9 Ocak 2013 Çarşamba

Tam gaz pedal



Artık konuşacaklarımız arasında bisiklet de varsa bunun üzerine çekilmiş saf aksiyon içeren bir filmi tanıtmak olmaz diye düşünüyorum. Premium Rush adlı filmimiz herhalde gördüğüm en güzel bisiklet konusu işlenerek çekilmiş bir film. Görsel efekt yok diyemeyeceğim var ama o da sadece Has elemanımız olan Wilee'e  (Joseph Gordon-Levitt) ait bir olay. Şöyle ki; bisiklet, motorsiklet kullandığınızda daha çok karşılaşılan bir durum özel efektler sayesinde anlatılmış. Mesela dört beş metre sonra nelerin olacağını veya hangi aracın geleceğini, nasıl döneceğinizin kararının verildiği bir bölüm var bu güzel olmuş. Hatta neredeyse Sherlock Holmes'daki öngörü bölümü diyebiliriz.

 İspiyon içermeden konuya gelirsek, wilee amerika'da yaygın olan bizde ise uzaylı gibi bakmamıza neden olan bisikletli kurye işinde çalışmaktadır. Wilee'nin bisiklet üzerinde bazı kuralları vardır;

* Freni olmayan bir bisiklet sürmek (Sadece arka fren)
* Frenin gereksiz olması (Rahmetli Colin McRae geldi aklıma, o da freni sevmezdi)
* Vitesin gereksizliği (işte bu konu tartışılınabilir)

Bu üç kuralı yerine getiren bir yol bisikletiniz varsa kurye işi olarak özellikle çok zaman kazanabilirsiniz. Wilee'nin işleri pek de iyi gitmezken üniversiteden aldığı bir mektub ile başlıyor macera, sonrasında işlerin daha da karmaşıklatığını ve aksiyonun hiç kesilmediğini göreceksiniz. Özellikle bisiklet aşıklarına sesleniyorum. Kemik kadronun dışında iki tane de güzellik eşlik ediyor, Dania Ramirez (Vanessa) ve Jamie Chung (Nima) Mektubu veren kişi hem de.




Unutmadan şunu da ekleyeyim, Joseph Gordon bu film için sekiz haftalık eğitim almış. Yoksa öyle böyle bu işin altından kalkınmaz.






7 Ocak 2013 Pazartesi

Kavırlıyoruz Kıvranıyoruz

Kavırlıyoruz Kıvranıyoruz

 Aslında bu duruma uygun bir foto bulmak çok zordu. Hani adı üstünde kavırlıyoruz (Cover, hani ingilizce var yani) ne olabilirdi ? Mesela gitar veya akustik performans sergileyen bir grubun fotosu bilmem ne... İşimiz çoğu zaman mizahi bir uslup olduğundan bu başlığımıza bu fotoyu uygun buldum. Sevenler, sevmeyenler ? Kabul edilmiştir. All right teyzecim ;)

 Geçen gün de bahsetmiştim değişik başlıklar da açılacak diye bu "Kavırlıyoruz kıvranıyoruz" başlığı bunlarda birisi. Bunu çıkış amacı ise tamamen beynimi absürd bir şekilde yemekle meşgul olan kemirgenler. Şöyle ki efendim ne zaman boş bir anım olsa bu Türkçe şarkıları değişik kelime oyunları ile değiştirerek söylüyorum. Baktım bu bir, iki, üç oldu yazayım, eğleneyim biraz da keyfime bakıp, sizlerle paylaşmak istedim. Ondan ilk cover parçamız ise Nükleer Başlıklı Kız  - Fondoten parçası. Aslında cover demeyelim buna. Çünkü sözleri değiştirilmiş. Daha çok alternati versiyonu olabilir. Kendilerini çok seviyorum güzel sözlerin yanı sıra nadir güzel sololar barındıran parçalara sahip bu grup. Kendilerinin aflarına sığınarak bu sözleri aktarıyorum bu[ara]ya. Yeni albümlerini en kısa zamanda bekliyoruz.

Fondoten

Artık her şey muzlu camlar ardında
gözler alıştıkça kalabalık reyonlara
bu yeni eski barkodlar zamanında
herkesin aklı fondoten fiyatlarında

kazık yerken yakalar fiş üzerinde bazen insan
ama giden para üstleri dönmedi hiçbir zaman
post makinasında kalamaz pinin hala görüyor duyuyorsan
ekstreyi bulamazsın nefesin biter, cüzdan solar

cüzdan dolu bu gerçek sliplerle
kendim yaslandım bankaların duvarlara
bu yeni eski çıkmaz reklamlarda
herkesin aklı fondoten fiyatlarında

zamanla yok olur gider borçlar
silinir gider bütün slipler
kapatamaz bu gerçekleri çipler


Esen kalın bizi unutmayın... Bir dahaki alternatif versiyonlarda görüşmek üzere :)

6 Ocak 2013 Pazar

Yeni bir projemiz vaaaaaar !!!

 Selamlar olsun size blog okuyucuları ve yazarlar. Efendim şu sıralar uğraştığım yeni konular, aktiviteler (motorsiklet kullanmaya başlamak, yol bisikletine sarmak) var ki her biri için sağlam malzemeler topluyorum. İlerleyen zamanlarda genel konularımızın dışında üç-dört tane daha başlık altından güzel haberler sunacağım sizlere. Bunun dışında saygı duyduğum bir arkadaşım ile yeni bir projeye başladık; Bilim Kurgu Magazin. Yine Blogger üzerinden yayında olacağız. Bunun dışında magazin kısmı sizi korkutmasın, işimiz traştan şeyler yapıp, göz boyamak değil. Sadece gerçek, güzel ve nadir bulunan bilgilere kolay ulaşılması için seçtik bu ismi. Şimdiden tasarımı bitirip konular üzerinde başlıklar oluşturduk. Sıra geldi yazmaya. Biraz yoğun geçecek, ocak ayı içerisinde sizlere doyurucu bilgiler vererek başlamak istiyoruz.

 Esen kalın Bu[ara]da :)









Adresimiz ise;

http://bilimkurgumagazin.blogspot.com/

Not: Anlamsız ve anlaşılmaz deneme yazımız var bir tane. Onu sadece kullandığımız tema üzerinde nasıl duracak diye yazdık ;)

1 Ocak 2013 Salı

Eskiden bu vardı (İETT Bileti)

  Öncelikle 2013 size şans, para, sağlık, mutluluk, huzur vs. şeyler getirsin efendim. Başka atraksiyonlar dilememi isteyenler varsa jet ski alacak kadar paranız olur inşallah. Daha ne diyeyim ? Yılbaşı da çok enteresandı. Bulunduğum yerde bütün siteler apartmanda oturanların aidat paralarıyla havai  fişek almış onu da öğrendim. Yani kulağıma gelmedi bu bilgi de nereden baksam bir site otuz tane falan patlattı yani ... Neyse.

 Eskiden bu vardı köşesinde akbillerin ve İstanbul kartın olmadığı zamana uğruyoruz. O zamanlar bilet vardı efendim. Teknoloji ile çok haşır neşir olan yeni bünyelerin bunu hatırlaması imkansız. Tanıtacağım bu bilet biraz daha farklı en eskisi evde duruyor fakat nereye koydum bilemedim. Aslında ilkini bulunca da onu ekleyeceğim onun yazısı ve hikayesi biraz daha farklı olacak. İlki biraz daha saman kağıdı idi. Öğrenci mor veya gri renklerde oluyordu. Sonra bilet ile sanırım biraz sıkıntı oldu ve biraz daha şekli şemali değişti. Bunun içine atılan kutusu da farklıydı. Kabul ederse ışık yanıyor sonra da içerisindeki kağıtlar öğütücüden geçer gibi kıyılıyordu. Nostalji nostaljidir diyerek evimizin bir köşesinde hala duruyor ve sanal alemde de sizlere sunuyorum efendim.


11 Aralık 2012 Salı

Efes Pilsen Blues Festivali 23

 Bize uzun gelen bir aradan sonra soluğu bir blues festivalinde almak oldukça keyifliydi. Gerçi hepsinin tadı farklı. En son 21. festivale gittiğimi hatırlıyorum, 22. olan festival geçen sene Van depremi nedeniyle sona ermişti erkenden.

 Bu sene yine birbirinden güzel sanatçılar ve gruplar yer aldı. Blues'un olmazsa olmazları mızıka ve slide çalış biçimi yine bizleri kopardı açıkçası. Sahne alan sanatçıları sıralayalım hemen;

Cedric Burnside
Smokin' Joe Kubek & Bnois King
Billy Branch & The Sons of Blues



 sıralama da sahneye çıkışlarla aynı. Cedric abi tek tabanca takılıyordu, sonlara doğru aldı eline sazı başladı çalmaya. Solo atmaya çalıştı, kendine has bir şeyler yaptı fena değildi. Sonrasında Smokin' Joe abiler geldi, bu grubun sololarını ve çalış biçimini çok sevdim. Normalde baktığınızda hani blues formatında ürün verdiğinizde hep birbirine benzer gelir ya bunlar biraz daha farklı. Bu güzel atraksiyonlardan biri de vokal+gitarda olan abimizin gitarı dillemesiydi ama şaşırtmadı ki Steve Vai'den biliyoruz bu şovları. Dedim içimden acilen ikisinin dilleme konusunda kapışmaları lazım tabi gitarda :D

Bu da bittikten sonra Billy Branch & The Sons of Blues grubuna sıra geldi. İlk başta normal tempoda gitti içimden de diyorum "Ya bunlar bir yerde coşturacak" sonra tabi mızıka geldi, güzel sololar geldi. İş yerini buldu. Unutmadan en son da "Lambaya Püf de" parçası gelince şok oldum :D arkada halay çekenler falan. Şaka maka işi kurtardılar yani. Yine kıymetli bir blues konseri oldu, pişman da olmadım ki yamulmuyorsam dört tane konsere gittim. Efes Pilsen bu işi çok iyi yapıyor ve düzenliyor. Ritim tutup, oynamaktan belimi ortadan ikiye ayıran organizasyonculara da çok teşekkür ediyorum bu[arada]n


 Performansın çeşitli videoları mevcut lakin elimdeki dosya boyutları fazla olduğundan ve upload (karşıya yükleme) hızım yavaş olduğundan önümüzdeki haftalarda güzel videoları ekleyeceğim. Aralarında en beğendiğim olan Smokin' Joe'nun Healthy Mama parçası :)







Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı