Bu yazım yine geç gelen ama geç gelip de güzel gelenlerden birisi canlarım,cananlarım hanimiş de hanimiş annesinin kuzusu demeye hiç gerek yok şaklabanlığı başka bir sefere erteleyelim.
27-29 Mayıs 2011 tarihi size belki "Aaaa tamam ya" veya "N'olmuş lan o tarihte?" ya da "Ne diyor bu dümbük?" dedirtebilir.Keza benim için özellikle 28 Mayıs Cumartesi çok şey ifade ediyordu.Ulen (bunları yazarken de acayip pisboğazım kurabiyeleri götürüyorum) acayip yazı yazıyorum heaaa.
Michael Stipe Istancool kültür sanat festivali kapsamında İstanbul'a geliyordu.Yine R..E.M. konserindeki gibi heyecanlanmıştım :D hani bazen de rüyalarımda görmek istiyordum evet fazla kasmışım gibi gözüküyor ama öyle normalde nedir? Rüyada ne görürsen odur ama benim manyaklığım da işte hem R.E.M.'in İstanbul'a gelmesi hem de Michael'ın gelmesini istiyordum bu ikisi de oldu.
Peki Michael Stipe İstanbul'a neden geldi? Ne yaptı? Ne söyledi?
R.E.M. 2011 senesi içinde "Collapse Into Now" adlı stüdyo albümünü çıkardı.Değişik tadlar barındıran bu albüm için bu sefer kahramanlarımız turneye çıkmak yerine,bayrağı başta Michael Stipe taşıyarak seçkin yerlerde albüm içindeki parçalara birer video klip çekildi şu anda baktığım kadarıyla boş yok :) ve bunu kısa film-sohbet şeklinde izleyenlerle buluşturuyordu.Gerçekten güzel bir fikirdi. Yine şanslıların en şanslılarıydık ki,orada oynatılan iki tane video klip ilk defa İstanbul Pera'da izlendi.Sırasıyla "That someone is you" ve "Me,Marlon Brando,Marlon Brando and I" klipleri çok hoşuma gitti.Özellikle Marlon Brando'nun genç hali ve arşivden çıkarılmış videoları bir hayli etkileyiciydi,hele o bayanlarla konuşurken ki mimikleri falan.Sürenin de yavaştan sonuna gelinmişti bi kaç soru cevaplandıktan sonra herkes yavaştan dağılmaya başladı.Ben de ufak hayal kırıklığı ile gözümü kapıya çevirmişken birden ayaklarım kendini aşağıya doğru bıraktı istemsizce ve sahneye geldiğimde inanamıyordum :d Michael ile karşı karşıyaydım.O kadar sene bekleyiş,o şarkıları nasıl yazdığını anlamak,düşünmek... Yanıma da bir sürü konser DVD'si ve albümleri almıştım imzalatırım diye ve bunu da gerçekleştirdim.Özellikle de Michael'a Parallel DVD'sini verdiğimde biraz tebessüm etti ardından R.E.M. çift CD'li Best of'u verdiğimde de.Sanırım İstanbul'daki fanlarından haberdar değildi ya da en azından bunu imzalatmayı beklemiyordu.Neyse onları da hallettikten sonra dedim e artık bir de fotoğraf çektiririz.Onu da gerçekleştirdim,teşekkürlerimi sundum.Çok nazik ve alçak gönüllü birisiydi.
(Foto biraz bulanık arkadaşım :D heyecandan tir tir titriyordu Allah'tan çoklu moddaydı da bu en düzgünlerinden biri çıktı :) ya keşke daha güzelleri olsa derken gettyimage'dan bana foto attı orada da tam Michael ile bakışırken çıkmışız valla acayip sevindirik oldum şimdi de Flickr'da eklemişler her ne kısmetse 10 fotoğrafın 8'inde yine benim imzalattırdıklarım var şans mı desem ne desem bilemedim)
Şunu söylemek istiyorum ki ikon olmak,bastıra bastıra yön verebilmek değil.Sessiz ve usulca ama yine seni bilerek örnek olmak ve başarılı işler yapmaktan geçiyor.
