80 jenerasyonu doğumluyum modifiyeli full kasa.Arada bir nitro cozurtlarım.Çelik jant havasında biriyim.90'ları aadm akıllı yaşayan ve günümüzü de kazasız belasız görmeye çalışan biriyim işte.Bu bölümde de ara ara hatırladıklarımızı paylaşacağız.Hani klişe olanlar değilde; Tipitip Sakızlar,turbo sakızlar,casio kol saatleri,ayşegül kitapları... Arada sıkışanlar gibi mesela eskiden Talk Show konsepti daha yeni yeni filizlenmeye başlarken.Rüstem Batum diye bir adamla karşılaştık.Vücudunun değişik reaksiyona girmesinden midir,nedir? Anlamsız bir rahatlık vardır kendisinde hatta bazı komedyenlerimiz bile (Levent Kırca) geyiğe almıştır.Değişik bir konuşur,güler neyse huzurlarınıza sunayım.
Levent Kırca'nın ti'ye aldığı bir bölüm (Youtube linkidir,açılmıyorsa kızmayın)
Küfür belki eskiden edildiğinde kulakları kapatacak derecede bir kötü bir söz işgali yapıyorsa da şimdi artık gelen geçen çok afedersin koyuyor da koyuyor.Geçiren geçirene.Yaşlısından gencine,çocuğundan büyüğüne,olanından olmayayına kadar herkes bol keseden koymakla meşgul bu sıralar.Çok ayıp çooooook :D Asıl dikkatimi çeken hani tamam bir sokak ağzınız vardır arada kullanırsınız veya sinirden kontrolünüzü kaybedersiniz kullanırsınız ama iş herkesin izlediği bir araçta olunca ister istemez boyut farklılaşıyor.TV eskisine göre daha katı kurallara sahip.Kötü söz,sigara,alkol (alkol için sansür konuluyor mu bilmiyorum fazla tv izlemediğimden) ve reklamları bol olan dizilerde bol bol buğulama (kötü söze bip var) yöntemi getiriliyor.Hatta bir ara gece belki tv'de eski yabancı diziler vardı bir sahnesinde adam yüzlerce sigara yaktığından dizi buğulu gösteriyordu.Hani neredeyse karşı komşumuz var biraz temizlik manyağıdır kendisi o balkondan atlayıp temizlemeye gelecekti. Kaliteli Tarih konularının işlendiği bir program var bayadan beri; Murat Bardakçı ile Pelin Batu'nun sunduğu.TV konusu daha öncede de belirtmiştim hassas bir iş belki sadece sen sahnede yüzlerce kişinin önüne çıkıyorsun ama o ev milyonlar belki de milyarlarca eve destursuz girmiş sen ordasın.Farkında olan kişiliği olsun duruşu olsun değiştirmiyor,tavizlere yer yok.Örnek alanlar bile var sizi o derece.Pelin Batu ablamızı çok tanımam az da tanımam ama ekran karşısında pek saygısı olmadığı kanaatine vardım.Ağzından kaçırdığı bir küfürlü bölüm gözüme çarptı belki birinci yanlışlıkla olabilir fakat birden fazla oluyorsa bu işte ya kasıt var ya da biraz iş reklama kaçıyor diye düşünüyorum.Sizi de fazla sıkmadan Pelin Batu'nun bombaları ile baş başa bırakıyorum.Son ekleme "Zeeeeeng" olayını da baya sevmiş ablamız.
Her yer ev olmuş,piknik yapmayı özleyenlerle dolmuş etraf.Eskilerin anlattıkları ile yaşıyor şimdiki nesiller biraz da ben hiç olmazsa azıcık da olsa yaşadaığımız yerin eski halini az-çok biliyoruz.Ordan dere akarmış kimisi der burda kocaman orman vardı.Diğerleri de buranın denizi pırıl pırıldı herkes burada güneşlenir,yüzerdi.Bu anlattıklarımın çoğu yaşadığınız yerlerde mazide kaldı.Hemen kafada 40'lık ampul yandı di mi?Hayır mı tamam florasan olsun di mi daha çevreci hem ampule göre daha az enerji üretiyor.Uçmayalım fazla...
Normal Dünya döngüsü şu şekilde gerçekleşiyormuş.Buzullar eriyecek iklimler değişecek ve tekrardan oluşacak bir soğuma ile bir buzul çağı yaşanacak.Tamam burada belirttik iklimler değişecek ama normal koşullarla gerçekleşerek malesef bu bizim için geçerli değil.Çok geriye gitmeye gerek yok,haziran ayının son haftasında (2010'un) İstanbul-Florya'da birden büyük misket büyüklüğünde dolu yağmaya başladı hatta hatırlarsanız meterolojide sel ile ilgili uyarılar yapmıştı.360 derece değişen bir hava için malesef meteroloji bile güven olmuyor.Hiç hayıflanmamamız lazım.Az da olsa çok da olsa doğanın düzeninde bir karışıklık meydana getirdik.Şimdi ise "Haaaaa öylemi" diyerek arkada bırakılan pislikleri toplamaya çalışıyoruz.
Sene 2009 başları.Malum küresel ısınmadan kaynaklanan ve devamlı değişiklik gösteren hava durumu canımıza okuyacaktı fakat kimse bunun farkında bile değildi.İkitelli yolu o gün bambaşka bir senaryoya hazırlanıyordu.Fırtına öncesi sessizlik verildi ve birden sel hiç olmadığı kadar can ve mal kaybına neden oldu.Topkapı'dan-Avcılar güzergahına giderken,Yenibosna'yı geçtikten sonra sağ tarafa baktığınızda Osmanlı'dan kalma eski bir taş köprü bulunur.Altı kanal oyuklarına sahiptir fakat bugün onun altından geçen kanal (Ayama Deresi) farklı bir yol izliyor ya da izlettiriliyor.Dere yatağının da küçülmesinden dolayı işte o gün orada bulunan fidanlıktaki evlerde sular altında kaldı.Başkası anlatsa belki inanmazdım ama inanılmaz derecede sular yükselmişti.Doğa intikamını almıştı bu kadar sessizlikten sonra.Dere yatağı çok küçültüldü,halbuki her şeyi bilen insanımız bir şey olmaz edasıyla rahatlıktan uçuyordu.
Mesela gerçek bir örnek vereyim sizlere sonradan kimse ağlayıp sızlamasın.Ataköy'de en son proje Ataköy Konakları adlı proje hayata geçirildi mekan olarak gayet güzel fakat bir sorun vardı,o da bu sitelerin kurutulmuş bir bataklığın üzerinde olmasıydı hatta atık giderleri için içinden iki üç insan geçebilen borularla yeni yer altı güzergahları yapıldı.Konaklar yapılmaadn önce oradaki koku yüzünden insanlar yakınlarından geçemiyordu o bölgenin.Arada başka dalavereler döndüğünden bir şekilde çözüm buluındu.Arka kısmına ise kocaman atık arıtma tesisi yapıldı :D hatta orada oturanlar için yanına Ataköy Plus AVM yapıldı şimdi kokudan eser yok millet cafelerde cirit atıyor.Atsın tabi gözümüz yok fakat şu bir gerçek olası bir sel baskınında veya Allah göstermesin deprem anında ne kadar dayanabilir orası tartışılır (Kurutulmuş bataklığın zemin haritası?) İnsanlara akıl veriliyor,kullanılsın diye kimi hinliğe,kimi cinliğe,kimi de iyiye kullanıyor.
İyi olan kazansın diyoruz.Başka hayatlar gitmesin.Boş bulunan yere değil uygun lokasyona sahip yerlere inşa edilsin yapılar.
Boşuna reklam yapmayayım kimileri tarafından delilerce ses getirildiğine inanılan bir moda dergisi var.Hatta ilk sayısı için ünlü bir AVM'de sıraya bile girmişti millet ilk sayısını onlarca alan olmuştu.İçimden dedim alla alla moda için ses getiriyorsa,bari baştan getirttirilseydi.Diğer yabancı dergilerde olduğu gibi Türkiye'de kendine özgü sayfasını sunuyor.
Asıl konumuz ise her ay bir ünlüyü seçip o ay boyunca ne giydiğini insanlarla paylaşıyorlar.Biraz da kıl oldum yahu bu sıcaklarda don paça gezen ben ne modanın trendini belirleyebildim ne de örnek olabildim ki öyle bir şeyde istemiyorum.Temmuz Ayı için Sivaslı Cindy lakaplı Tülin Şahin ablamızı seçmişler.Bir ona bakın bir de bana bakın aradaki farkı da boş bir kağıda yazıyorsunuz.Sonra boş bir şişenin içine koyup ağzına da sıkıca bir mantar tıkayıp denize atıyorsunuz.Eğer şişe birine ulaşırsa İzel'den "Denizleri aşta gel kurbanın olam" melodisi cebinize geliyor.
İşte Tülin Ablamızın Temmuz Ayında giydiklerinden bir kaç derleme;
Biz böyle vuvuzelalı bir ortama hiç denk gelmedik.Kandırma bizi lütfen lütfen çok reca edeceğim.
Tamam giyiniş de bir problem yok ama o eldeki mikrofon ne?Her sokağa çıktığında mikrofon alınıyorsa işimiz iş yani olmaz.Mikrofonla sokağa çıkılmaz.
O kadar extrem bir kişilik var ki of of yani.Uçak motoru önünde böyle göstere göstere.Olmadı olmadı!O motor bir çalışsa var ya bildiğin kuşbaşı kıyma.Hayır benim başıma geldi az daha motora giriyordum son anda ittiler.Aman Tülin aman!
Bu da bizim imkanlarımızla ortaya çıkardığımız.N'apalım? Buna da şükür.Gerçi abi tombala çekmeye hazırlanıyor ama idare edin,görmezden gelin.
Keşke her şey bu kadar basit olsa.Kim kimin hakkını yiyebiliyor diye düşünürüm bazen ince hesaplardır aslında baya kafa yormak gerekiyor ucunda sıyırmak da var.Ben zaten gidip-gelmeleri yaşadığımdan normal geliyor artık.Nereden nereye geldik diyeceksiniz,olayın özü şu efendim vizyona yakın zamanda Green Zone adlı film geldi.İlk başta bende klasik işte delta yok bilmem ne hareketı ile orayı burayı tarayıp düşmanları alt eden bir Amerika göreceğim sanmıştım ama arkadaşımın "Abi ABD'nin Irak'a girdiğini anlatıyor" Demesiyle bir pause tuşune bastım durdum durdum baya belime ağrılar girdi ama yine inat ettim durdum,düşündüm.Dere tepe düz gidemedim bacaklarımda derman kalmamıştı.Neyse filmin konusu buysa o zaman izlenir dedim (Filmde evdeki HDD'de öyle yatıyordu o günü bekliyormuş demek) İnsanın bir atak yapması için gözle görülür bir neden ve herkes tarafından kabul edilmesi içinde haklı bir neden olması gerekir derim.İşler eğer son raddeye geliyorsa ve Dünya üzerindeki hakimiyetini kabul ettiren bir Devlet varsa orada başka bir iş var demektir. Sözüm ona anlatacağım veya tanıtacağım film bu işin sadece kaymağı ile ilgili değil tamamıyla ilgili.Amerikalılar'ın klasik salaklığı klasik kaos ile birleştiği zaman ortaya onların tabiri ile "American Idiot" kavramı çıkıyor.Pek inanmazdım aslında derdim araştırmıyorlar,merak yok,istek yok o yüzden ama başıma gelen bir olay yüzünden "American Idiot" kavramına gerçekten inanıyorum.Konuyu sapturmadan devam edersek.Filmimiz daha önce de söylediğim gibi ABD'nin Kuzey Irak'a aslında ne amaçla ve aslında ne gibi planları olduğunu gözler önüne seriyor (tabi bunu göstere göstere beyazperdede göstermesi inandırıcı değil gerçi özgürlükler ülkesi ama bu kadar da kolay olamaz) Kitle imha silahları var ve bunları yok etmeniz gerekiyor uyarıları ile şaşkına dönen Irak bu duruma anlam verememişti ve sonunda küçük kıyamet koptu.ABD tüm silahlı kuvvetlerini Kuzey Irak'a çevirdi.Televizyonlar günlerce bombalamaları gösterdi. Birbirini anlamayan iki devlet karşı karşıya gelmişti.Halk panik içinde ne olduğuna anlam veremiyor.Kimisi Saddam rejimi gitti diye sevindi kimisi de önünü önceden görüyordu.Amerika kendi düzenini getirecekti.
Komplo teorilerini sevenleri gerçeklerle tokatlayacak (iyi anlamda) bir kaç kitap ve film tavsiyesi olarak Green Zone başta olmak üzere,muhalif yönetmen Michael Moore'dan Fahrenheit 9/11 ve NTV yayınlarından Irak'ı Anlamak kitabını tavsiye ediyorum.
Fahrenheit 9/11'de en dikkatimi çeken sahne Irak'ın işgalinden sonra petrolün ne olacağı konusunda ihale açılmasıydı ve bu ihalelere neden sadece ABD şirketleri katıldı? (Belli ki petrol için yapıldı) Şu anda kitle imha silahları ile konuşan kimse yok sadece İran'a girmek için aynı politika izleniyor.Green Zone'da buna iyi bir örnek bir bahanenin nasıl olurda herkes tarafından inanılıp ona göre hareket edildiğini gözler önüne seriyor (daha fazla anlatmayayım tadı kaçmasın)
Kapanışı yapmadan tekrardan söyleyeyim; film kesinlikle bir delta harekatı ile ilgili veya özel operasyonlu bol sis bombalı filmlerden değil.Bazı şeyler hakkında bilgi edinmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum ve filmin belkide beyinlerde yer edecek bir repliğini sizlere sunuyorum
"we're doing a good thing here we're going to rebuild this place"
"Burada iyi bir şey yapıyoruz Burayı tekrardan yapılandırıyoruz"
Hayatın en ince detaylarında mutluluklar saklı,görebilenlere ne mutlu.Biz bundan zevk alıyoruz ve etrafımızda olup biten mantık çerçevesinde gözüken salaklıkları hizaya dizip parmak uçlarına cetvel ile vurup,makaraya alıyoruz.Bakmak ile görmenin arasında ki gibi bizde inciğini-cıncığını çıkartıyoruz bazen yüzeysel bile gelse hoşaf ediyoruz.Duygularımızı akıtıyoruz.Politik duruş içinde,duygular içinde,komediden,drama.Ha unutmadan bir de bakkalın defterine borç yazdırıp,ekmeğin ucunu kemiriyoruz.