8 Ekim 2011 Cumartesi

Eğlence geldi,çattı

 Merhaba ve yine merhaba canlar,ballar,mini mini birler.Son üç ay içerisine baktığımızda sayısız olaylar oldu,takip derecem fazlasıya yüksek fakat bunu sunuş biçimi gerçekten önemli.Sallamasyon yapıp da yazabilirim,kopyala-yapıştır da yapabilirim ama bana samimiyetsiz gelen bir durum.Yapamıyorsam çabalarım ama hoşuma gitmiyorsa yayınlamam,söylemem,göstermem (Annem göster ama elletme dedi.Hay Allah! :D ) yine bokunu çıkarmadan bu seneki Akbank caz festivali ve Efes Blues Festivali hakkında bilgilendireceğiz elimizden geldiğince araya başka atraksiyonlar varsa onları da sıkıştıracağız.

Not: Yazıyı bitirmeden bekleteceğimize,her gün festival başlayana kadar ekleme yapma fikri bize iyi geldi, kaslarım gevşedi.İnanmazsın baş ağrılarım gitti.

 13 Ekim- 03 Kasım Tarihleri arasında düzenlenecek olan 21. Akbank Caz Festivali bu sene on il gezecek.
 İstanbul                          Adana
 İzmir                              Kayseri
 Eskişehir                        Konya
 Ankara                           Bursa
 Van                                Erzurum









 Bu sene,biraz alışılmışın dışında bir tür yapan White Mink Babylon Lounge'da sahne alacak.Swing tarzını elekronik müzik artı caz ile harmanlayan bu grup gerçekten de hakkını veriyor.Birbirine uzak gibi görünse de performansları aksini söylüyor.



Bassdrumbone

İsime bakınca şıp diye anlayabileceğiniz bir grup ama tarzlarını belli kalıba sokmak mümkün değil.Trambonda Ray Anderson,davulda Gerry Hemingway,bas gitar ve kontrabas Mark Helias görev alıyor.

Pork parçasıyla sizleri başbaşa bırakıyoruz;


Boğaziçi Caz Korosu

 O kadar çalışma,hırs ve yılmadan istediklerini alacaklarının göstergesi olarak örnek verilebilir Boğaziçi Caz Korosu için.Açık açık biz bunu yapıyoruz ve sizden destek bekliyoruz dediler,video yayınladılar.Emeklerinin karşılığını aldılar.

Bkz. Desteklemek
 Avustuya'da düzenlenen Dünya Caz Korosu şampiyonası'nda Dünya Şampiyonu olmalarından çok bir de biletlerin tükendiğine sevindim. Umarım sadece tv'lerde veya sağda solda duyulduğu için gitmiyorlardır gidenler.Benim yerime de keyifle dinleyin diyorum.



123

123'ü bu yaz One Love Festival'de sahne alırken gördük fazla bakamadım ama albümlerinde değişik havayı yakaladım.Vokalde Dilara Sakpınar, klavyede Burak Irmak, bas gitarda Feryin Kaya, davul ve back vokalde Berke Can Özcan var.Yumuşak melodilerle trip- hop ve caz arasında giden değişik bir yolda kendi çizgilerini çiziyorlar.



devam ediyoruz bizden ayrılmayın ;)

2 Ekim 2011 Pazar

Tazecik

 Bu köşede fazla geç kalmadan yeni albümleri tanıtıyoruz.Hatta suratınıza suratınıza atıp bir dinleyin diye zorla tavsiye ediyoruz.Yok şaka hiç öyle yapar mıyım? Anne eli değmiş gibi anlatacağım,yumuşak yumuşak ohh.

  Yeni albüme imza ata ilk grubumuz RHCP (Red Hot Chili Peppers) bu sefer ki albümleri bana çok saf funk olmasa da o tarafın ağırlığını hissettiren bir albüm yapmış.Albüm kapağı da pek hoş olmuş,titreme geldi içimden :D grupta gitarist olan John Frusciante abimizin yerine Josh Klinghoffer geldi.Albümde elektro gitar fazla duyulmuyor ofak çeşniler olarak kulağa çarpıyor onun yerine dengeleyici piyano gelmiş çok da hoş olmuş.


Bu saatten sonra diyeceğimiz tek şey var,senelerdir havada kalan şu RHCP geliyor bu sene lafının bir anca gerçek olması.Kuruçeşme Arena olmasın mümkünse gelen kalabalığın yarısı zaten manzaraya geliyor.Konserle alakalı yerler yapalım duyanlar,duymayanlara anlatsın ;)





RHCP'dan bir de Factory of Faith'i beğendim;

 Pamuk Sesli Prenses

 Pamuk sesli kategorisine dahil ettiğim az sanatçaılardan biri olan Feist abla da yeni albümünü yayınladı Metals.Kendisinin terapi doktoru olmasından şüpheliyim hem rahatlatıcı hem de huzur verdiren parçalara imza atıyor ailece olmasa bile sülalece dinliyoruz dersek yanlış bir ifade kullanmış olmayız.Kendisini 1-2-3-4 ile keşfettik hatta şöyle ki marka ismi vermeyeyim bir mp3 çalar reklamındaki şarkıdan keşfettik o,bu,şu derken bu güzeli bulduk.

