardı. Savaş sonrası Ülkem için başlıklar "Türkiye bir tarım ülkesidir" başlığı ne oldu da değişti ? Samanın balyasının 20-25 Tl'lere çıkması ve ithal edilmesi göz yaşartıcıdır. Kırmızı etin dışarıdan alınması ve neyle beslendiğini bile bilmeden alınması göz yaşartıcıdır.
ve en önemlisi de Ülkem Çiftçisinin şartlarının kolayştırılmaması içler acısıdır. Şimdiki ve en son hatta en kritik savaş su savaşıdır. Suyunu bile dışarıdan alacak duruma geleceğiz.
Bunların yanında özkaynaklarımızı kullanamıyoruz. En son İzmir'e yanlış hatırlamıyorsam nikel çıkartılması için koca tanker sülfirik asit götürüldü ve içme suyuna karışırsa, koca İzmir'in halini düşünün. Bunun yanında kaynaklarımızı kendimiz kullanamayıp verilen ihalelerin de yabancılara yaptırılması da ilginç :)
Tablo korkunç, dilerdim ki sadece sahil kenarında esen rüzgarı ya da piknik en güzel nerede yapılır gibi şeylerden bahsedeyim ama gerçekler de bir o kadar beni kopma derecesinde yırtıyor.
Akşam akşam kafamıza gelen bir başlık ve daha sonra yanan fikir ampulü ile Dünya üzerinde hep ikili oyunlar işliyor diye bir iddia geldi ve en önemli üç ikiliyi hazırladık belki bakmak istersiniz ya da fikriniz olabilir bunun için.
Mor ve Ötesi'nin Yardım Et adlı parçasındaki gibi "Dünya yalan söylüyor"
Hoşçakalın ve sevgiyle kalın
Etiketler:
Bir şey Anlamadım,
Dünden Bugüne Ne Değişti?,
Şöyle ola ki...
11 Haziran 2013 Salı
Yeniden "Merhaba" Apple
Apple şu son 8-10 sene içerisinde en güzel en ivmeli senelerini yaşıyor desek yanlış bir cümle kurmuş sayılmayız. Tasarımdan tutun da kullandığınız işletim sistemlerinin pratikliği ve o canlılık sizi bir şekilde kendine çekiyor.
Forumlarda, sözlüklerde işi olan - olmayan bir şekilde bu camiaya adım atmak istiyor. Mac konularına değinmek istemiyorum orası başka bir kulvar. Bu akşam saat 20:00'da Worldwide developer conference'da Apple muhteşem özelliklerini bizlere bir kez daha gösterdi.
Günün yorgunluğundan dolayı biraz kestireyim demiştim bir kalktım ve saate baktığımda 20:35î gösteriyordu, apar topar kalktım ve internetten izlemeye koyuldum. Başında neler kaçırdım bilmiyorum ama yetiştiğim bölümlerde MacBook Air özellikleri bahsediliyordu.
Apple yapılabilecek en iyi noktaları belirlemiş ve başkalarının o noktalar üzerine atış yapmasını gerçekten zorlamış hatta imkansız diyebiliriz :)
MacBook Air pil ömürlerine gelelim;
Görüldüğü üzere 11 inç MacBook Air 5 saatten 9 saate dayanan çalışma performansına erişmiş.
13 inç ise 7 saatten, 12 saate çıkmış. Bu muazzamlığın ötesinde bir iş :)
Bunun dışında başka göze çarpan belirgin değişen özellikler;
* Thunderbolt 2'nin gelmesi ve saniyede 20 Gb veri aktarımını mümkün kılıp, eski teknolojiyi de desteklemesi yani ilk Thunderbolt'u. Bununla beraber USB 3 olması.
* "802.11 ac" denilen yeni wi-fi standartı gelmesi. Bu özellik "n" standartına göre üç kat daha hızlı ve tahmin edildiği üzere daha geniş kapsama alanı demek.
Sonraki sahne Mac Pro içindi yani Masaüstü Macintosh Pro ve fotoğrafı gördüğünüzde sakın şaşırmayın. Evet bu gerçekten bir masaüstü pro seviyesinde bir Mac kasası :)
Son olarak sizlere IOS 7'den bahsedelim.
İlk görselleri gördüğünüzde sakın garpisemeyin önce bir bakalım neler yeni ve neler yapılıyor ?
* Simgeler çizgi film tadında olmuş, eski ikonlara aşık olanlar yenilerini garipseyebilir hatta sevmeyebilir.
* Multitask yani arka plana atılmış çoklu görevler daha düzenli hale gelmiş. Bana sanki windows phone'dan esinlenilmiş gibi geldi ama Apple en verimli neyse onu tasarlar ve kullanır.
* Control Center'ın daha kullanışlı ve sade olması.

* Hava durumu ise çok şık olmuş, o an hava durumu nasılsa arka planda yağmur, kar yağması veya gök gürültülü ise şimşek çakması görebiliyor animasyonlu olarak.
* Mesajlar kısmı bana renk ve döşeme olarak yine windows phone'u aklıma getirtti. Bir şey diyemiyorum açıkçası.
* Airdrop özelliği sadece son çıkan cihazlarla çalışacak. Bu diğer akıllı telefonları kıç kıça ( evet bu tarz bir ifade edildi toplantıda :D ) dokundurtmayacak bir teknoloji. Her ios veya mac tabanlı üründen fotoğraf ve diğer bilgileri anında paylaşabileceksiniz.
Son olarak i Works ile ilgili bir şeyler tanıtıldı ve üç tarayıcı (explorer, safari ve chrome) için özelleşirilebilir yenilikler gelmiş. Ben Life paketinden bir şeyler bekliyordum açıkçası belki o da diğer altı ayın sonunda gelebilir. İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda IOS ilk sırada altnda Android ve WP var. Konuşmanın sonlarına doğru ise şu açık bir şekilde söylendi "Android için yazdığınız App'lerin kime gittiği belli değil, bu yüzden IOS'a yazmanız için daha çok neden var" açıklaması yapıldı. Olaylar bunlar herkese iyi güncellemeler, dokunmatikler :)
Forumlarda, sözlüklerde işi olan - olmayan bir şekilde bu camiaya adım atmak istiyor. Mac konularına değinmek istemiyorum orası başka bir kulvar. Bu akşam saat 20:00'da Worldwide developer conference'da Apple muhteşem özelliklerini bizlere bir kez daha gösterdi.
Günün yorgunluğundan dolayı biraz kestireyim demiştim bir kalktım ve saate baktığımda 20:35î gösteriyordu, apar topar kalktım ve internetten izlemeye koyuldum. Başında neler kaçırdım bilmiyorum ama yetiştiğim bölümlerde MacBook Air özellikleri bahsediliyordu.
Apple yapılabilecek en iyi noktaları belirlemiş ve başkalarının o noktalar üzerine atış yapmasını gerçekten zorlamış hatta imkansız diyebiliriz :)
MacBook Air pil ömürlerine gelelim;
Görüldüğü üzere 11 inç MacBook Air 5 saatten 9 saate dayanan çalışma performansına erişmiş.
13 inç ise 7 saatten, 12 saate çıkmış. Bu muazzamlığın ötesinde bir iş :)
Bunun dışında başka göze çarpan belirgin değişen özellikler;
* Thunderbolt 2'nin gelmesi ve saniyede 20 Gb veri aktarımını mümkün kılıp, eski teknolojiyi de desteklemesi yani ilk Thunderbolt'u. Bununla beraber USB 3 olması.
* "802.11 ac" denilen yeni wi-fi standartı gelmesi. Bu özellik "n" standartına göre üç kat daha hızlı ve tahmin edildiği üzere daha geniş kapsama alanı demek.
Sonraki sahne Mac Pro içindi yani Masaüstü Macintosh Pro ve fotoğrafı gördüğünüzde sakın şaşırmayın. Evet bu gerçekten bir masaüstü pro seviyesinde bir Mac kasası :)
Son olarak sizlere IOS 7'den bahsedelim.
İlk görselleri gördüğünüzde sakın garpisemeyin önce bir bakalım neler yeni ve neler yapılıyor ?
* Simgeler çizgi film tadında olmuş, eski ikonlara aşık olanlar yenilerini garipseyebilir hatta sevmeyebilir.
* Multitask yani arka plana atılmış çoklu görevler daha düzenli hale gelmiş. Bana sanki windows phone'dan esinlenilmiş gibi geldi ama Apple en verimli neyse onu tasarlar ve kullanır.
* Control Center'ın daha kullanışlı ve sade olması.

* Hava durumu ise çok şık olmuş, o an hava durumu nasılsa arka planda yağmur, kar yağması veya gök gürültülü ise şimşek çakması görebiliyor animasyonlu olarak.
* Mesajlar kısmı bana renk ve döşeme olarak yine windows phone'u aklıma getirtti. Bir şey diyemiyorum açıkçası.
* Airdrop özelliği sadece son çıkan cihazlarla çalışacak. Bu diğer akıllı telefonları kıç kıça ( evet bu tarz bir ifade edildi toplantıda :D ) dokundurtmayacak bir teknoloji. Her ios veya mac tabanlı üründen fotoğraf ve diğer bilgileri anında paylaşabileceksiniz.
Son olarak i Works ile ilgili bir şeyler tanıtıldı ve üç tarayıcı (explorer, safari ve chrome) için özelleşirilebilir yenilikler gelmiş. Ben Life paketinden bir şeyler bekliyordum açıkçası belki o da diğer altı ayın sonunda gelebilir. İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda IOS ilk sırada altnda Android ve WP var. Konuşmanın sonlarına doğru ise şu açık bir şekilde söylendi "Android için yazdığınız App'lerin kime gittiği belli değil, bu yüzden IOS'a yazmanız için daha çok neden var" açıklaması yapıldı. Olaylar bunlar herkese iyi güncellemeler, dokunmatikler :)
2 Haziran 2013 Pazar
# Diren Gezi Parkı
En son bahsettiğimiz olaylar neticesinde yazdığımız blog üzerinden kısa bir zaman sonra Başbakan'ın ve Belediye Başkanı'ndan açıklama geldi.
Burada bahsedilen Gezi Parkı İle yazılmış yazılar kesinlikle taraflı bir gözden sizlere sunulmayacak bunu da aklınızın bir köşesine veya elinize yazın.
Şimdi bizim kafamıza takılan bazı detaylar var aslında detay da değil :) açıklamalar var buyrun cevab verebilecek olan birileri varsa versin.
(Alıntı haber)
Tamam merak etmeyelim de şimdi sorun şu. Siz bu olayların büyüyeceğin biliyordunuz ve halkın pes etmeyeceğini de biliyordunuz. Aksini düşündüyseniz büyük cahillik. Eğer siz bu ağaçların yüz katını dikecekseniz neden önce yapmadınız ? Yapsaydınız ve bunu bakın işte bunun yerine burayı yaptık deseydiniz belki de halkın tepkisini çekmeyecektiniz veya sadece bir gün bu direnişler sürecekti. Cevap bekliyoruz 1
Şimdi size iki tane haber başlığı göreceksiniz ve bunların altını çizdiğim yere dikkar edin. Kafa karışıklığı yok sadece iyi okuyun ;)
İlk haber'de "Yapılacak" yer alıyor.
İkinci haberde ise,
Dilek şart kipi kullnılmış. -se , -sa dilek şart kipi'ne kafası basmayanlar ise tıklasın
Yani kafa karışıklığı çok bu[ara]da. Fakat şöyle de bir şey var insan güvenemiyor. Günümüze baktığınızda kapitalist sistemin etkisinde her yer. Belki Küba hariç :) (Helal olsun Küba'ya) Bugüne kadar lafın gelişi olarak söylüyorum iki adım yanıa AVM onun yanına yine AVM yapıldı. Bunun en büyük örneği ise İstanbul Bakırköy'de Carousel AVM'nin yanına dikilen Capacity AVM.
Hani hastane olur eyvallah bak bunu da kabul ediyorum. Karşısına tamam sadece burada böyle :D belki aradığın ilaç yoktur yandakinde vardır tamam çünkü bu sağlık şakaya gelmez. E abi iki tane çok afedersiniz ya da mahvedersiniz sevgili blogcular iki tane yanyana AVM dikmenin mantığını bana açıklayın. Açıklayın nur tanesi gözelerinizden öpeyim hemen.
Pisa kulesinin yamukluğuna gülen ergen gülüşü atacağınıza bu iki mantıksızlık arasında dötünüzle özen göstererek gülebilirsiniz.
Hani bahane şu mudur ? Yeaaahu geçen kırmızı kazak arıyordum bulamadım hemen karşıya geçtim yandaki AVM'den aldım. Biz de bravo iyi bok yedin deriz. Zaten farkındaysanız yazdım, çizdim.
Az kalsın unutuyordum, bunların arkasında sahilde kalan bir de Galleria AVM var. Biz Fame City için küçükken oraya gidiyorduk (sümüklü sümükü) Şimdi oranın hadi bahanesini yok sayalım. Neden ? Zaten 90 zamanında Bakırköy'ün tek AVM'siydi. ondan çoğunluk oraya gidiyordu. Şimdi size Carousel ile veya Capacity AVM arasındaki zaman ve km bakımından mesafeyi yayınlıyorum;

Cumartesi (1 Haziran 2013) öğle saatlerinde Başbakan bazı açıklamalarda bulundu. Bunlardan kafama takılanlar;
*Biz halk için hizmet veriyoruz. Rant yok ! Rant Halkımıza var.
- Hiç mi rant yok ? Diye sorasım geliyor, etrafınızda yeni yapılan yapılara bakın ve neden hepsinde insanlar oturamıyor bunun cevabını da bana verin.
* Zekeriyaköy'de zamanında Üni yapılması için ağaçlar telef edilmiş. O zaman belediye başkanı olduğu için kimse dinlememiş.
-Tamam burada bir şey diyemeyiz.
* Gerekli ağaçlandırma ve fidanlar dikiliyor denildi.
- Ben de genelde şunu görüyorum. Güzelim çiçekler laleler peyzajlama için yol kenarlarında egzoz gazları içinde ölüyor. Neden insanlar tarafından da gezilecek bir lale tarlaları yok ? İkitelli tarafında boş bir arazi var orası bildim bileli botanik park olacak da ne zaman olacak bekliyoruz ? Buralar yeşillikler ve madem lale düşkünlüğü var ve Hollanda'ya kaptırdığımızın acısını alacağız o zaman buralar değerlensin.
- Bunlar zor geliyorsa şöyle de yapılabilir, her vatandaşa fidan verin. Bir alan belirleyelim herkes buraya diksin. Bu da mı çözüm değil.
Bkz. Bu da mı gol değil hakim bey ?
Kontrolsüz güç, güç değildi ya e peki polisimizin yaptığı için ne denilmeli ? ki akabinde diğer açıklamayla bu kabul edildi (Polisin fazla güç ve biber gazı kullanıldığı kabul edildi) İş işten geçtikten sonra. Malesef "sonralar" hayat kurtarmıyor.
Önceki yazımda Otel ihtiyacı olarak bahane sunulabilir demiştim. İlk öğlen açıklamasın böyle bir konuşma oldu. Tamam otel açlığı olabilir ama sen bunları şehrin mimarisi ve trafik durumuna göre serpiştiremez misin ? Yan yana büfeler, yan yana spor mağzaları, yan yana lokantalar, yan yana oteller.
Hatta aklıma güzel bir parça geldi sizlerle paylaşıyorum,
Yan yana aşkım yan yana
Kim tutar seni bas gaza
Araziler senin yan yana
Sevdiğim güzel bir açıklama daha;
CHP Doğu'da ölen gençler için kılını kıpırdatmıyor ama BDP ile kol kola geziyor şimdi. Şimdi bu işin başka tarafı işte, bu ekmek kopartmak isteyen bir hareket. Milletin olayı Gezi Parkı'nı vermemek ama sen gelip olayın yönünü değiştirmeye çalışırsan olmaz.
Gelelim Milleti coşturmak için yapılan yalan haberlere;
Gezi parkı yalan haberleri
Gezi Parkı için ortaya atılan iddialar içinde Bülent Arınç geçiyordu bakın kendisi Twitter'dan ne demiş;
Polisin köpeğe sıktığı biber gazı fotoğrafı,
Bu gerçekten gülünecek bir haber :) Yani bunu provakatir haber için uğraşmadan yapmışlar. Bazı yerlere buğu koymuşlar falan işin bir diğer ilginç tarafı ise zenci polis.
Köprüden geçen (Göya geçen) destek gurubu;
Açıklama yapmaya gerek var mı diye soruyorum bunun için ?
Kerem Can Karakaş adlı kişinin çarpıtılan haberi;
Biber gazından öldüğü söylendi, halbuki yine açıklama yapmadan elimizdeki kanıtı sizlere gösteriyoruz;
Gezi Parkı direnişi oldu sırada başka bir şey oldu mu sizce ? Bakın ne oldu;
Alıntı haberdir. Detayına gitmek için ; Bana tıkla
Burada bahsedilen Gezi Parkı İle yazılmış yazılar kesinlikle taraflı bir gözden sizlere sunulmayacak bunu da aklınızın bir köşesine veya elinize yazın.
Şimdi bizim kafamıza takılan bazı detaylar var aslında detay da değil :) açıklamalar var buyrun cevab verebilecek olan birileri varsa versin.
(Alıntı haber)
Tamam merak etmeyelim de şimdi sorun şu. Siz bu olayların büyüyeceğin biliyordunuz ve halkın pes etmeyeceğini de biliyordunuz. Aksini düşündüyseniz büyük cahillik. Eğer siz bu ağaçların yüz katını dikecekseniz neden önce yapmadınız ? Yapsaydınız ve bunu bakın işte bunun yerine burayı yaptık deseydiniz belki de halkın tepkisini çekmeyecektiniz veya sadece bir gün bu direnişler sürecekti. Cevap bekliyoruz 1
Şimdi size iki tane haber başlığı göreceksiniz ve bunların altını çizdiğim yere dikkar edin. Kafa karışıklığı yok sadece iyi okuyun ;)
İlk haber'de "Yapılacak" yer alıyor.
İkinci haberde ise,
Dilek şart kipi kullnılmış. -se , -sa dilek şart kipi'ne kafası basmayanlar ise tıklasın
Yani kafa karışıklığı çok bu[ara]da. Fakat şöyle de bir şey var insan güvenemiyor. Günümüze baktığınızda kapitalist sistemin etkisinde her yer. Belki Küba hariç :) (Helal olsun Küba'ya) Bugüne kadar lafın gelişi olarak söylüyorum iki adım yanıa AVM onun yanına yine AVM yapıldı. Bunun en büyük örneği ise İstanbul Bakırköy'de Carousel AVM'nin yanına dikilen Capacity AVM.
Hani hastane olur eyvallah bak bunu da kabul ediyorum. Karşısına tamam sadece burada böyle :D belki aradığın ilaç yoktur yandakinde vardır tamam çünkü bu sağlık şakaya gelmez. E abi iki tane çok afedersiniz ya da mahvedersiniz sevgili blogcular iki tane yanyana AVM dikmenin mantığını bana açıklayın. Açıklayın nur tanesi gözelerinizden öpeyim hemen.
Pisa kulesinin yamukluğuna gülen ergen gülüşü atacağınıza bu iki mantıksızlık arasında dötünüzle özen göstererek gülebilirsiniz.
Hani bahane şu mudur ? Yeaaahu geçen kırmızı kazak arıyordum bulamadım hemen karşıya geçtim yandaki AVM'den aldım. Biz de bravo iyi bok yedin deriz. Zaten farkındaysanız yazdım, çizdim.
Az kalsın unutuyordum, bunların arkasında sahilde kalan bir de Galleria AVM var. Biz Fame City için küçükken oraya gidiyorduk (sümüklü sümükü) Şimdi oranın hadi bahanesini yok sayalım. Neden ? Zaten 90 zamanında Bakırköy'ün tek AVM'siydi. ondan çoğunluk oraya gidiyordu. Şimdi size Carousel ile veya Capacity AVM arasındaki zaman ve km bakımından mesafeyi yayınlıyorum;
Cumartesi (1 Haziran 2013) öğle saatlerinde Başbakan bazı açıklamalarda bulundu. Bunlardan kafama takılanlar;
*Biz halk için hizmet veriyoruz. Rant yok ! Rant Halkımıza var.
- Hiç mi rant yok ? Diye sorasım geliyor, etrafınızda yeni yapılan yapılara bakın ve neden hepsinde insanlar oturamıyor bunun cevabını da bana verin.
* Zekeriyaköy'de zamanında Üni yapılması için ağaçlar telef edilmiş. O zaman belediye başkanı olduğu için kimse dinlememiş.
-Tamam burada bir şey diyemeyiz.
* Gerekli ağaçlandırma ve fidanlar dikiliyor denildi.
- Ben de genelde şunu görüyorum. Güzelim çiçekler laleler peyzajlama için yol kenarlarında egzoz gazları içinde ölüyor. Neden insanlar tarafından da gezilecek bir lale tarlaları yok ? İkitelli tarafında boş bir arazi var orası bildim bileli botanik park olacak da ne zaman olacak bekliyoruz ? Buralar yeşillikler ve madem lale düşkünlüğü var ve Hollanda'ya kaptırdığımızın acısını alacağız o zaman buralar değerlensin.
- Bunlar zor geliyorsa şöyle de yapılabilir, her vatandaşa fidan verin. Bir alan belirleyelim herkes buraya diksin. Bu da mı çözüm değil.
Bkz. Bu da mı gol değil hakim bey ?
Kontrolsüz güç, güç değildi ya e peki polisimizin yaptığı için ne denilmeli ? ki akabinde diğer açıklamayla bu kabul edildi (Polisin fazla güç ve biber gazı kullanıldığı kabul edildi) İş işten geçtikten sonra. Malesef "sonralar" hayat kurtarmıyor.
Önceki yazımda Otel ihtiyacı olarak bahane sunulabilir demiştim. İlk öğlen açıklamasın böyle bir konuşma oldu. Tamam otel açlığı olabilir ama sen bunları şehrin mimarisi ve trafik durumuna göre serpiştiremez misin ? Yan yana büfeler, yan yana spor mağzaları, yan yana lokantalar, yan yana oteller.
Hatta aklıma güzel bir parça geldi sizlerle paylaşıyorum,
Yan yana aşkım yan yana
Kim tutar seni bas gaza
Araziler senin yan yana
Sevdiğim güzel bir açıklama daha;
CHP Doğu'da ölen gençler için kılını kıpırdatmıyor ama BDP ile kol kola geziyor şimdi. Şimdi bu işin başka tarafı işte, bu ekmek kopartmak isteyen bir hareket. Milletin olayı Gezi Parkı'nı vermemek ama sen gelip olayın yönünü değiştirmeye çalışırsan olmaz.
Gelelim Milleti coşturmak için yapılan yalan haberlere;
Gezi parkı yalan haberleri
Gezi Parkı için ortaya atılan iddialar içinde Bülent Arınç geçiyordu bakın kendisi Twitter'dan ne demiş;
Polisin köpeğe sıktığı biber gazı fotoğrafı,
Bu gerçekten gülünecek bir haber :) Yani bunu provakatir haber için uğraşmadan yapmışlar. Bazı yerlere buğu koymuşlar falan işin bir diğer ilginç tarafı ise zenci polis.
Köprüden geçen (Göya geçen) destek gurubu;
Açıklama yapmaya gerek var mı diye soruyorum bunun için ?
Biber gazından öldüğü söylendi, halbuki yine açıklama yapmadan elimizdeki kanıtı sizlere gösteriyoruz;
Gezi Parkı direnişi oldu sırada başka bir şey oldu mu sizce ? Bakın ne oldu;
Alıntı haberdir. Detayına gitmek için ; Bana tıkla
31 Mayıs 2013 Cuma
Bakalım neler oluyor ?
Sevdicekler ve saydıcaklar, uzun uzun aralar vererek yazıyorum farketmişsinizdir yazıları. Sebebi ise artık bu blog'u bir web sitesine dönüştürme fikri ve başka yan projeler. Burası tamamen ölmeyecek tabi ama biraz daha az yazılacak. Çünkü doğduğumuz yeri unutursak, biliyorsunuz ki bizi eşşekler akabinde ise gergedanlar kovalar.
Oto+AVM+Gezi = Park mı?
Başlığın karekökünü alsak da bu sorunun cevabı belli değil ama kafamızdaki kurtları bir dökelim.
Tarihine bakıldığında;
1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Osmanlı, Rus ve Hint mimarisinden izler taşıyan büyük ve ihtişamlı bir topçu kışlası yapıldı. Kışla binası pek çok savaş gördü. Özellikle, 31 Mart Olayları'ndan sonra önemli hasarlar aldı ve onarım bekledi. Ancak mimari ve tarihi açıdan önemine rağmen kışla, 1940 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar tarafından, Henri Prost'un hazırladığı imar planı çerçevesinde yıktırıldı. Kışla yıkılmadan önceki yıllarında, içindeki alan düzenlenerek Taksim Stadı olarak spora açıldı.
Şimdi bugünkü halinde tabi değişmez ise. Duyarlı halkımız belki birhaftadan beri değişime direnmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Neye karşı ?
Pis ve engel bilmeyen kapitalizm denen kalıba karşı. Şimdi dönen tilkilerden ötürü şunlar geldi aklımıza;
* Türk mantığı ile hareket edildiği üzere Taksimin dört bir yanı ve yabancı odaklı turist popülaritesini bir nebze olsun rahatlatmak için, otel yapılabilinir. Yanyana eczane açabilen başka bir Ülke de görmedim :)
Yok hayır yayalaştırılacak deniyor fakat sizin elinizden alındıktan sonra ne yapılacağına sadece baştakiler karar verebilir. Bkz. keyfimin kahyası
* Yayalaştırma yapılacaksa o zaman kaldırım taşlarını değiştirin veya zemine farklı yollar çizin. Zaten kaldırım yapmayı çok seven bir millet görmedim.
* AVM olacaksa, zaten bu işlerde kara parla tonla dönüyor. AVM'lerin hali içler acısı. İnsanlara marka adı altında her şeyi getirdiler ama alan tayfa belli. Hani kıçıma CK don giyince özel güç sahibi olmuyorum veya kıçımın şekli de değişmiyor (korse hariç) markalaşma adı altında yozlaştırılıyoruz, zaten genel kültürü sevmeyen çoğunluğa sahibiz.
* Son aklıma gelen ise çeşitli irili-ufaklı standlar açıp (bu standları da biliyorsunuz kimlerin açacağını) burasını daha bir parasal alana dönüştürmek.
Direnen grup için veya en ufak bir olayda maruz kalınan biber gazı için çözüm önerileri sunuldu. İşte onlardan biri de ;

Yani işin özünde, gezi parkı para getirilecek bir hale dönüştürülecek. Ölü bir arsayı kapitalizm sevmez ;)
En eski hallerinden birini ekleyeyim, silinmezse hiç olmazsa buraya bakarsınız.
2013 Dünya Çevre Günü
Bisikletliler derneği tarafından düzenlenen geleneksel "Dünya Çevre Günü" 2 Haziran 2013'de saat sabah 9:40'da Taksim Meydanın da başlayacak ve çoğu kişiye rüya gibi gelecek olan Boğaz Köprüsü geçişi var :) internetten daha önceki videolara bakarak nasıl bir his olduğunu hemen hemen anlayabiliyor insan. Şimdi diyeceksiniz "La oğlum bisikletle köprüyü geçiyorsun, ne heyecanı var?" Öyle değil işte :)
Murat Dostel adlı bir arkadaş meşhur video kanalında bir video paylaşmış. Biz de sizlerle paylaşıyoruz bu görüntüleri. İşiniz yoksa Pazar bekliyoruz heaaa ona göre (erken kalkacaksınız ama buna kesinlikle değer)
İyi hafta sonları, iyi pedallamalar ve her şeyden önemlisi iyi bir düzen içinde yaşamamız dileğiyle
Oto+AVM+Gezi = Park mı?
Başlığın karekökünü alsak da bu sorunun cevabı belli değil ama kafamızdaki kurtları bir dökelim.
Tarihine bakıldığında;
1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Osmanlı, Rus ve Hint mimarisinden izler taşıyan büyük ve ihtişamlı bir topçu kışlası yapıldı. Kışla binası pek çok savaş gördü. Özellikle, 31 Mart Olayları'ndan sonra önemli hasarlar aldı ve onarım bekledi. Ancak mimari ve tarihi açıdan önemine rağmen kışla, 1940 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar tarafından, Henri Prost'un hazırladığı imar planı çerçevesinde yıktırıldı. Kışla yıkılmadan önceki yıllarında, içindeki alan düzenlenerek Taksim Stadı olarak spora açıldı.