Efendim Istancool'un Michael Stipe ile ilgili olan versiyonunu birinci sayfası burada kapanıyor ikincisi için yine devam edeceğiz.
Herkese iyi haftalar dilerken biraz da kendime de dilemek istiyorum huzurlarınızda çünkü pek de iyi görmüyorum kendimi.Bunun nedenine gelirsek şu iki haftadır müzik seçimi konusunda biraz yoldan çıkmış olmam sanırım.Ne olduysa iki üç tane güzel elektronik ve trans parça dinledikten sonra yine o tür parçalar arayışına girdim ve bendeniz iyice sıyırdım kafayı :)
Özellikle de geçen yine Armin Van Buuren abimizin youtube'da A State of Trance (radyo programıymış) 439 başlıklı bir parçası vardı,tabi parçanın adı bu değil çıkarılmış olan albümü etiketlemiş denyolar :D bunu yolda dinleyen iki kafadar da arabaya kamerayı koymuşlar,basmışlar gaza izlemesi keyifli güzel bir video klip olmuş aslında klibi sonuna kadar izler misiniz? Bilmiyorum acayip uykumu getirdi ve sevdim.
Birde bundan taaa kaç ay önce ben yine bir zehirlenme yaşadım müzikal anlamda bu seferde emel sayın,zeki müren dinlemeye başlamıştım.Anlam veremedim kendime,başkaları versin istedim ama onlarda beceremedi.Yanlış anlaşılmasın Emel Sayın ve Zeki Müren'de gerçekten başarılı işler yapmıştır ama hani ne ben o tarafta bezi olan bir adamım ne de o müzikler bana gelir ama işte arada böyle oluyor :D içimiz mi yaşlandı ne oldu?
Armin Van Buuren abimizi sevmemizin başında da arkadaşımın bana ilk olarak "In and out of love" adlı parçasını dinletmesi ve buna bir de bizim video klip çekmek isteyişimizdi.Geçenlerde yine konserlere bakınırken baktık ki kendisi de Türkiye'ye geliyormuş.Hayırlı olsun.Eğer Trance Müzik sevenleriniz varsa mutlaka kaçırmasın ;)
Şimdi ilk olarak şu youtube'da beğendiğimi ve sonrasında da bizim video klip çektiğimiz parçayı huzurlarınıza sunuyorum.Unutmadan ekleyeyim eğer olumlu olumsuz klip ile ilgili görüşünüz varsa lütfen yorum yapmaktan çekinmeyin ;)
Merhabaaaaaaaaa adlı yazının ikinci ayağı olan bu yazımda da yine etkinliklerden devam ediyoruz yola.Bu sefer Temmuz'un 2 ila 3'ü olduğunda bizi One Love Festival karşılayacak.One Love festivaline ilk gidişimolacak eğer gidebilirsem.Haberlerini takip ettiğim kadarıyla chill out ve indie rock arada bazen de elektronik müzik icra eden gruplar geliyor hem de boş olmayanlar.Bu senekiler de iyi hatta aşşağıya 2011 Festivalinde olacakları yazayım koyu renkte olanlar benim dinlediklerim yani en azından bunlarla biraz müziksel anlamda tanışıklığım var olanlar.
Ana Sahne
Suede Manic Street Preachers Happy Mondays
Editors
Cake
Nneka Büyük Ev Ablukada
123
Neşeli Milis
Sade
Radyo Babylon Soundsystem Senin Sahnen
Yora Onor Bumbum
Kitschcraft
Farfara
Seni Görmem İmkansız
Gözyaşı Çetesi
Eva
Kırık Çizgi
Parti Çadırı
Oldies but Goldies
Novak 3D Disco
Burada da en çok Editors ile Cake'in geleceği için sevindim.Bakalım bu festival nasıl geçecek;Aşşağıda bir kaç tane performans sunuyorum sizlere belki biraz kafanızda şekillenir bazı şeyler en azından gitmek için;)
Not: Etkinlikte önemli bilgi olarak 24 yaş uygulaması not düşülmüş bunu da buraya yazmak isterim.
Ekstra bir şey daha paylaşmak istiyorum :) bu son zamanlarda ben de unutkanlık mıdır artık tam adını koyamıyorum,gideceğim konserin tarihini son anda hatırlıyorum.Mesela ilk Maroon 5 konserinde öyle olmuştu günleri unutmuşum ve "Yahu bu konser ne zaman olacak be?" derken takvime bakma ihtiyacı duydum ve sonunda ertesi gün olduğunu gördüm yani bakmasak gidemeyeceğiz,keza diğer başka bir kaç konser.
Editors-Munich
Editors-All Sparks
Burdan Editors için notumu ekliyim kendileri yaptıkları açıklamada aslında gerçek Interpol grubu olarak kendileri olduklarına inanıyorlarmış :) benim kendi düşüncem şu yönde parçalarının lezizliği konusunda bana Editors daha ilgi çekici geliyor ama performans olarak interpol sanırım öne çıkıyor.
Cake-Never There (bunu bilmeyen yok sanırım)
Cake I will survive
Manic Street Preachers-She is suffering
26 Haziran olduğunda Kuruçeşme Arena'da bir fırtına esecek; Jamiroquai
Kendisi performansı ve sıradışı çizgisiyle diğerlerinden ayrılıyor.Hatta bilmeyenler varsa İngiliz Kraliyetinden de şovalyelik ünvanı var kendisinin.Gitmeyi çok istediğim bir konser fakat bilet fiyatlarının açırı derecede fahiş olduğunu görünce bir iki adım geriye doğru gittim.
Yine uzun bir aradan sonra merhaba.Bu sefer ara vermemin sebebi ise nisan ve mayıs ayının yoğun geçmesiydi iş olarak.Üstüne bir de bir hafta Trabzon'da bulundum normalde ben Karadeniz fıkrası bile anlatamam ama bir hafta daha kalsaydım yavaştan çünkü "Ha bakayum" gibisinden hitab şekilleri hafiften başlamıştı ve Karadeniz şivesi kaptım inanamıyorum :D bendeniz taklit bile yapamayan özellikle Karadenizlillerin bundan sonra daha başarılı işlere imza atacağım ;)
İstanbul'a ayak basar basmaz hemen yine gözüm etkinliklerdeydi.Geçen sene kaçırmanın verdiği büyük üzüntüsü olan Swingle Singers bu sene yine ülkemizde 22 Mayıs 2011 tarihinde CRR'da (Cemal Reşit Rey'de sahne alacak) saatlerimiz 20:00 olduğunda ışıklar sönecek ve acapella'nın sihirli dünyasına gireceğiz şahsen canlı hiç dinlememiştim :) Elemanlarımız acapella tarzı müzik yapıyorlar yani demek oluyorlar ki enstrüman yok sadece kendi doğal sesleriyle.Haydi bakalım bir kaç performanslarına ;)
Görevimiz Tehlike'den bir kuple
Sonra en çok gelmesine sevindiğim bir grup da INTERPOL oldu açıkçası ilk duyduğumda inanamamıştım.Sonra geleceği resmileşince koşa koşa biletimi aldım.Ön grup olarak Mor ve Ötesi sahne alıyor bilginize.Kendileri indie rock icra ediyorlar alanında en başarılarından biri diğeri de editors adlı grup.Evil ve Success parçalarını canlı dinleyeceğime inanamıyorum.Hı unutmadan nerede sahne alacak derseniz; Küçükçiftlik Park'da.
Daha bitmedi ardı ardına nur yağıyor sanki.Sonisphere bu sene daha bir bomba olarak geliyor.Tek kelime "Iron Maiden" sanırım gazınızı almıştır. :D Ardından da deli gibi kudurtan bir grup olan Slipknot geliyor.Buna gitmeyi çok istiyorum fakat bilet fiyatı gerçekten pahalı geldi bu gruplar için normal gibi gözüküyor ama ne bileyim valla çok pahalı geldi.
Mart Ayı iyi ki de gitti,biraz olsun şu yoğun ve daraltı psikolojisinden kurtuldum gibi.Nisan 1 ve şakaları olmadan da nefes almaya başladık çok şükür.Nisan 1 için Google klasik şakalarından birisini yapmış yine bakalım neymiş?
Bakalım neymiş bu 1 Nisan şakası Google'ın :)
Gerçek olduğunu mu sanıyorsunuz hala ? :D bir yüzünüzü yıkayıp gelin isterseniz.
Farelerin cinsel yönelimi
Yahu arkadaş bu bilim adamları var ya bu bilim adamları tam sopalık yeminlen.İşi gücü yok sıkılıyor tabi ortamda bilgisayar hak getire sadece araştırma için,alkol bilmiyorum nasıl içiyorlar hani bilim adamı ya yüz göz olmaz bizim gibi :) sonra pek fazla netten de takılamıyorlar böyle salak salak işlere imza attım diye manyak manyak ortalarda dolaşıyorlar.Bu sefer Çinli bilim adamları olaya el atmış,iyi bok yemiş diyorum huzurlarınızda.Hayvancağızın serotonini de aldılar ah yavrum benim ya.
Şoka girmek elde değil
Bu aralar gündemi biraz meşgul eden bir problem vardı.Öğrenci andının iptal edilmesi.Bunu ilk okuduğumda nasıl yani diyerek yine kendime olan sorumu yönelttim ve yine baktım,düşündüm.Daha önceleri de resmi kurumlarda Atatürk Fotoğrafı kaldırılacak diye bir yaygara ortaya çıkmıştı ama bu kadarı da pes ya birileri sabrımızı taşırmaya çalışıyor ya da artık neyse...
İşin komik tarafı da bu iptali isteyenin kim veya hangi kurumun olduğu.Komik aslında,rezil olsun diye açıklayacaksın.Daha önceden BDP'liler Diyarbakır'da bu iş için bir öğrencinin her sabah okunan ilköğretim okullarındaki andımız için muaf durumunu istemişti.Olayların bu yönden doğduğuna inanıyorum.İstedikleri kadar kışkırtmaya gitsinler ama yerin dibine az kala uyanan bir çoğunluk geliyor sonumuz darbelerde ki gibi olaylı olmasında,hak yerini bulsun.
Daha hızlı dahaaaaaaaaaaaaaaaaa
Hız,herkese göre değişen bir devamlılıkta ilerliyor.Yavaşlık da bir hız değil mi?Kararlı bir ilerlemede ve süratle devam ediyor.Google internet ortamının babası olmak için sanırım bu projeyi başlattı ve sonunda test için karar kıldıkları eyalet Kansas oldu.2012'de denemelere başlanacak Kansas'da internet hızı 1Gbps olacak yanlış okumadınız.Hani bizim süründüğümüz 1 Mbps var ya onun artık kaç katı düşünün.İnternetten youtube videoları veya online izleme siteleri çerez gibi açılacak çat çaat.Bunu zorlamak içn yapmanız gerekenler belki üç boyutlu nette gezinen büyük beyaz perde yapıtları olacaktır.Yani bir haftada kararlı bir yapınız olduğunu düşünün sistemli bir şekilde tüm interneti sömürebilirsiniz.Tabi aklıma şu geldi,tamam Kansan eyaleti 1Gbps ama diğer yerlerden edineceği bilgiler normal fiber optikten en yüksek hızda gelecek ama 1Gbps değil o hızı nasıl dengeleyecekler.Neyse üzümü ye,bağını sorma ;)
Film Festivalleri başladı bildiğiniz üzere İKSV Film için çok şey yazamıyorum yönetmen ve oyuncu ismi hatta normal ismi bile ilk başta hafızam kabullenmediğinden dolayı belleğe kazımak için uğraş veriyorum ama olmuyor.Gündüz vakitlerini de ayıramadığımdan pek değil hiç gidemedim ya birilerinden temin edip izliyorum ya da arkadaşlara takılıp evde o gün film günü yapıyoruz.Sevdiğim NTV yayın kuruluşu da çok iyi bir hamle ile ödüllü belgeseller kuşağı yapmış.Gece saatlerine yakın olanlar var bir tanesine gitmeyi planlıyorum bakalım.Söz vermiyorum kendime o zaman olmuyor çünkü.
Baba evin direği.Evde yemekleri pişirten eve kazancını getiren.Yılmadan bıkmadan çalışan,bazen canı tak etse de yine yoluna devam eden kişi baba.Bazen de örnek alınacak çocukluk kahramanınız.Şiir gibi oldu be :) peeeah
Neyse efendim Şahan Gökbakar'ı Recep İvedik rolüyle görünce kabullenememiştim gerçi fanı da değilim ama hani ne bileyim işte.Kendisi ve kardeşi Togar Gökbakar ile bir "Kendi gözleriyle baba" kısa filmini çekmişler bence güzel de olmuş,kendimden de bir şeyler buldum.Hafif duygulandım.Hadi izleyelim.
Sona kaldı ama,
Sona kaldı evet ama çok güzel haberler bunlar.Birincisi Büyük Ev Ablukada 8Nisan Babylon konserinden sonra 24 Nisan Pazar günü saat 18:00'da İKSV'de Çay Saati konseptiyle konser verecek bunu kaçırmayın derim.
İkincisi de geçen yazımda bahsettiğim Melis Danişmend.20Nisan'da Ghetto'da olacak.İnşallah gidebilirsek ona da hep birlikte ya ağlarız ya uçarız bir yerlere ya da bir duvara yaslanıp eşlik ederiz kendisine.Bin doz öfke,bin doz bela ile videomuzu da yayınlayalım;
Bu da daha önce Ghetto'da konser öncesi "Kettle" parçasına ısınırken,
Sıra geldi biraz gazlanmaya
Geçen sene tam bir metal cümbüşü olmuştu Ülkemiz Sonisphere ile bu senede aynı gelenek bozulmadı ve ikincisi geliyor.Headliner olarak sıkı durum IRON MAIDEN ve özellikle de bilet almak için gaza getiren Co-Headliner olan Slipknot.Tabi bakmayın hep Jazz-deneysel takıldığımıza çoğu durumlarda gerçi bu sene hep sakinliğim üstündeydi ondan mıdır jazz'a kaymıştım.Metal ve Rock (Rock-Metal türevleri) arasında dolaşırdık.Böyle performanslı gruplar gelince de dayanamıyorum.
Sevdiğim ve biraz da insanı tokatlatan Slipknot'dan Vermillion
ve hayatımız bu şekilde akıp gitmeye devam eder,biz yine kendi hobilerimize döner,parçalar kaydeder ve etkinlik peşinde koşarız ve işimizi yaparız.Kalın sağlıcakla ;)
Hayatın en ince detaylarında mutluluklar saklı,görebilenlere ne mutlu.Biz bundan zevk alıyoruz ve etrafımızda olup biten mantık çerçevesinde gözüken salaklıkları hizaya dizip parmak uçlarına cetvel ile vurup,makaraya alıyoruz.Bakmak ile görmenin arasında ki gibi bizde inciğini-cıncığını çıkartıyoruz bazen yüzeysel bile gelse hoşaf ediyoruz.Duygularımızı akıtıyoruz.Politik duruş içinde,duygular içinde,komediden,drama.Ha unutmadan bir de bakkalın defterine borç yazdırıp,ekmeğin ucunu kemiriyoruz.