 Not: The Bad in Each Other parçasını bulabilirseniz onunla başlayın ;)



 How Come You Never Go There parçası ile başbaşa bırakıyoruz.



 Kasabian

 Club Foot albümünden yine albümle aynı ismi taşıyan parçalarıyla şöyle tek kaşı kaldırmış dede gibi baktırdı kendilerine ve dikkatleri üzerlerine çekti ve itti sonra yine çekti.III. albümleri olan ve çok sevdiğim eskiden yaşamış olan bir dinazorun adını vermişler; Velociraptor.Ezgilerine baktığımızda eskilerin tadı olduğunu görüyoruz yani 80'lerin tadı yakalanmaya çalışılmış gibi.Hatta gitar sound'u bile öyle yani valla bak adamlar yaylı grubu bile eklemiş değişik bir aleme akıyor hafif saykodelik tıngırtılar da mevcut,zaten acid turkish bath diye bir parçaları da var :)







182 defa maşallah 

 Kıpır kıpır bir enerjiye sahip olan Blink-182 2003'de kendi isimleriyle aynı adı taşıyan albümleriyle bizi uğurladı.Bundan sonra herkes solo projeleriyle haşır neşir oldu taa ki 2011 çıkışlı Neighborhoods albümüne kadar. Belki bu kadar aradan sonra biraz daha oturaklı bir ritimde devam ederler diye düşünüyordum ama fazla değişmemiş yine punk-rock ezgileri devam ediyor.





Up All Night parçasına klip çekilmiş;










şimdilik bu albümleri tanıttım,bir iki tane daha olabilir,onları da ekleyeceğim efenim.Hadiyin görüşürük.

Arkalara doğru ilerleyelim lütfen!

 Sabahtan işlerim vardı,halletim ve eve geldim.Geldiğim gibi de kafayı hoooop yastığa emanet ettim.Öyle bir uyumuşum ki dışarıda saç traşı olmak istemeyen veletin anırması bile uyandırmadı beni.İsterse dabıl anırsın umrumda değil,saçları bülbül yuvası gibi dolaşır.

 Bu[ara]da anne-babalara çok büyük görev düşüyor.Zaten sebzelere kendi çaplarında savaş ilan eden bu bünyeler ilerde makaslarla veya traş bıçaklarıyla hayata negatif bakacaklar.Böyle olsun kimse istemez,haydi gelin hep beraber bu küskünlüğe son verelim diye saçma sapan şirinlik taktikleriyle bu iş olmaz.

 Çözümü sevgiyle yaklaşmak.N'oooldu? Şaşırdınız değil mi? Valla siz çocuklarınızı traş ettirirken ben tüm İstanbul çapında akbilleri İstanbul Kart'a dönüştürüyor olacağım bu da başka bir ayrıntı.Sevgi dedik,saç dedik,kıl-tüy dedik.Bir dondurmayla ne bileyim ya da elinde balonla berbere götürün yok balon patlar şimdi berberler bazen heyecanlanıp,havada makaş şaklatıyor o zaman bütün planlar suya düşmesin.Dondurma da kıllanır ama kıllı dondurmadan bir şey olmaz.O kadar İsveçli bilim adamı test yapıyor hergün.Boru değil,pipet.Çocuğumuz bu alışkanlığı kazandığında sizden zaten ömür gidiyor biliyoruz aynen şu laflar çıkacak "Ay ömrümden bir beş sene gitti" kimi yörelerde bu altı,yedi,sekiz olarak değişiyor.Metropol kesimde dört olmuşluğu da vardır.Sonra aşağıdaki ablamız gibi kafayı ister F-16 Tomahawk füzeli,isterseniz de Apache Helikopter modeline bürüyebilirsiniz.

Yazımızın ilerleyen sayfalarında,bizden iki kişilik tahtalı köye bedava tatil kazanabilirsiniz.Bizden ayrılmayın!

  Burası kurak,evet tam bu[ara]ya

 Hayatta bazen gördüklerimiz kimi zaman üzüyor kimi zaman sevindiriyor.Kimi zaman da öyle değişik duygular tattırıyor ki sevinç ile şaşkınlık arasında kalıyoruz,diğerinin t-shirt'ünü de çekiştirip bak ulen oğluuuum diye cama yapıştırıyoruz.İşte bu fotoğrafta o güzel anlardan biri.Biz yeryüzünde küçücük,minnacık gezerken sadece üstümüze yağan yağmuru görüyoruz ve dans ediyoruz. 

 Bu tad içinde başka bir anım daha var.O da Kanarya Adalarından dönerken altımızdan geçen uyuyan şehirdi.Üstüne üstlük uçakta Güneşin doğduğuna şahit oldum :) böyle mükemmel duygular uyandıran anlar insanı daha mutlu ediyor kanımca.Kinder Sürpriz mi,bu mu derseniz ben bu kısmı seçerim.Fotoğraf profesyönel olmadığından kusurumuza bakmayınız ancak o kadar somut bir ürün elde edebildik ama görülebilecek kadar da güzel diye düşünüyorum.