Şimdi bugünkü halinde tabi değişmez ise. Duyarlı halkımız belki birhaftadan beri değişime direnmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Neye karşı ?
Pis ve engel bilmeyen kapitalizm denen kalıba karşı. Şimdi dönen tilkilerden ötürü şunlar geldi aklımıza;
* Türk mantığı ile hareket edildiği üzere Taksimin dört bir yanı ve yabancı odaklı turist popülaritesini bir nebze olsun rahatlatmak için, otel yapılabilinir. Yanyana eczane açabilen başka bir Ülke de görmedim :)
Yok hayır yayalaştırılacak deniyor fakat sizin elinizden alındıktan sonra ne yapılacağına sadece baştakiler karar verebilir. Bkz. keyfimin kahyası
* Yayalaştırma yapılacaksa o zaman kaldırım taşlarını değiştirin veya zemine farklı yollar çizin. Zaten kaldırım yapmayı çok seven bir millet görmedim.
* AVM olacaksa, zaten bu işlerde kara parla tonla dönüyor. AVM'lerin hali içler acısı. İnsanlara marka adı altında her şeyi getirdiler ama alan tayfa belli. Hani kıçıma CK don giyince özel güç sahibi olmuyorum veya kıçımın şekli de değişmiyor (korse hariç) markalaşma adı altında yozlaştırılıyoruz, zaten genel kültürü sevmeyen çoğunluğa sahibiz.
* Son aklıma gelen ise çeşitli irili-ufaklı standlar açıp (bu standları da biliyorsunuz kimlerin açacağını) burasını daha bir parasal alana dönüştürmek.
Direnen grup için veya en ufak bir olayda maruz kalınan biber gazı için çözüm önerileri sunuldu. İşte onlardan biri de ;

Yani işin özünde, gezi parkı para getirilecek bir hale dönüştürülecek. Ölü bir arsayı kapitalizm sevmez ;)
En eski hallerinden birini ekleyeyim, silinmezse hiç olmazsa buraya bakarsınız.
2013 Dünya Çevre Günü
Bisikletliler derneği tarafından düzenlenen geleneksel "Dünya Çevre Günü" 2 Haziran 2013'de saat sabah 9:40'da Taksim Meydanın da başlayacak ve çoğu kişiye rüya gibi gelecek olan Boğaz Köprüsü geçişi var :) internetten daha önceki videolara bakarak nasıl bir his olduğunu hemen hemen anlayabiliyor insan. Şimdi diyeceksiniz "La oğlum bisikletle köprüyü geçiyorsun, ne heyecanı var?" Öyle değil işte :)
Murat Dostel adlı bir arkadaş meşhur video kanalında bir video paylaşmış. Biz de sizlerle paylaşıyoruz bu görüntüleri. İşiniz yoksa Pazar bekliyoruz heaaa ona göre (erken kalkacaksınız ama buna kesinlikle değer)
İyi hafta sonları, iyi pedallamalar ve her şeyden önemlisi iyi bir düzen içinde yaşamamız dileğiyle
Etiketler:
bisiklet,
Ortaya karışık,
tanıtım
Siz Beğendiniz ;)
-
Ağustos ayında Ramazan'da Caz etkinliklerinde İlhan Erşahin'i izledik,eğlenceliydi ama kontra bas görünce birden garipsedim.Alp Ers...
-
A dı belki eğlenceli bir oyun veya aktivite gibi gelse de işin aslı tamamen tersini gösteriyor. Mobbing nedir ? G enelde iş yerlerinde d...
-
Çok uzun zaman önce değil çok da kısa süre önce de değil.Ortalarda bir yerlerde işte,gözümüze çarptılar.Sonra youtube ve diğer sosyal ağlar...
-
K endimden bir şey anlatmayı pek sevmem,kendimi de anlatmam hal ve hareketlerin beni tanımlaması,tamamlaması lazım ondan sonra zaten siz be...
-
3-2-1 ve karşınızda Limp Bizkit.Helllllll Limp Bizkit in the house y'allll Orta ikinci sınıftayken yanlışlıkla tanıştığım bir grup va...