Güneş orada ufacık bir nokta gibi gözüküyor ama yirmi dakika olmadan eşşek kadar oldu sevgili okurlar.Uçakta aslında çok şahit olacağınız şeyler var ki ama bazıları sadece havada geçirilen can sıkıntısı olduğunu düşünüyor.Onlara da sadece kolonyalı mendilllerini iyice koklamalarını söylüyorum.




NORVEÇ

 Soğuk ülkeleri sevme hikayem Hollanda ile başladı.Normalde zaten soğuğa gelemeyen bir tipim ama yeminlen abisi var ya yani kendimden geçtiğim ülkelerden birisidir.Neden dersek gerçekten o havayı teneffüs edince sıcacık geliyor ve o aradığım karanlık İngiliz atmosferine sahip.Dağılmadan Norveç'e gelelim şimdi bir kere hayat şartlarının iyi olduğu bir yeri herkes ister tamam orada eşşek gibi vergiler ödüyorsunu ama hiç olmazsa tatil için birebir geliyor.Doğallığı bozulmamış ve sanki film stüdyosundan çıkmış yapılar,yerler var.Yazın dört günlük Alanya macerasından sonra oradaki insanları da biraz tanımış olduk.İklim soğuk ama insanlar sıcak ve hemen  muhabbete başlıyoruz.Zaten bir bizim Ülkede yok böyle bir şey. (Mesela İtalya-Bormio sokaklarında her gördüğümüze selam verebiliyorduk) Norveç olmazsa İsveç-Finlandiya gidilecekler arasında.Sizi iki tane kendinizden geçiren video ile baş başa bırakıyorum,hoşçakalın;


Summer in Norway from Eva Sturm on Vimeo.



Norwegian Skies from Eva Sturm on Vimeo.

23 Eylül 2011 Cuma

Ay çok pardon! Cırt oldu :)

 Şimdiki nesil biilir mi? Peeeeh diye girmeyeyim moralinizi bozmayayım,keyfinizi kaçırmayayım.Eskiden kullandığımız ürünler,giydiğimiz giysiler daha kullanışlıydı ve dayanıklıydılar.Arada tek tük arıza çıkartırlardı.Kapitalist düzende şimdi her şeyin yolu var madem dayanıklı tüketim malzemesi aldın sene sonunu görmeden bozulması lazım ki yedek parçadan kazansın firma. Falanda filan neyse bunu bir de aldığımız giysiler üzerinde de görmek mümkün.Ya yırtılıyor,ya da kolayca deforme oluyor.İstemediğimiz hareketler,atraksiyonlar bunlar.


 Şimdi dışarıya baktığımız zaman cart man,curt man,uçan adam,kaçan adam sürüsüyle kahraman var bizde de var hatta içimizden biri,o içimizden biri olan kişi de Ayşe Teyze :) beyazlar beyaz gibi olmadığı zamanlarda ya da ne bileyim kumaşlar çok yıprandığında yeminlen bak C Vitamini gibi imdadımıza yetişirdi daha doğrusu ev hanımlarının imdadına yetişirdi.Ula bu kim? N'oluyoruz? Demeden olaya el atar anında çözerdi CSI Miami-NY yanında halt etmiş,lehhhhn dağılın Ayşe Teyze bu[ara]da.



Yanda görmüş olduğunuz ablanın dramı da ayrı,valla kaseyi cırtlatmış.Geçmiş olsun diyoruz en kısa zamanda ziyaretine geleceğiz.Öpüyorum :)








Sizi önce çok sevgi dolu bir kazazede videosu ve ardından da Ayşe Teyzemizin videosu ile başbaşa bırakıyorum kalın sağlıcakla.Havalar soğuyor üzerinize bir şeyler alın.


20 Eylül 2011 Salı

Bir dakikada neler oluyor ohooo haberin var mı gurban?

 Sevgi kelebekleri bizden.Poğaça,açma,kısır,pasta,çörekler sizden çünkü ben çok yoruldum geçen haftadan biraz hizmet edin bana iki laflarız bir de altın günü al sana takım çalışması.

 Zaman ne kadar çabuk geçiyor diye günde belki de sene içerisinde çok kullanıyoruzdur bu lafı ama bir dakikaı ele aldığımızda ve bunu Dünya geneline yaydığımızda azımsanmayacak şeyler oluyor.Araştırma yapmışlar (zaten yapmasalar olmuyor bok var) 1 dakikada ( 60 saniye) içerisinde internette neler olduğunu tespit etmişler.Bazılarını sıralamak gerekirse;

60 ve üzeri yeni blog girdisi yapılıyor
70 ve üzeri domain kaydı yapılıyor
600 yeni video Youtube'a upload yapılıyor
13.000 application (uygulama) iphone telefonlara yükleniyor
168 Milyon elektronik posta yollanıyor

daha devam etmeyeyim bayıldım,resime tıklayınca büyüyor dilerseniz kendiniz zevkle okuyun :)

Siz Beğendiniz ;)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı